Milletvekili Kordu, Dersim’deki yollarda yaşanan ölümlere dikkat çekti!

Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de yol güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle yaşanan ölümlü kazalara dikkat çekti. Milletvekili Kordu, yola düşen kaya parçaları için önlem alınmadığını belirtirken, virajlı yollara da bariyer koyulmamasının nedenlerini Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu’na sordu. Dersim’de dağ ve tepelerden otoyollara düşen kaya parçaları, insan yaşamını büyük tehlikeye sokuyor. 7 Temmuz’da Dersim- Erzincan karayolunun 40’ıncı kilometresinde dağdan kopan kaya parçasının seyir halindeki otomobile isabet etmesi sonucu Deniz Doğan hayatını kaybederken iki kişi de ağır yaralanmıştı. Kent genelinde otoyollardaki güvenlik eksikliği nedeniyle Dersim Milletvekili Ayten Kordu, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına taşıdı. “SÖZ KONUSU KAZALAR ÖLÜMCÜL OLMAYABİLİRDİ” DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’deki virajlı yollarda bariyer olmaması ve risk barındıran kayalık bölgelerin çelikle örülmemesi nedeniyle ölümlerin yaşandığına dikkat çekti. Kordu, konuya ilişkin hazırladığı soru önergesinde şu hususlara dikkat çekti: “Bu risklere rağmen mevcut yolların yeterli bakımı yapılmadığı gibi bu zor coğrafyadan geçen yolların daha kullanışlı ve güvenlikli hale getirilmesi, yüksek maliyetler gerektirdiği gerekçesiyle sürekli ötelenmektedir. Özellikle dar viraj olan yerlerde koruyucu bariyerlerin olmayışı, kayalık alanların çelikle örülmemesi nedeniyle sıklıkla kazalar yaşanmakta, uçurum ve engebeli olan noktalarda taşların yuvarlanması nedeniyle ölümcül kazalar yaşanmaktadır. Son olarak 07.07.2024 tarihinde Dersim- Erzincan karayolunun 40’ıncı kilometresi, Zagge mevkisinde dağdan kopan kaya parçasının seyir halindeki otomobile isabet etmesi sonucu Deniz Doğan (24) hayatını kaybederken O.T. ile A.K. (20) ise yaralanmıştır. Oysa burası çelikle örülmüş olsaydı böyle bir ölümlü kaza yaşanmayacaktı. Yine Munzur Vadisi boyunca su yatağını takip ederek Ovacık’a bağlanan 59 kilometrelik Dersim-Ovacık yolu zaten normal koşullarda bile yetersizken, özellikle yaz aylarında aşırı artan trafiği ciddi endişelere ve kaza riskinin artmasına sebep olmaktadır. Oldukça dar olan Ovacık yolunun büyük bölümü sert virajlardan oluşuyor, tepelerden yola sürekli kayalar düşme riskiyle karşı karşıyadır. Örneğin 21.04.2023 tarihinde Dersim-Ovacık (Pulur) karayolunun 40. kilometresi Tornava bölgesinde özel bir araç, bariyer olmadığı için Munzur Çayı’na uçması sonucu Azat Demiral (21), Mehmet Can Demiral (22) ve Baran Aslan Taş’ın (22) yaşamını yitirmiştir. Bununla birlikte, 20.03.2023 tarihinde Tunceli-Pülümür Karayolu’nda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu otomobilin Pülümür Çayı’na uçması sonucu araçta bulunan iki kişi hayatını kaybetti. Oysa her iki kazanın olduğu yolun güvenlik bariyerleri yapılmış olsaydı, söz konusu kaza ölümcül olmayabilirdi. “KAMU GÖREVLİLERİN İHMALİ SÖZ KONUSU MUDUR?” Milletvekili Ayten Kordu, konuya ilişkin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti: “Dersim- Erzincan karayolunun 40’ıncı kilometresi, Zagge mevkiinde gözle görülür bir şekilde söz konusu riske rağmen uçurumlu alanın çelikle örülmemesinin gerekçesi nedir? Söz konusu kazada kamu görevlilerin ihmali söz konusu mudur? 07.07.2024 tarihinde Dersim- Erzincan karayolunun 40’ıncı kilometresi, Zagge mevkisinde dağdan kopan kaya parçasının araca çarpması sonucunda, 1 yurttaşımızın ölümüne ve 2 yurttaşımızın da yaralanmasına neden olan kaza ile ilgili gerekli önlemleri almayan kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmış mıdır? Dersim’de yollara kaya düşmelerinin önlenmesine yönelik uçurumları alanların çelikle örülmemesi, uçurumlu bölgelerde bariyerlerin yapılmamasının gerekçesi nedir? Bu alanlarda yol güvenliğinin sağlanmasına yönelik bir çalışmanın yapılmamasının gerekçesi nedir?” PİRHA
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Bir can kaybına daha tahammülümüz yok

Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 6 Temmuz’da Pülümür Vadisi’nde aracın üzerine taş düşmesi sonucu Deniz Doğan isimli yurttaşın yaşamını yitirmesi üzerine basın açıklaması düzenledi. Yapılan açıklamada, “Dersim’de son altı ay içerisinde meydana gelen bu can kayıpları, doğal olayların sebep olduğu can kayıpları değildir. Yaşanan can kayıplarına doğrudan doğruya tedbirsizlik sebebiyet vermiştir” denildi. Dersim Ovacık Vadisi’nde Ekber Soylu, Pülümür Vadisi’nde ise Deniz Doğan isimli yurttaşlar araçlarına taş düşmesi sonucu hayatlarını kaybetmişti. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 6 Temmuz tarihinde Pülümür Vadisi’nde aracın üzerine taş düşmesi sonucu Deniz Doğan isimli yurttaşın yaşamını yitirmesi üzerine Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, ‘Vadilerimizde önlemler alınsın. Önlenebilir ölümler ve yaralanmalar son bulsun’ pankartı açıldı. Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklamayı Eğitim-Sen Şube Sekreteri İlhan Öner okudu. “YETKİLİLER BİR AN ÖNCE ÖNLEM ALSIN” Dersim’de son 6 ay içerisinde meydana gelen can kayıplarına doğal olayların sebep olmadığını ifade eden İlhan Öner, “Evet, kaya düşmesi doğal bir olaydır, ancak bu doğal olayın sonucu meydana gelen ölümler olağan ve doğal ölümler değildir. Yaşanan can kayıplarına doğrudan doğruya tedbirsizlik sebebiyet vermiştir. Yetkililer tarafından gerekli tedbirler alınmış olsaydı, kaybettiğimiz canlar bugün aramızda ve yaşıyor olacaklardı. Buradan yetkililere hatırlatmak istiyoruz. Bu karayollarını araçları ile veya yaya olarak kullanan herkes her gün bu tehlike ile karşı karşıyadır. İfade ettiğimiz sorun hayati öneme sahip olduğundan yetkililerin bu önem ve duyarlıkla soruna yaklaşmalarını ve bir an evvel önlem almalarını bekliyoruz. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, genç kardeşimiz Deniz Doğan’ın yaşamını kaybettiği olayın son olay olmasını diliyor, bir canımızı daha kaybetmeye tahammülümüzün kalmadığını buradan hatırlatmak istiyoruz. Dünya kültürel mirası listesine girebilecek ölçüde nadide özelliklere sahip coğrafyamızın, önlenebilir doğa olaylarının insan yaşamına son vermesiyle bilinen bir coğrafya olmasını istemiyoruz” dedi. PİRHA/DERSİM
Ovacık’ta 2 Çobana Yıldırım Çarptı

Dersim’in Ovacık ilçesinde hayvan otlatırken yıldırım isabet eden 2 kişi yaralandı, çok sayıda küçükbaş hayvan öldü. Dersim’in Ovacık ilçesinin Kızık köyüne bağlı Kurdeşi mezrasında hayvan otlatan Barış G. ile Olcay Y’ye yıldırım isabet etti. Köydekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince olay yerinde ilk müdahaleleri yapılan yaralılar, ambulanslarla Ovacık İlçe Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralılar, buradaki müdahalenin ardından Tunceli Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Çok sayıda küçükbaş hayvan da yıldırım isabet etmesi nedeniyle öldü. PİRHA
‘Kayyımla yönetilen bütün belediyelerde yolsuzluk, talan, yağma ve hırsızlık var’

Hakkâri Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki göstermek için Dersim’deki nöbet eylemi 7. gününde devam etti. Kayyımla yönetilen bütün belediyelerde yolsuzluk, talan, yağma ve hırsızlık olduğunu vurgulayan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, “Kayyımla birlikte dilimiz, kültürümüz ve tarihimiz gasp edildi. Devlet, toplumsal muhalefetin yükseldiği her dönem halkı darbe ile susturmaya çalışmıştır” dedi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hakkâri Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın tutuklanması ve yerine kayyım atanması gerçekleştirilen nöbet eylemleriyle protesto ediliyor. Hakkâri Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki göstermek için Dersim’deki nöbet eylemi 7. gününde devam etti. Nöbet eylemine Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, Dersim’deki siyasi parti ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Nöbet eyleminde kayyımla ilgili resim sergisi yapıldı ve Dersimli müzisyenler eyleme destek vererek türküler seslendirdi. “İRADE GASPINI KABUL ETMİYORUZ” Kayyım darbesine karşı eylemlerinin 7. gününde olduklarını belirten DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş, “İktidar, almış olduğu hukuksuz kararı devam ettirmektedir. İrade gaspını kabul etmiyoruz. 8 yıllık yolsuzluk, hırsızlık ve talan ortaya çıkmasın diye belediyelerimize kayyım atanıyor” dedi. “KAYYIMLA BİRLİKTE DİLİMİZ, TARİHİMİZ VE KÜLTÜRÜMÜZ GASP EDİLDİ” Kayyımla yönetilen bütün belediyelerde yolsuzluk, talan, yağma ve hırsızlık olduğunu vurgulayan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, “Kayyımla birlikte dilimiz, kültürümüz ve tarihimiz gasp edildi. Devlet, toplumsal muhalefetin yükseldiği her dönem halkı darbe ile susturmaya çalışmıştır. Faşizmle mücadele eden herkes 13 Haziran’da Hakkâri’de bir araya gelecek. Hakkâri’deki o güçlü ses bu ülkede zulme karşı barışı inşa edecektir” diye konuştu. PİRHA/DERSİM
ÖZEL HABER – Mehmet Atlı ile 30. Yıl Söyleşisi: Müziğin ve Kültürün İzinde

Dersim, 30 yıllık müzik kariyeri boyunca Kürt müziğinin önemli isimlerinden biri haline gelen Mehmet Atlı’yı ağırladı. İstanbul’da başlayan müzikal yolculuğunu, Diyarbakır’daki gençlik yıllarından günümüze kadar uzanan deneyimlerini paylaşan Atlı, sanatını nasıl şekillendirdiğini ve kültürel çeşitlilikten nasıl beslendiğini anlattı. İstanbul’un kozmopolit yapısının ve Kürtçenin farklı lehçelerini tanımanın müziğine kattığı derinlikleri vurgulayan sanatçı, modernleşen ve kentlileşen Kürtçenin önemine dikkat çekti. Atlı’nın bu samimi söyleşisi, müziğin bireysel ve toplumsal dönüşümdeki rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. Müzikal Yolculuğun Başlangıcı Atlı, saz çalmaya Diyarbakır’da ortaokul ve lise yıllarında başladı. Ancak o dönemde dar bir çerçevede olduğunu belirtti. İstanbul’un kültürel çeşitliliğinin müzikal perspektifini genişlettiğini aktaran Atlı, şehrin farklı coğrafyalardan gelen insanları tanıma fırsatı sunması, müzikal anlayışını derinleştirdiğini vurguladı. “Diyarbakır o zamanlar nispeten küçük bir şehirdi. Bildiğim, yakın çevrem, okuduğumuz tek tip kitaplar vardı. Coğrafyamıza dair duyduğumuz şeyler vardı ama İstanbul gibi büyük bir şehre gidince çok daha geniş bir dünya ile tanıştım,” diyor Atlı. İstanbul’a gidişiyle birlikte birçok farklı Kürt lehçesini ve kültürel zenginliği tanıma fırsatı bulduğunu ifade etti. “Sadece Diyarbakır’da konuşulan Kürtçeyi değil, örneğin Ağrı’da, Van’da, Cizre’de ve Şırnak’ta konuşulan Kürtçeyi İstanbul’da tanıdım. Bir Zazaca biliyordum ama Dersim’de konuşulan Zazaca’yı İstanbul’da öğrendim.” 1990’lı Yılların Zorlukları İstanbul’da karşılaştığı kültürel çeşitlilik, Atlı’nın müziğini şekillendirdi. Farklı Kürt lehçelerini ve Zazaca’nın çeşitliliğini öğrenme sürecinde, folklorik ezgiler ve Kürt şiirleri üzerinde çalışmalara başladı. Atlı, müzikal kariyerinde önemli dönüm noktalarını paylaşarak, 1990’lı yılların başlarında Kürtçe üzerindeki baskıların yoğun olduğu dönemde üniversite öğrencisi olarak aktif bir şekilde Kürt müziği çalışmaları içinde yer aldığını anlattı. “O dönemde Kürtçe’yle ilgilenmek tehlikeli bir işti. Eski kasetleri, plakları dinledik ve bir repertuvar çalışması yaptık. Diyarbakır’da olsaydım belki bu kadar açılmayacaktı ufkum ama İstanbul’da kendi çalıştığımız kültür merkezinde Kürtçe müzikte derinlemesine bir araştırmaya giriştik,” diye ekledi. Müzikal Çalışmalar ve Repertuvar Atlı, müzikal çalışmalarının üç ana hat üzerinde ilerlediğini belirtti: folklor üzerine çalışmalar, Kürtçe şiirleri bestelemek ve kendi şarkı sözlerini yazmak. “Folklorun zenginliği karşısında hayranlığa kapılırsınız. Ne yapacağınızı bilemezsiniz. Sanki her şey söylenmiş gibi gelir size,” diyor Atlı. Bu zenginliği yorumlayarak modern bir hale getirmeye çalıştığını ve kendi gerçekliğini anlatmanın önemini vurguladı. “Ben ne anlatacağım? Ben de anlatmaya değer ne var? Kendi gerçekliğimi anlatacağım. Mehmet olarak, birey olma hallerimi anlatacağım.” Kürt Müziğinin Modernleşmesi Mehmet Atlı, Kürtçe’nin modernleşen ve kentlileşen bir dil haline geldiğini vurguladı. 30 yıl önceki medya ortamı ile günümüzdeki medya ortamı arasındaki farkları dile getirerek, modern Kürt kamuoyunun oluşumuna dikkat çekti. Atlı, müziğin bu süreçteki rolüne değinerek, Kürt kamuoyunun oluşmasına ve Kürt müziğinin gelişimine katkıda bulunduğunu şu sözlerle anlattı: “Kürtçe modernleşiyor, kentlileşiyor. Çünkü Kürtler kentlileşiyor. Kırsal ortamlarından, köylerinden kopuyorlar. Kentlere akıyorlar özellikle büyük kentlere metropol kentlere, batının metropollerine, Avrupa’ya, Amerika’ya kadar açılan bir Kürt ve Kürtçe gerçeği var. Sadece Kürtler değişmiyor. Sadece Kürtler yer değiştirmiyor. Aynı zamanda Kürtçe yer değiştiriyor. Kürtçe kentlileşiyor. Örneğin otuz yıl önce benim müziğe başladığımdan bugün daha başka bir medya ortamı var. Kürt medyası var. Zengin geniş bir Kürt medya ortamı var. Otuz yıl öncesine nazaran. Dolayısıyla bir medya dili gelişti. Bir kamusal dil gelişti. Bir haber dili gelişti. Bu bizim şarkılarımızı da etkiledi. Modern bir Kürt kamuoyu oluştu. Türkiye’deki pek çok insanın anlamadığı sorunlardan biri budur bence. Kürtlerin kamuoyu vardır. Başkasının kolay kolay anlayamayacağı, tam olarak nüfuz edemeyeceği, Kürtlerin sevindiği ve Kürtlerin üzüldüğü gerçekler vardır. Bu işte Kürt kamuoyunun oluşumu demektir. Bu süreçte bizim müziğimizle bir rol oynadı. Benim kuşağımdan insanların yaptığı müzik, bir Kürt kamuoyunun, bir Kürt medya dili, müzik dilinin ortak hissiyatın oluşmasına bir katkısı olduğunu düşünüyorum.” Toplumsal ve Sanatsal Sorumluluk Atlı, sanatın toplumsal bir boyutu olduğunu ve müziğin bireysel ifadeden öte toplumsal bir anlam taşıdığını belirtti. “Sanat toplumsaldır. Tek tek bireyler yapsa bile toplumla interaktif bir ilişki içinde anlamlıdır,” diyen sanatçı, müziğin ve diğer sanat dallarının insanları düşündürmesi gerektiğine inandığını söyledi. “Müzik, resim, tiyatro, sinema bu eşitsizlikleri ifşa etme, bunların üzerine gitme, bunlar hakkında sorma işlevi görüyorsa bir anlamı vardır. Yoksa biraz kuru kalabalık olur yaptığımız şey. Bunu bir şeyin hizmetine koşmaktan bahsetmiyorum. Ama çıkardığımız seslerin, yazdığımız dizelerin, çektiğimiz görüntülerin yaptığımız resimlerin ya da heykellerin insanları düşündürmesi, insan olma üzerine yeni sorular sorması önemlidir diye düşünüyorum. Gazeteciliği de öyle görüyorum. Sanatçılığı da öyle görüyorum açıkçası” Son olarak, Mehmet Atlı müziğin evrensel bir dil olduğunu ve her bireyin kendi biricikliğini ifade etmesi gerektiğini belirtti. “Her bir insanın biricikliğini, Mehmet’in, sizin ya da kameranın arkasında duran arkadaşın biricikliği hiçbir şeye indirgenemez. Toplum böyle oluşuyor. Her birimiz bir kültürü taşımakla aslında bir dünyayı taşıyoruz,” diyen Atlı, birey üzerine düşünmenin ve onu önemsemenin gerekliliğini vurguladı. sanat yılında müziğe ve kültüre dair bakış açısına ilişkin gerçekleştirdiğimiz söyleşide Mehmet Atlı, sanatçının toplumsal dönüşümdeki yerini ve katkılarını bir kez daha ortaya koydu. Sevim KAHRAMAN
Mikail Aslan’ın kayınbabası Dersim’de Hakk’a uğurlandı

21 Nisan Pazar günü 91 yaşında Hakk’a yürüyen Sanatçı Mikail Aslan’ın kayınbabası Mehmet Öztürk, Tunceli Cemevi’nde Hakk’a uğurlanıp, Sihenk Mezarlığı’nda toprağa sırlandı. Hakk’a uğurlama erkânına Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan ile siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileriyle çok sayıda yurttaş katıldı. PİRHA/DERSİM
Dersim Belediyesi saha çalışmalarına başladı

31 Mart yerel seçimlerinin ardından Dersim Belediyesi, yeni dönem çalışmalarını başlattı. Fen işleri ve park bahçeler ekipleri sahada çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. 31 Mart yerel seçimlerin ardından Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak ile ekipler yeni dönem çalışmalarına başladı. Park ve bahçeler müdürlüğü ekipleri tarafından yeşil alanların bakımının yanı sıra oyun grupları ve spor alanlarının bakımı düzenli olarak gerçekleştirilerek, çocukların ve gençlerin sağlıklı bir şekilde vakit geçirmesi sağlanıyor. Temizlik işleri müdürlüğü ekipleri, şehrin temizliğine önem vererek cadde ve sokakları düzenli olarak temizliyorlar. Fen işleri müdürlüğü ile su ve kanalizasyon işleri müdürlüğü şehrin ulaşım altyapısını güçlendirmek için yol bakımı, asfalt yenileme, kaldırım düzenlemeleri gibi birçok alanda aktif rol alarak şehrin daha düzenli ve güvenli bir görünüme kavuşması için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Diğer tüm birimlerin de şehrin her alanında etkin bir şekilde çalışarak, halkın yaşam kalitesini artırmak ve şehri daha yaşanabilir bir yer haline getirmek için özveriyle çalıştıkları gözleniyor. Bu çalışmalara ilişkin belediye tarafından yapılan açıklamada da, “Halkın belediye ekiplerimize destek olması ve çalışmalarına saygı göstermesi, şehrimizin daha güzel bir görünüme kavuşmasında önemli bir etken olacaktır” denildi. PİRHA/DERSİM
ÖZEL HABER-Bir Ermeni Beldesinin Unutulan Tarihi

Peri (Akpazar) eski bir Ermeni kenti, yıllar içinde önemli bir kültürel ve tarihi miras biriktirmiş bir yer. Ancak şu an kent harabe haline gelmiş durumda, tarihi yapılarının çoğu ya yıkılmış ya da ihmal edilmiş. Özellikle Peri Hamamı’nın bu durumu sembolik bir sorun olarak öne çıkıyor. Peri Beldesi DEM Parti Eş Başkan Adayı Orhan Çelebi ve ekibi, bu tarihi mirası restore ederek kente yeniden kazandırmak istiyor ancak geçmişteki girişimleri kayyum atanmasıyla boşa çıkmış. Yine de, yeni dönemde halkla iş birliği yaparak kenti yaşanabilir hale getirmeyi hedefliyor. Dersim Mazgirt’e bağlı Peri/Akpazar Beldesi bir zamanlar bu coğrafyanın hemen hemen tüm zanaatkarlarının yetiştiği kültürel ve tarihi dokusuyla eski bir Ermeni kenti. Dersim’in en önemli kasabalarından biri olan Çarsancak adıyla anılan Peri Beldesi, 1832 yılı Osmanlı kayıtlarında Pertek, Sağman, Mazgirt, Çemişgezek’i içine alan bir sancaktı. 1840 tarihli kayıtlarda ise Harput sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak geçmekte. Bu kayıtlarda kaza merkezinde Ermeni nüfusa ait 1127 hane bulunmaktaydı. 1905 yılında “Peri” adıyla Çarsancak ilçesinin merkezi görülen yerleşim yerinde 20. yüzyıl başlarında Müslüman nüfus, Ermeni nüfustan fazla görülmektedir. 1926 yılında bucak merkezi olan yerleşim, 28 Şubat 1967 tarihinde belde belediyesi teşkilatının kurulmasıyla “Akpazar” adını aldı. Adını hemen yanından geçen ve kaynağını Erzurum’dan alan Fırat Nehri’nin de en önemli kolu olan Peri Suyu’ndan alan beldeye girişte sizi harabeye dönmüş bir tarihi hamam karşılıyor. Hamam, Erzurum Tarihi Korumu Vakfı’na bağlı olmasına rağmen harabe bir şekilde yıllardır beldenin girişinde duruyor. Peri Kenti’nin eski bir Ermeni kenti olduğu ve yüzyıllar boyunca kültürel zenginliğiyle öne çıktığı belirtiliyor. Ancak şimdi, DEM Parti Peri Belediye Başkan Adayı Orhan Çelebi’nin ifadelerine göre, kent tarihi mirasının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. PERİ HAMAMI HARABEYE DÖNDÜ Orhan Çelebi, Peri’nin geçmişte Ermenilerin yaşadığı bir yer olduğunu ve birçok tarihi yapının bulunduğunu dile getiriyor. Ancak günümüzde bu yapıların harabeye döndüğünü ve önemli bir restorasyon ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Özellikle Peri Hamamı’nın bir zamanlar tarihi öneme sahip olduğu halde şimdi yıkık bir durumda olduğunu belirtiyor. Peri Belediye Eş Başkan Adayı Orhan Çelebi, “Bu kent harabeye dönmüş durumda. Geçmiş tarihi yapısından hiçbir şey kalmamış. Tarihi bir hamam olarak inşa edilen hamam harabeye dönmüş durumda. Bu miras Erzurum Tarihi Koruma Vakfı’na bağlı olmasına rağmen işin gereğine uygun davranılmadığı harabe bir şekilde yaşamaya devam ediyor. TARİHİ MİRASI YENİDEN İNŞA ETME ÇABASI Çelebi sözlerini şöyle sürdürüyor: “2019’da göreve geldiğimizde yeniden restore edip buraya bir kültür mirası olarak bırakmak istiyorduk. Bazı girişimlerimiz oldu. Bizden önceki dönemde yine DEM Parti’den Eş Başkanlar bir girişimde bulunmuştu. Ancak Erzurum Tarihi Koruma Vakfı buna izin vermemişti. Ama biz izin verilirse tüm masraflarını biz üstleneceğimiz şekilde bir planlama yapmıştık. Ama bu girişimimiz de kayyum atandığı için boşa çıkmış oldu. Ama yeni dönemde de bu tarihi mirasımızı bu kentimize kavuşturmak istiyoruz. Çünkü kentimizin girişinde Peri Hamamı (Akpazar) diye bir tabela görüyor insanlar. O tabelaya baktıklarında orada bir hamam olduğunu zannediyorlar. Ama gelip gördüklerinde hamam yerine virane bir yıkıntı haline geldiğini görüyorlar. Bu da bizi derinden üzüyor.” Belediye Başkan Adayı Çelebi, göreve geldiklerinde Peri Kenti’nin tarihî mirasını restore etmeyi ve kente yeniden kazandırmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Peri’nin aynı zamanda Ermenilerin ilk üniversite kurduğu bir kent olduğunu da hatırlatan Çelebi, “Aslında bilimin de yuvası olan bir kent. Birçok tarihi eserlerin, kaynakların ortaya çıkartılmasına ev sahipliği yapmış bir kent. Nalbantlığın, çömlekçiliğin, bağcılığın çokça yaygın yapıldığı bir kent. Ama bu tarihi tüm varlıklar ortadan kalkmış. Ve yıkıntı bir kent haline dönüşmüş. Biz inanıyoruz buradaki halkımızla el ele vererek, burayı daha yaşanır bir kent haline getireceğiz ve yaşatacağız” ifadelerini kullanıyor. “İHMALİN NEDENİ ERMENİLERE AİT OLMASI” “Burada Ermeni yurttaşlarımız da var ama asimile edilmiş. Tüm çeşmeler, üzüm bağları, dutlar o döneme ait. Burada gördüğünüz tüm kerpiç evler yüzyıllık tarihin el emeği ile inşa edilmiş. Kültüre, tarihi ve doğaya yaklaşım talancı bir politika olduğu için bu kentte tarihi yapılarıyla yok olmuş ve kent harabeye dönmüş durumda” diyen Çelebi, Peri Kenti’ndeki tarihî yapıların ihmal edilmesinin temel nedeninin, Ermenilere ait olmalarından kaynaklandığını savunuyor ve bu durumun derin bir üzüntü yarattığını ifade ediyor. Sevim KAHRAMAN
Dersim’de coşkulu Newroz: ‘Kawa’ların ateşini söndürmeyeceğiz’

Dersim’de coşkulu Newroz: ‘Kawa’ların ateşini söndürmeyeceğiz’ Dersim Newroz’u ‘DEM Rabe’ sloganıyla Seyit Rıza Meydanı’nda kutlandı. Kutlamaya DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu katıldı. Duygu KIT DERSİM-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından organize edilen Dersim Newroz’u, Seyit Rıza Meydanı’nda coşkulu bir kalabalıkla kutlandı. Kutlamalar için binlerce kişi alana “Kadın, yaşam, özgürlük”, “Biji berxwedana zindana” ve “Biji Newroz” sloganları ile giriş yaptı. NEWROZ ALANI DOLUP TAŞTI Birçok kişinin yöresel kıyafetleriyle geldiği alanda, 2017’de Diyarbakır Newrozu’nda öldürülen Kemal Kurkut’un posterleri ile siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının bayrakları taşındı. Bayraklarla süslenen Newroz alanında, Kürtçe ve Türkçe şarkılar eşliğinde kitle halaylar çekerken, gençlerin yöresel kıyafetleri dikkat çekti. TERTİP KOMİTESİ: ‘NEWROZ’UN ATEŞİ SÖNMEYECEK’ Newroz programı başlamadan önce özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun ardından Newroz Tertip Komitesi adına DEM Parti Dersim İl Eşbaşkanı Özcan Gürtaş konuşma yaptı. Gürtaş, “Newroz’un hiç sönmeyen ateşi özgürlük ve mücadele yolunda bizlere ışık tutmaktadır. Yüzyıllık tekçi, inkarcı politikalara karşı bu ışık hiç sönmeyecektir. Kawa’ların özgürlük ateşini söndürmeyeceğiz.“ dedi. NEWROZ ALANINDAN HÜDA-PAR’A TEPKİ Gürtaş, HÜDA-Par Dersim Belediye Başkan adayının, ‘Dersim Alevi kentidir’ sözlerine tepki göstererek, ‘HÜDA-PAR bize şu mesajı vermek istemektedir: ‘Kapınıza kadar geldik, evinize de gireceğiz’ diyorlar. Bu nedenle tavrımızı kazanacak olan devrimci güçler etrafında birleşmeliyiz. Kendileri bu topraklardan def etme zamanı. Zaman DEM Parti zamanıdır. Birleşme ve kendimizi koruma zamanıdır.‘ KOÇYİĞİT: ‘AKP-MHP MODERN DEHAKLARDIR’ DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit Newroz alanından Gülten Kışanak, Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, Selahattin Demirtaş ve Nurhayat Altun’a selam göndererek “113 gündür Kürt sorununun demokratik çözümü ve Sayın Öcalan’a uygulanan tecritin kaldırılması için bedenlerini açlığa yatıran siyasi mapuslara Seyit Rıza Meydanı’ndan bir selam gönderelim.” dedi. ‘BUNCA YILDIR İKTİDARDA NEDEN DERSIM’E HİZMET ETMEDİNİZ?’ “JİTEM ittifakına karşı Dersim’in bağrından çıkmış, Dersim halkının Dersim İttifakı var.” diyen Koçyiğit şöyle devam etti, “Bu kutsal toprakları ele geçirmek istiyorlar. Her yere baraj yaptılar. Insanlarımızı açlıkla, yoksullukla terbiye etmeye çalıştılar. Belki yüzlerce Dersim nüfusu başka kentlerde yaşıyor. Yaşıyor. Biz Dersimliler hiçbir zaman doğduğumuz topraklarda doyamadık. Neden? Çünkü bu sistemin Dersim ile bir derdi var. 38’de katliam yaptı, baş eğdiremedi. Buraya her türlü oyunu sergiledi, baş edemedi. Şimdi ne yapıyorlar bizi içeriden kuşatıyorlar. Yüzü Kürt görünümlü Alevi olan adaylarla karşınıza çıkıp yalan söylüyorlar. Ne diyorlar? ‘Biz size hizmet edeceğiz’ diyorlar.Soruyorum. Bunca yıldır iktidardasınız niye Dersim’e hizmet etmediniz?“ ‘DERSİM’DE AKP’YE GİDEN HER OY JİTEM’E GİDECEKTİR’ “Bize oy verin yoksa bir daha kayyum atanacak diyorlar. Biz Seyit Rıza Meydanı’ndan, bu yol düşkünlerine, bu yoldan çıkanlara sesleniyoruz: Aklınızı başınıza alın. Halkımızı kandırmayın. Dersim halkının size verecek tek bir oyu yok.Bırakın oyu, Dersimlinin size verecek selamı bile yok.” diyen Koçyiğit son olarak şunları söyledi, “AKP’nin ikinci adamı cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet Yılmaz buraya geldi. Gün boyu buradaki sivil toplum kuruluşlarıyla toplamsaldır. Acaba ne konuştu? Ne konuştu biliyor musunuz? Dersim’in hesabını yapıyor. Evet AKP Dersim’i almak istiyor. Seyit Rıza Meydanı’ndan Dersimlilere soruyorum, Bu siyasete geçit verecek misiniz? Dersim’de AKP’ye giden her oyun JİTEM’e gittiğini, AKP’ye verilen her oyun taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayacağız diyen kirli ittifaka gittiğini Dersim halkı iyi bilmelidir. Hiç kimse o tatlı dillere, o tatlı vaatlere kanmamalıdır.“ Newroz programı kapsamında DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim Belediyesi Eşbaşkan adayları Birsen Orhan ve Cevdet Konak, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Sosyalist Meclisler Federasyonu Temsilcisi Mahir Gürz, Ezilenlerin Sosyalist Partisi Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş konuşma yaptı. NEWROZ ATEŞİ GENÇLER TARAFINDAN YAKILDI Newroz ateşinin gençler, milletvekilleri ve siyasi parti temsilcileri tarafından yakılmasıyla birlikte ateş etrafında barış ve kardeşlik çağrısı yapıldı. Newroz ateşinin yakılmasının ardından sanatçılar Gülseren Medar, Ali Doğan Gönültaş ve BEKSAV Müzik Topluluğu sahne aldı. Duygu KIT/DERSİM
ÖZEL HABER- Pülümür’deki RES projesi ekosisteme zarar verir!

Pülümür’de yapılması planlanan Rüzgar Enerji Santrali’ne ilişkin konuşan Avukat Barış Yıldırım, projenin göçlere neden olacağını, bölgedeki temel geçim kaynaklarını, özellikle arıcılık ve hayvancılığı yok edeceğini söyledi. https://youtu.be/vTwZKdwfOYU Mina Marble Mermer Maden Ticaret A.Ş. tarafından planlanan “Paşa Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali (DRES) Projesi”nin, Dersim’in Pülümür ilçesindeki Dağyolu, Közlüce, Hacılı, Göcenek ve Süleymanuşağı köylerini ve bu bölgelerdeki canlı yaşamını olumsuz etkilemesi bekleniyor. Proje, nesli tükenme tehdidi altındaki canlı türlerini etkileyebilecek. Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısı, Kent Koruma Kurulu ve bölge halkı tarafından engellenmişti. 1921 yılında milli park ilan edilen Munzur havzasında 2250’in üzerinde bitki türü bulunuyor ve bunların beşte biri endemik. Bern sözleşmesine göre de Munzur havzası kesin koruma altında bulunan yüksek miktarda canlı türünü barındırıyor. Pülümür havzası da Munzur havzası içerisinde yer olan çok zengin bir florastik yapı ve yaban hayatı ekolojisine sahip. Pülümür ilçesi ayrıca bölgede arıcılığın en yoğun yapıldığı alanlarda biri. HALK PROJEYE KARŞI Dersim’in Pülümür ilçesinde Hacılı, Dağyolu, Hasangazi, Közlüce ve Süleymanuşağı köylerine 10 adet Rüzgar Enerjisi Santralı (RES) kurulması için yapılan projenin faaliyete geçmesi durumunda ekosistemin tehlike altına gireceğini söyleyen Avukat Barış Yıldırım, “Yörede yoğun bir şekilde arıcılık yapılıyor. Arıların zaten ekosistem üzerinde bir etkisi mevcut. RES’lerin bulunduğu sahalarda arıların yüksek miktarda ölümüne sebebiyet verdiği yapılan akademik çalışmalarda saptanmış durumda. Bu tribünler orada faaliyete geçerse hem arıcılık hem de florastik zenginlik zarar görecek. Pülümür halkı bu projeye karşıdır ve Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin sonlandırılmasını talep etmektedir. Aksi takdirde ilgili idari yargı davalarını başlatacağız” dedi. Ayrıca, Türkiye genelindeki akarsu ekosistemlerinin ciddi şekilde tahrip edildiğine vurgu yaparak, ekosistemlerin korunmasının hem ekolojik denge hem de insan yaşam hakkı için zorunlu olduğunu belirtti. YENİ BİR GÖÇE NEDEN OLABİLİR Yerel ekonominin yok olmasının, Pülümür bölgesinin geçmişte göçlere maruz kalmasına benzer şekilde insanların bölgeyi terk etmesine neden olabileceğini ifade eden Yıldırım, “Bir yerdeki ekonomik faaliyetin yok olması kişilerin ister istemez o alanı terk etmesine sebebiyet verebilir. Pülümür bölgesi zaten 1938, 1994 süreçlerinde yoğun bir şekilde göçlere maruz bırakıldı. İnsanlar iradeleri dışında iskan edildi. RES gibi projeler de tarihin tekerrürüne sebebiyet verebilir” dedi. DOĞAYA ZARAR VERMEYEN YÖNTEMLER DENENMELİ Yıldırım projelerin ekosistem dengesini bozmaması gerektiğini vurgulayarak çeşitli enerji kaynaklarının kullanılabileceğine dikkat çekerek, “Enerji farklı kaynaklarla giderilebilir durumda. Örneğin, güneş ışınımı çok fazla olan bir ülkeyiz. Almanya enerjisinin büyük kısmını güneşten karşılıyor, İskandinav ülkeleri ise katı atıklardan enerji elde ediyorlar. Doğaya zarar vermeyen yöntemleri kullanmak mümkündür.” dedi. ÖZEL HABER/SEVİM KAHRAMAN
“Diren Keser’e verilen ceza özgür basına verilmiştir”

PİRHA Mersin Muhabiri Diren Keser, daha önceki yıllarda hakkında, sosyal medya ve haber paylaşımları nedeniyle açılan davada aldığı hapis cezasının Yargıtay’da onanması sonucu, önceden herhangi bir bildirim yapılmadan evinden gözaltına alındı ve tutuklanarak Tarsus Kampüs Cezaevi’ne gönderildi. Dersim’deki gazeteciler bugün Diren Keser için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Kentteki sivil toplum kuruluşu temsilcileri, DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan Adayı Cevdet Konak ve çok sayıda gazetecinin katıldığı açıklamayı PİRHA Dersim Muhabiri Eyüp Hanoğlu okudu. “ŞEFFAFLIK VE HAKKANİYETİN KOŞULU BİLGİ EDİNME ÖZGÜRLÜĞÜDÜR” Gazeteci Diren Keser’in, haber değeri olan sosyal medya paylaşımları sebebi ile yargılandığını ve iktidarın rahatsız olacağı haberler yapması sebebi ile propaganda suçlamasıyla ceza aldığını belirten Eyüp Hanoğlu, “İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun gereği olarak en önemli özgürlüklerden biridir. Demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü kabul etmiş devletlerde şeffaflık, kamu hizmetlerinde halka yakınlık, hakkaniyet gibi meselelerin hayata geçirilmesinin esas koşullarından biri, bilgi edinme özgürlüğü olarak karşımıza çıkıyor” dedi. PİRHA’nın, başta Alevi haber ve gündemleri olmak üzere, Alevilerin yaşadığı kentler dahil, toplumsal ve demokratik hak arayışlarını gündemleştiren bir haber ajansı olduğuna dikkat çeken Hanoğlu, “Alevilerin ve tüm diğer kesimlerin, hiçbir dış baskıya maruz kalmadan, tüm diğer inançlar gibi kendi inançlarını yaşama doğrultusunda verdiği hak arayış mücadelesini, gündemlerini gazetecilik mesleğinin etik değerleriyle kamuoyuna taşıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. “DİREN KESER’E VERİLEN CEZA ÖZGÜR BASINA VERİLMİŞTİR” Siyasal, sosyal ve hukuksal alanda büyük bir krizin yaşandığı günümüzde iktidarın, bu krizin çözümüne yardımcı olmak ve nefes alma kanallarını açmak yerine, yargı eliyle, eşitlik, özgürlük, adalet ve barış isteyen, Hakk mücadelesi veren bütün kesimleri susturmaya çalıştığını ifaden eden Hanoğlu, “Bunun en yoğun halini yaşayan kesimlerden bir tanesi de basın emekçileri! Halkın haber alma hakkını savunan, doğru bilgi vermeyi ilke edinen bizler, devletin ve iktidarın hedef tahtasında her daim bulunur vaziyetteyiz. Meslektaşımız ve mesai arkadaşımız Diren Keser’e verilen ceza da esasında özgür basına, doğru habere, muhalefetin sözüne, habercilik kimliğine verilmiş bir cezadır” dedi. “BUNU HİÇBİR KİTAP, HİÇBİR İNANÇ KABUL ETMEZ” PİRHA Dersim Muhabiri Eyüp Hanoğlu açıklamaya şöyle devam etti: “Çarşamba gecesi, ‘bildirim yapılmadan yakalama işlemi yapılmasının dürüst işlem ilkesine aykırı olduğunun’ avukatlar aracılığıyla belirtilmesine rağmen, hiçbir ilke tanınmadan, bildirimsiz yakalama işlemi yapılan Diren Keser yalnız değildir! Cezaevine girecek bir insanı, en azından hazırlık ve ailesinin temel ihtiyaçlarını gidermesi için birkaç gün müsaade tanımadan apar topar alıp cezaevine göndermek, kelimenin tam anlamıyla zulümdür. Bunu hiçbir kitap, hiçbir inanç kabul etmez. “VERİLEN KARARIN UYGULANMA ŞEKLİ ADİL DEĞİL, VİCDANİ DEĞİL” Öte yandan arkadaşımızın, sosyal medya haberciliği sebebi ile cezanın alt sınırının çok üstünde bir hüküm ile karşı karşıya bırakılması ile birlikte düşündüğümüzde; verilen bu karar ve bunun uygulanma şekli adil değildir, vicdani değildir, insani değildir. “YAPILAN MUAMELEYİ KABUL ETMİYORUZ” Bizler, mesleğimizin ilkeleri önde olmakla beraber aynı zamanda düşünce ve ifade özgürlüğünü, vicdanı savunanlar olarak bu muameleyi kabul etmiyoruz. Bu artık sadece politik değil insani bir soruna dönüşmüştür. Diren Keser için buradayız. Burada olmaya devam edeceğiz. Düşünce ve ifade özgürlüğü engellenemez! İnsani ve vicdani değerler bu kadar ayak altına alınamaz. Özgür basın susturulamaz!” PİRHA/DERSİM
Dersim’de Can Atalay kararına tepki: Yapılan darbedir!

TİP Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine Dersim’den de tepki yükseldi. Türkiye İşçi Partisi Dersim İl Başkanlığı tarafından yapılan eylemde TBMM’nin Yargıtay eliyle darbe girişimine ortak olduğu belirtilerek, “Türkiye’de artık bir anayasanın bulunmadığı TBMM tarafından tescillenmiştir” denildi. Gezi Davası’nda 18 yıl hapis cezasına mahkum edilen ve AYM’nin iki kez hak ihlali kararı vermesine rağmen tahliye edilmeyen Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliği dün düşürüldü. Kamuoyundan tepkiler yükselmeye devam ediyor. TİP Dersim İl Örgütü, konuya ilişkin Sanat Sokağında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya diğer siyasi parti ve STÖ’lerde katılım gösterdi. Burada yapılan basın açıklamasını TİP Dersim İl Başkanı Ali Avcıoğlu okudu. “HATAY HALKININ İRADESİ YOK SAYILDI” Ali Avcıoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) Hatay halkının iradesini yok sayan bir karara imza attığını belirterek, “Hatay halkı, iradesini ortaya koyarak Can Atalay’ı milletvekili seçmiş ve Can’a milletvekili mazbatası verilmiştir. Ortada Can Atalay’ın milletvekili sıfatı kazandığına dair hiçbir şüphe yoktur” dedi. TBMM’nin Yargıtay eliyle darbe girişiminin bir ortağı haline geldiğini ifade eden Avcıoğlu, “AYM kararlarının bağlayıcı olduğu ve tüm yargı kurumlarını bağladığı yönündeki Anayasa hükmü önce Yargıtay tarafından, ardından da TBMM tarafından fiilen yürürlükten kaldırılmıştır. Türkiye’de artık bir anayasanın bulunmadığı, anayasal güvencelerin ortadan kaldırıldığı, TBMM tarafından tescillenmiştir” diye konuştu. “HESAP VERECEKSİNİZ!” Ali Avcıoğlu, iktidardan ve ortaklarından hesap soracaklarını söyleyerek şunları kaydetti: “Ölümü reva gördüğünüz, ölüme mahkum ettiğiniz Hatay halkının iradesini hiçe saymanın hesabını mutlaka vereceksiniz. Bu ülkede geçmişten bu yana halk iradesini hiçe sayarak düşürdüğünüz milletvekilliklerinin ve kayyım eliyle gasp ettiğiniz belediyelerin hesabını mutlaka vereceksiniz. Can Atalay er ya da geç esir tutulduğu o dört duvar arasından çıkacak. Hatay halkı vekiline kavuşacak.” PİRHA/DERSİM
