“Diren Keser’e verilen ceza özgür basına verilmiştir”

PİRHA Mersin Muhabiri Diren Keser, daha önceki yıllarda hakkında, sosyal medya ve haber paylaşımları nedeniyle açılan davada aldığı hapis cezasının Yargıtay’da onanması sonucu, önceden herhangi bir bildirim yapılmadan evinden gözaltına alındı ve tutuklanarak Tarsus Kampüs Cezaevi’ne gönderildi. Dersim’deki gazeteciler bugün Diren Keser için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Kentteki sivil toplum kuruluşu temsilcileri, DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan Adayı Cevdet Konak ve çok sayıda gazetecinin katıldığı açıklamayı PİRHA Dersim Muhabiri Eyüp Hanoğlu okudu. “ŞEFFAFLIK VE HAKKANİYETİN KOŞULU BİLGİ EDİNME ÖZGÜRLÜĞÜDÜR” Gazeteci Diren Keser’in, haber değeri olan sosyal medya paylaşımları sebebi ile yargılandığını ve iktidarın rahatsız olacağı haberler yapması sebebi ile propaganda suçlamasıyla ceza aldığını belirten Eyüp Hanoğlu, “İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun gereği olarak en önemli özgürlüklerden biridir. Demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü kabul etmiş devletlerde şeffaflık, kamu hizmetlerinde halka yakınlık, hakkaniyet gibi meselelerin hayata geçirilmesinin esas koşullarından biri, bilgi edinme özgürlüğü olarak karşımıza çıkıyor” dedi. PİRHA’nın, başta Alevi haber ve gündemleri olmak üzere, Alevilerin yaşadığı kentler dahil, toplumsal ve demokratik hak arayışlarını gündemleştiren bir haber ajansı olduğuna dikkat çeken Hanoğlu, “Alevilerin ve tüm diğer kesimlerin, hiçbir dış baskıya maruz kalmadan, tüm diğer inançlar gibi kendi inançlarını yaşama doğrultusunda verdiği hak arayış mücadelesini, gündemlerini gazetecilik mesleğinin etik değerleriyle kamuoyuna taşıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. “DİREN KESER’E VERİLEN CEZA ÖZGÜR BASINA VERİLMİŞTİR” Siyasal, sosyal ve hukuksal alanda büyük bir krizin yaşandığı günümüzde iktidarın, bu krizin çözümüne yardımcı olmak ve nefes alma kanallarını açmak yerine, yargı eliyle, eşitlik, özgürlük, adalet ve barış isteyen, Hakk mücadelesi veren bütün kesimleri susturmaya çalıştığını ifaden eden Hanoğlu, “Bunun en yoğun halini yaşayan kesimlerden bir tanesi de basın emekçileri! Halkın haber alma hakkını savunan, doğru bilgi vermeyi ilke edinen bizler, devletin ve iktidarın hedef tahtasında her daim bulunur vaziyetteyiz. Meslektaşımız ve mesai arkadaşımız Diren Keser’e verilen ceza da esasında özgür basına, doğru habere, muhalefetin sözüne, habercilik kimliğine verilmiş bir cezadır” dedi. “BUNU HİÇBİR KİTAP, HİÇBİR İNANÇ KABUL ETMEZ” PİRHA Dersim Muhabiri Eyüp Hanoğlu açıklamaya şöyle devam etti: “Çarşamba gecesi, ‘bildirim yapılmadan yakalama işlemi yapılmasının dürüst işlem ilkesine aykırı olduğunun’ avukatlar aracılığıyla belirtilmesine rağmen, hiçbir ilke tanınmadan, bildirimsiz yakalama işlemi yapılan Diren Keser yalnız değildir! Cezaevine girecek bir insanı, en azından hazırlık ve ailesinin temel ihtiyaçlarını gidermesi için birkaç gün müsaade tanımadan apar topar alıp cezaevine göndermek, kelimenin tam anlamıyla zulümdür. Bunu hiçbir kitap, hiçbir inanç kabul etmez. “VERİLEN KARARIN UYGULANMA ŞEKLİ ADİL DEĞİL, VİCDANİ DEĞİL” Öte yandan arkadaşımızın, sosyal medya haberciliği sebebi ile cezanın alt sınırının çok üstünde bir hüküm ile karşı karşıya bırakılması ile birlikte düşündüğümüzde; verilen bu karar ve bunun uygulanma şekli adil değildir, vicdani değildir, insani değildir. “YAPILAN MUAMELEYİ KABUL ETMİYORUZ” Bizler, mesleğimizin ilkeleri önde olmakla beraber aynı zamanda düşünce ve ifade özgürlüğünü, vicdanı savunanlar olarak bu muameleyi kabul etmiyoruz. Bu artık sadece politik değil insani bir soruna dönüşmüştür. Diren Keser için buradayız. Burada olmaya devam edeceğiz. Düşünce ve ifade özgürlüğü engellenemez! İnsani ve vicdani değerler bu kadar ayak altına alınamaz. Özgür basın susturulamaz!” PİRHA/DERSİM
Dersim’de Can Atalay kararına tepki: Yapılan darbedir!

TİP Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine Dersim’den de tepki yükseldi. Türkiye İşçi Partisi Dersim İl Başkanlığı tarafından yapılan eylemde TBMM’nin Yargıtay eliyle darbe girişimine ortak olduğu belirtilerek, “Türkiye’de artık bir anayasanın bulunmadığı TBMM tarafından tescillenmiştir” denildi. Gezi Davası’nda 18 yıl hapis cezasına mahkum edilen ve AYM’nin iki kez hak ihlali kararı vermesine rağmen tahliye edilmeyen Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliği dün düşürüldü. Kamuoyundan tepkiler yükselmeye devam ediyor. TİP Dersim İl Örgütü, konuya ilişkin Sanat Sokağında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya diğer siyasi parti ve STÖ’lerde katılım gösterdi. Burada yapılan basın açıklamasını TİP Dersim İl Başkanı Ali Avcıoğlu okudu. “HATAY HALKININ İRADESİ YOK SAYILDI” Ali Avcıoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) Hatay halkının iradesini yok sayan bir karara imza attığını belirterek, “Hatay halkı, iradesini ortaya koyarak Can Atalay’ı milletvekili seçmiş ve Can’a milletvekili mazbatası verilmiştir. Ortada Can Atalay’ın milletvekili sıfatı kazandığına dair hiçbir şüphe yoktur” dedi. TBMM’nin Yargıtay eliyle darbe girişiminin bir ortağı haline geldiğini ifade eden Avcıoğlu, “AYM kararlarının bağlayıcı olduğu ve tüm yargı kurumlarını bağladığı yönündeki Anayasa hükmü önce Yargıtay tarafından, ardından da TBMM tarafından fiilen yürürlükten kaldırılmıştır. Türkiye’de artık bir anayasanın bulunmadığı, anayasal güvencelerin ortadan kaldırıldığı, TBMM tarafından tescillenmiştir” diye konuştu. “HESAP VERECEKSİNİZ!” Ali Avcıoğlu, iktidardan ve ortaklarından hesap soracaklarını söyleyerek şunları kaydetti: “Ölümü reva gördüğünüz, ölüme mahkum ettiğiniz Hatay halkının iradesini hiçe saymanın hesabını mutlaka vereceksiniz. Bu ülkede geçmişten bu yana halk iradesini hiçe sayarak düşürdüğünüz milletvekilliklerinin ve kayyım eliyle gasp ettiğiniz belediyelerin hesabını mutlaka vereceksiniz. Can Atalay er ya da geç esir tutulduğu o dört duvar arasından çıkacak. Hatay halkı vekiline kavuşacak.” PİRHA/DERSİM
Adalet nöbeti ; Dersim’de 100’den fazla tutuklu ailesi var

ESP Dersim İl Örgütü ve tutuklu ailelerinin başlattığı adalet nöbeti ve açlık grevi ikinci gününde. ‘Hapishaneler ve görevlerimiz” konulu söyleşide konuşan İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, “Sürgünler var cezaevlerinde. Mesela Dersim’de tutuklu olan bir insanın Dersim’de ya da Elazığ’da değil de Edirne’ye, Ankara’ya ya da Hakkari’ye sürgünü aslında bir tecrittir” dedi. “DERSİM’DE 100’Ü AŞKIN TUTUKLU AİLESİ VAR” İki günlük adalet nöbeti ve açlık grevinin temel amacının cezaevlerinde devam eden tecrit, tutsakların karşı karşıya olduğu baskılar ile sorunların çözümüne dair başlatmış oldukları açlık grevlerine ses olmak ve dışarıdaki sesi büyütmek olduğunu belirten Mazgirt Peri (Akpazar) eski belediye başkanı ve tutuklu yakını Orhan Çelebi, söyleşinin açılışında şunları ifade etti: “Bugün burada daha çok hapishanelerdeki tutsaklarımızın sorunları ve bu sorunlara karşı bizim dışarıda ne tür görevlerimiz var, bu görevlerimizi hangi koşullarda, nasıl hayata geçirebiliriz üzerine bir söyleşi yapmak istiyoruz. Dersim’de de yaklaşık yüzü aşkın tutsak ailesi olduğunu biliyoruz. Belki daha fazladır Ve bu ailelerimiz aslında kendi içinde çok güçlü, örgütlü bir bağ kurmuş değiller. Bunları da tartışarak onları nasıl bir araya getirebiliriz, hangi koşulları yaratırsak iç dayanışmamızı güçlendirebiliriz. Sorun şu siyasette ya da başka siyasette olması meselesi değil. Sorun hepimizin ortak sorunu olduğu için de en azından bu ailelerimizin ortak sorunlarını bir araya getirip birleştirmek ve bu çalışmayı güçlü bir mevziye dönüştürmek gibi bir amacımızın da olduğunu söyleyebiliriz.” “CEZAEVLERİNDE 500’DEN FAZLA AĞIR HASTA TUTUKLU VAR” Bugün yüzlerce cezaevinde, onbinlerce insanın katıldığı bir açlık grevi yapıldığını ve bunun cezaevlerinde yaşanan sıkıntıları da dile getirmek için bütünlük içerisinde yürütülen bir açlık grevi olduğunu vurgulayan İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, “Cezaevlerinde yaşanan haksız, hukuksuz uygulamalar çoktur. Sürgünler var cezaevlerinde. Mesela Dersim’de tutuklu olan bir insanın Dersim’de ya da Elazığ’da değil de Edirne’ye, Ankara’ya ya da Hakkari’ye, Van’a sürgünü aslında bir tecrittir. Tecridin boyutları değişiktir. Bu tecritte amaç ailelerinden kopuk olmalarını sağlamaktır. Aileler üzerinde baskı kurmaktır” dedi. Cezaevlerinde şu anda 500’ün üzerinde ağır hasta ve 1000’in üzerinde de hasta tutuklu olduğunun altını çizen Solmaz, şunları dile getirdi: “Hukukun, adaletin, insan haklarının, doğanın, çevrenin yani bir bütün olarak yaşam hakkının askıya alındığı bir süreçten geçiyoruz. Bu süreci biz dışarıda eğer örgütleyemezsek, baskı unsuru haline getiremezsek ne yazık ki sonuçta ölüm orucuna dönebilecek bir süreç var. Biz bunu dışarıdan baskılarsak, gündeme getirirsek, kamuoyu oluşturursak, aileleri bir araya getirirsek, sivil toplum örgütleriyle bir bütün olarak davranırsak belki bunu o süreçlere evrilmeden ya da o süreçleri yaşamadan, görmeden sonuca erdirmiş olabileceğiz.” “SORUN SADECE İÇERDEKİLERİN DEĞİL BÜTÜN TOPLUMUN SORUNU” Tutuklulara giderek daha fazla tek tek hücre ve disiplin cezaları verildiğini, politik tutsakların arasına adli tutsaklar konarak hani seslerini birbirlerine ulaştırmalarının engellendiğini belirten ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran, şunları kaydetti: “Sorun nasıl çözülür? Sorun dışarıdaki politik mücadelemizin büyümesiyle çözülür. Sorun halkların ve işçi sınıfının birleşik mücadelesiyle çözülür. Sorun tutuklu ailelerimizin ve politik kurumlarımızın etrafında kenetlenerek çözülür. Sorun insan hakları örgütlerimizin bütün demokratik örgütlerimizin tabii ki işçi sınıfının, sendikaların bu sorunda taraf olmasıyla çözülebilir. Bu sorun bütün toplumun Türkiye işçi sınıfı ve halklarımızın sorunu. Sadece içerideki tutsakların sorunu değil. “TUTUKLU AİLELERİNİN ÇOK CİDDİ SORUNLARI VAR” Bir diğeri tutuklu ailelerimizin çok ciddi ekonomik sorunları var. Sosyal sorunları var. Tutuklu ailelerimizi dönem dönem yan yana getirmek, ihtiyaçlarını ve sorunlarını dinlemek, içerideki sorunların daha geniş bir kamuoyuna yansıması için mekanizmalar kurmak zorundayız. Gerçekten burada hem birbirlerine dokunmaları, yalnız olmadıklarını hissetmeleri hem içerideki sorunları bize daha kapsamlı anlatmaları, bunun kamuoyuna duyurulması sağlanabilir. Bir diğeri bir dayanışma fonu oluşturmamız lazım. Çoğu insan kendi başına kalmış durumda. Gerçekten çok ağır ekonomik sorunlar var. Bir diğeri dışarıdan içeriye mektup, faks her türlü biçimde sesimizi tutsaklara ulaştırmamız lazım. Şimdi en çok ifade edilen bu. Bir tane selam, bir tane şiir, bir tane merhaba, gerçekten hayati ve kritik.” “İNANCIMIZDA ZULME KARŞI DURMAK VARDIR” Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şube Başkanı Ali Ekber Kaya ise şunları belirtti: “Çok söze gerek yok. Gerçekten içerisi çok açık ki dışarısından bir daha örgütlü, daha devrimci. İçerisi dışarısından daha sorumlu, daha görevlerinin bilincinde. Bunu içeride kaldığımız süreçte de çok net yaşadık gördük. Bu mücadeleyi desteklemek için herhangi bir siyasal görüşe sahip olmaya gerek yok. İnsan olmak yeterlidir. Demokrat olmak yeterlidir. Ben bir inanç kurum temsilcisi olarak, bir bütün olarak bizim inancımızda zulme karşı durmak vardır. Zulme uğrayanın yanında olmak vardır. Bu nedenle bu vesileyle de insan olan herkesi, insanım diyen herkesi, yani insanlığını yitirmemiş olan herkesi ve özellikle Alevi toplumunu, çünkü bu bir zulümdür. Bu mücadelenin, bu direnişi yanında olmaya çağırıyorum.” PİRHA/DERSİM
Dersim-Pülümür yolunda heyelan meydana geldi

Dersim’i Pülümür’e bağlayan 66 kilometrelik karayolunda, Pülümür’e 2 kilometre kala bir heyelan meydana geldi. Toprak kayması sonucu oluşan taş ve toprak molozları Karayolları ekiplerince temizlendi. Her yıl ilkbahar ve sonbaharda meydana gelen heyelanlar, karayolundan geçen sürücüler ve yurttaşlar için tehlike arz ediyor. Özellikle Dersim-Ovacık ve Dersim-Pülümür karayolları, dik yamaçlara sahip olması sebebiyle bu tehlikelerin en çok yaşandığı yolların başında geliyor. PİRHA/DERSİM
Ovacık yolunda kaza; dağdan düşen kaya parçası kamyonun içine girdi

Dersim-Ovacık karayolunda, Ovacık yönünden gelen 23 BU 109 plakalı kamyona, Torunova mevkiinde, dağdan kopan bir kaya parçası isabet etti. Aracın ön camından girenkaya parçası sonucu sürücünün yanındaki Ekber Soylu isimli yolcunun bacakları kırıldı. Yurttaşların haber vermesi üzerine bölgeye ambulans ve jandarma ekibi sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan yaralı Ekber Soylu, daha sonra ambulansla Dersim Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Özellikle yağışlardan sonra sık sık devasa kayaların düştüğü Ovacık yolunda, kaya düşmesini engelleyici önlemlerin alınmaması yurttaşların şikayet etmelerine sebep olurken yollarda artan kazalar tehlikenin büyüklüğünü gözler önüne seriyor. PİRHA/DERSİM
DEM Parti’den Dersim açıklaması: ‘Biz kurduk siz de gelin’ şeklindeki bir yaklaşım müzakereleri güçleştirir.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, merak edilen kentlere dair çalışmalarının sürdüğünü belirterek, halk oylaması yapılan yerlerin adaylarının 29 Ocak’ta tanıtılacağını açıkladı. Doğan, Dêrsim’e dair ise, “Dêrsim, DEM’siz olmaz ve DEM’den kopartılamaz” dedi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin dünden bu yana devam eden Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına dair partinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Kobanê’nin özgürleştirilmesinin 9’uncu yıl dönümüne değinen Doğan, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Kobanê düştü düşecek” sözlerine dikkat çekti. Doğan, “Bunlara inat Kobanê’nin IŞİD karanlığından kurtuluşunun 9’uncu yıldönümü. DEM Parti olarak bunu hatırlatarak, bu aydınlığı bize müjdeleyenleri anarak ve onlara tekrar ne kadar minnettar olduğumuzu söyleyerek başlamak istiyorum. Kobanê, yıl dönümü tüm halklara kutlu olsun” dedi. ADAY TANITIMI 29 OCAK’TA Kurdistan kentlerinde yapılan halk oylamasına dikkati çeken Doğan, “Bu süreç tamamlandı. Kürt illerinde doğrudan bir demokrasi örneğiyle gerçekleşen bu ön seçimlerde daha önce de söylemiştik; yalnızca belediye eş başkanlarımızı adaylarımızı seçmedik, il meclis üyelerimiz de oylandı ve karar tamamen yerele bırakıldı. Sandıktan çıkan sonuçlara saygılı olacağımızı, bu sonuçları kabul edeceğimizi, gelen itirazı değerlendireceğimizi, usulsüzlük tespit edildiğinde de gerekli yerlerde kurulu ilgili mekanizmaları devreye koyarak bu itirazları ve usulsüzlükleri dikkate alarak yine yerelin inisiyatifine kararı bırakacağımızı söylemiştik. Biz üstümüze düşeni yaptık, halklar üstlerine düşeni yaptı. Adayları tanıtmak üzere hazırlıklara başladık. Bu tanıtım toplantısı da 29 Ocak’ta Amed’de yapacağız. Hem ön seçimde çıkan adaylarımız hem de bazı yerlerde ön seçim koşullarının olmadığı ve eğilim yoklamasıyla belirlenen seçim bölgelerimizdeki adayları da ayın 29’nda Amed’de tanıtacağız” diye konuştu. Doğan, “Kent uzlaşısıyla böyle bir halk oylamasını ilk defa yapıyoruz ve o yüzden eksikliklerimiz olabilir dedik. Ciddi bir yerel demokrasi deneyiminden bahsettik. Eleştiri, öneri ve eksiklikleri, aksaklıkları duyan, buna değer veren bir siyasi parti geleneğinden gelen emin olun DEM Parti için tespitleriniz yol gösterici olacaktır” diye kaydetti. MERAK EDİLEN KENTLER Doğan, İstanbul gibi merak edilen kentlere dair stratejilerine de değindi. Doğan’ın açıklamaları şöyle: “2019 yerel seçimlerinden farklı olarak 2024 yerel seçimlerindeki mottomuz kazandırmak ya da kaybettirmek değil, kazanmak. İstanbul, Adana, Muğla, Aydın, Kars, Mersin, Hatay, Dêrsim; bunlar özellikle seçtiğimiz iller değil, ama bunlar kamuoyunda en çok merak edilen iller. İstanbul’da DEM Parti ne yapacak, Adana’da ne yapacak, Muğla’da ne yapacak, Kars’ta ne yapacak, Mersin’de ne yapacak, Hatay’da ne yapacak, Dersim’de ne yapacak? Biz de kamuoyunun merak ettiği bu durumu daha önce de açıkladığımız üzere yani parti olarak alacağımız pozisyonun dengeleri ne oranda nasıl değiştirebileceğinin farkındayız. Dolayısıyla böyle bir ciddiyet ve böyle bir sorumlulukla çalışıyoruz. Çok büyük bir titizlik ve hassasiyetle çalışılıyor. Bu seçim bölgelerine ilişkin çalışmalar ve tartışmalar tüm hızıyla sürüyor. Tüm seçenekler değerlendiriliyor. Ayrıca Kent Uzlaşısı kapsamında güç birliği çalışmalarımız da devam ediyor. Şu ana kadar buralara ilişkin epeyce yol alındı. Fakat belirleyici güç olduğumuzun farkında olarak, ince eleyip sık dokuyarak, halkların kazanacağı seçenekleri gözeterek yol alıyoruz. Diğer yerlerde de eğilim yoklamasıyla aday belirleyeceğimiz yerlerde de çalışmalarımız sürüyor. DÊRSIM DEM’SİZ OLMAZ En geniş güç birliğinden yana bir parti olarak çok yönlü görüşmelerimiz sürerken, Dersim’e ilişkin bir açıklama geldi. Şunu biliyoruz ki, Dersim, DEM’siz olmaz; DEM, Dersim’siz olmaz. Dersim, DEM’den; DEM, Dersim’den kopartılamaz. Dersim’de EMEK Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Emek ve Özgürlük Cephesi, Türkiye İşçi Partisi, 31 Mart Yerel Seçimlerinde ittifak kurmak için bir çalışma kararı aldıklarını açıkladılar. Bizim bu esnada görüşmelerimiz sürüyordu, bunun tekrar altını çiziyorum. Biz DEM Parti olarak Kent uzlaşısı stratejisi temelinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yine tekrar ediyorum, en geniş güç birliğini oluşturmayı hedefleyerek, bu çalışmaları sürdürüyoruz. Dersim de bu iller içerisinde, bizim için özel bir öneme sahip. Çünkü Dersim hatırlayalım bir önceki dönem kayyımla elimizden alınmış illerimizden biridir. Hal böyleyken ortaya çıkan son fotoğraf, yani Dersim İttifakı olarak adlandırılan ve açıklanan bu yan yana geliş kamuoyunda haklı bazı sorulara neden oldu. Açıklamayı yapan siyasal yapılar, bunun en demokratik ittifak olduğunu söyleyerek, herkesi oraya davet ettiklerini de ifade ettiler. ‘Biz kurduk siz de gelin’ şeklindeki yaklaşımının, bu çalışmaları güçlendirmediğini ve ortaklaşmayı baypas ettiğini ifade etmek gerekir.” BAŞAK DEMİRTAŞ SORUSU Doğan, Başak Demirtaş’ın İstanbul’da olası adaylığına dair soruya şu yanıtı verdi: “Başak Demirtaş bizim yoldaşımız. 14-28 Mayıs seçimlerinde sahalarda seçimler için çalıştı. Başak Demirtaş bir yerden siyasete dahil olmak isterse elbette bu DEM Parti’dir. Aksi şaşırtıcı olurdu bence. Başak Demirtaş’ın kendisi de net bir şekilde ifade ediyor zaten, ‘partimizden bana böyle bir öneri gelmedi diyor ama partimizden bana bir öneri gelirse ben hazırım’ diyor. Başak Demirtaş’ın orada şöyle bir vurgusu var; ‘Barış ve demokrasinin önünü açacağımıza inanırsak ve bunun için bir sorumluluk düşerse hazırım’ diyor. Sevgili Başak Demirtaş’ın aday olma ihtimaline ilişkin bir açıklama, şaşırtıcı bir açıklamaymış gibi tartışılıyor. Bir gün siyaset yapmak isterse, aday olmak isterse adres DEM Parti’dir.” MA / ANKARA
Dersim’de 1600 personelle deprem tatbikatı

Bilim insanlarının deprem uyarısında bulunduğu Dersim’de 1600 personele eğitim verildi. Doğu Anadolu Fay Hattı ile Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kesiştiği noktada bulunan ve sürekli bilim insanlarının ‘deprem’ uyarısında bulunduğu Dersim’de, Jandarma Komando birliklerinden ve polis Özel Harekat ile Polis çevik kuvvetlerden oluşan 1600 personelle deprem tatbikatı yapıldı. Ovacık, Nazimiye fay hatlarını içinde bulunduran ve Doğu Anadolu Fay hattı ile Kuzey Anadolu Fay hatlarının kesiştiği noktada bulunan Dersim için bir çok bilim insanı deprem uyarısında bulunuyor. ÖzgürDersim gazetesinin haberine göre, fay hatlarının ortasında bulunan kentte depreme karşı konteynır kentler kurulurken, Maraş depreminde koordinatör vali olan daha sonra da kararnameyle Dersim’e atanan Vali Bülent Tekbıyıkoğlu’nun talimatıyla Jandarma komando birliklerinden ve Polis Özel Harekat ile Polis Çevik Kuvvet’ten 1600 kişilik personele deprem eğitimleri verilmeye başlandı. Şehir merkezinde eski vali konağı olarak bilinen bina yıkılarak enkaz alanları ve parkurlar oluşturuldu. Deprem tatbikatının başlamasıyla birlikte bazı ekipler araçlarla binanın çöktüğü alana hızlıca geçerek koordinasyon sağladı. Ardından genel kontrol, fiziki arama, köpekle ve cihazlı arama ile aletlerle enkaz çalışması yapıldı. Tatbikatta 3 kişi yaralı kurtarılırken, ölen bir kişi enkazdan çıkarıldı.
DAD: Dersim basit bir şehir ismi değil; inkarcı faşist anlayışla mücadele edeceğiz

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Dersim isminin siyasi rant sağlamak adına polemik konusu yapılmasına tepki gösterdi. Yazılı açıklama yapan DAD, “Kendi milliyetçi hezeyanları ile hesaplaşamayanların ve Dersim toplumunun yaşadığı acılarla yüzleşmeye dair herhangi bir demokratik çaba içerisine giremeyenlerin, Dersim ismi ve değerlerini kullanmayı hedefleyen hiçbir pratiği bizlerin huzurunda asla kabul görmeyecektir” dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, geçen gün Dersim’de partisinin il başkanlığında yaptığı konuşmada “Bu sefer bu güzel memlekette şanlı bayrağımızı ve CHP bayrağını Dersim Belediyesi’ne asacağımızı buradan müjdeliyorum” demişti. Devlet Bahçeli ise dünkü grup toplantısında Özel’i hedef alarak “CHP’nin dikişi yama tutmayan genel başkanına hatırlatmak isterim ki Türkiye’de ‘Dersim’ diye bir il yoktur. Olan ise tunç yüreklilerin yaşadığı Tunceli’dir” ifadelerini kullanmıştı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi konuya dair yaptığı yazılı açıklamada, ‘Bir kez daha Dersim isminin siyasi rant sağlamak adına polemik konusu yapıldığına şahit olmaktayız’ diyerek, Dersim coğrafyasının ve başta Seyit Rıza olmak üzere tarihsel ve toplumsal bir çok değerin kin ve nefret dili kullanılarak hedef haline getirildiğini belirtti. Günceldeki Dersim polemiğine aynı pencereden baktıklarını kaydeden DAD Genel Merkezi, “Dersim’in toplumsal hakikatini olduğu gibi kabul etmek adına kendi milliyetçi hezeyanları ile hesaplaşamayanların ve yine Dersim toplumunun yaşadığı acılarla yüzleşmeye dair herhangi bir demokratik çaba içerisine giremeyenlerin, Dersim ismi ve değerlerini kullanmayı hedefleyen hiçbir pratiği bizlerin huzurunda asla kabul görmeyecektir” diye belirtti. “İKİ YAKLAŞIMI DA AŞİNAYIZ, AYNI YERDEN BAKIYORUZ!” DAD Genel Merkezi’nin açıklaması şöyle: “Gün geçmiyor ki Hardê Dewreş coğrafyasının adı ve halkımızın başta Pir Seyit Rıza olmak üzere tarihsel ve toplumsal bir çok değeri kin ve nefret dili kullanılarak hedef haline getirilmesin. Defalarca tekrarlanarak gündem haline gelen bu durum iki yöntemle kendini dışa vurmaktadır. Birincisi tamamen inkar ve nefret dili ile kendini sergilemekte ve Dersim’i kimliği, inancı ve varoluşsal tüm özellikleri ile düşman görmektedir. Kısacası katliamcı zihnin güncel mirasçıları olmaktadırlar. İkincisi ise Dersim’in varlığını kısmi bir kabulleniş hali varmış gibi görüntü sergileyip, hemen peşi sıra Dersim’e dair bütün değerleri anlam bozumuna uğratarak asimilasyon ve oy devşirme amacında olan araçsallaştırıcı türevlerdir. Her iki yöntemin de birbirlerinden farkının olmadığını yaşadığımız deneyimler bizlere fazlasıyla öğretmiş durumda. Biz bu iki yaklaşıma da, 2011 yılında dönemin başbakanı Erdoğan’ın dilediği sözde “Dersim özründen” ve CHP’li Onur Öymen’in meclis kürsüsünden sarf ettiği kin ve nefret dilinden aşinayız. Dolayısıyla isim, rol ve partiler değişse de güncel olarak Özgür Özel ve Bahçeli arasında geçen Dersim polemiğine de aynı pencereden baktığımızın bilinmesini isteriz. “DERSİM’İN YAŞADIĞI ACILARLA YÜZLEŞMEYENLERİN PRATİĞİ KABUL GÖRMEZ” Dersim; Kürt Alevi toplumsallığının Ocak sistemi dahilinde yaşamsal kıldığı özerk sosyal ilişkiler bütünlüğüyle anlam kazanmış bir coğrafya. Yine Dersim, kimliksel aidiyetleri ve toplumsal yaşayış hali ile merkeziyetçi ve tekçi ulus devlet tarafından tehlike olarak görülmesinden kaynaklı büyük bir katliamdan geçirilen ve tarihsel olarak derin acılar yaşayan bir yerdir. Dersim’in toplumsal hakikatini olduğu gibi kabul etmek adına kendi milliyetçi hezeyanları ile hesaplaşamayanların ve yine Dersim toplumunun yaşadığı acılarla yüzleşmeye dair herhangi bir demokratik çaba içerisine giremeyenlerin, Dersim ismi ve değerlerini kullanmayı hedefleyen hiçbir pratiği bizlerin huzurunda asla kabul görmeyecektir. “DERSİM’İ BİLİNCİMİZDEN SİLMEYE KİMSENİN GÜCÜ YETMEYECEK!” Dolayısıyla kurşun atanla, kurşun yiyeni aynı cümlelerde anan kurnaz pragmatist politikacı örneklerini kabul etmeyip teşhir edeceğimiz gibi, Dersim’i tüm tarihsel varoluş gerçekliğiyle inkar eden ve katliamcı zihniyetin güncel türevi olarak siyaset güden faşist anlayışların karşısında da mücadele etmeye devam edeceğimiz bilinmelidir! Dersim bizler için basit bir şehir ismi değildir! Tarih, toprak, kültür, inanç, dil ve toplumsallık adına kadimden beri biriktirilen tüm değerlerimizin bütünsel bir ifadesidir! Bu ifadeyi kimse siyasi rant elde etmek adına kullanamaz! Yine bu ifadeyi bilincimizden silmeye hiç kimsenin gücü yetmedi, yetmeyecek!” PİRHA/DERSİM
Özel, Dersim’den seslendi: DEM Parti resmi bir parti göz önünde ilişki içindeyiz.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Dersim’e geldi. Halka seslenen Özel, Dersim Belediyesi’ni bütün CHP’li Büyükşehir belediyeleri ile kardeş kent yapacaklarını vurguladı. DEM Parti ile ilgili olarak ise “Hiçbir siyasi parti bizim gözümüzde şeytan değildir. DEM Parti resmi bir partidir. Her parti gibi gözler önünde ilişki içindeyiz” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Başkan Yardımcıları, Parti Meclisi Üyeleri, Disiplin Kurulu üyeleri ve aralarında Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ile Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın da olduğu partililerle Dersim’i ziyaret etti. Nazimiye’de eski Milletvekili Kamer Genç’i anma törenine katılan Özel, daha sonra Dersim merkezde CHP il binasının önünde halka hitap etti. “ADAYIMIZI SİZE EMANET EDİYORUM” Nazimiye’ye gelmeden önce önceki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldiğini, onun selamlarını getirdiğini belirterek konuşmasına başlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, önce sözü yerel seçimlere getirerek, “Ben buradan Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı olarak adayımızı Cumhuriyet Halk Partililere, o da yetmez. Tunceli iyi yönetilsin, dürüst, temiz yönetilsin, iyi hizmetler alsın diyen herkese; Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün büyükşehir belediyeleri Tunceli Belediyesi’ne kardeş belediye olsun diye, abi kardeş gibi çalışsınlar, Tunceli bugüne kadar görmediği hizmetleri alsın diye adayımızı size emanet ediyorum” dedi. “BİZİM GÖZÜMÜZDE HİÇBİR SİYASİ PARTİ ŞEYTAN DEĞİLDİR” AKP Genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işi gücü bırakıp Cumhuriyet Halk Partisi’yle uğraştığını vurgulayan Özel, Cumhurbaşkanı’nın eleştirilerine konu olan DEM Parti ile görüşmelerine ilişkin şunları ifade etti: “Meclisteki grubu bulunan ve bu milletten oy alan hiçbir siyasi parti bizim gözümüzde şeytan değildir. Randevu istediler. Verdik, geldiler, görüştük. Seçimlerini yaptılar. Tebrik etmeye, hayırlı olsun ziyaretine gittik. Şuradan ilan ediyoruz ki bizim DEM Parti’yle Tayyip Bey istemiyor diye ilişkimizi koparacak kadar onun seçmenine saygısız değiliz ama yine buradan ilan ediyoruz ki, DEM Parti ile gözünüzün önünde, ne ilişki kuruyorsak onu kuruyoruz. Yani kapalı kapılar ardından konuşuyorlar, gizli anlaşmalar yapıyorlar, şunu yapıyorlar, bunu yapıyorlar. Bunların hepsi Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim yalanından ibarettir. DEM Parti resmi bir partidir. Her parti gibi gözler önünde ilişki içindeyiz. Ama Recep Tayyip Erdoğan her gün DEM diyorsun da her gün zam yapıyorsun. Milletin derdi DEM değil, senin yaptığın zam zam zam.” “EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞINI BİR ASGARİ ÜCRET DÜZEYİNE ÇIKARACAĞIZ” Recep Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşının, asgari ücretin bir buçuk katı olduğunu ama bugün asgari ücretin yüzde 55’ine indiğine vurgu yapan Özel, “Biz diyoruz ki ilk adım olarak, en düşük emekli maaşı bir asgari ücret düzeyine çıkarılmalıdır. O da 17 bin liradır. 10 bin liralık sefalet ücretini kabul etmiyoruz. Buradan sizlerden hangi siyasi görüşten olursa olsun, hangi etnisiteden, hangi mezhepten, hangi inançtan olursa olsun bütün emeklilerimiz için artık o 10 bin lirayı, onun uygun gördüğü, dayattığı, reva gördüğü 10 bin lirayı reddediyoruz” diye belirtti. Elektrik ve doğal gaz faturalarından boğaza bir şey kalmadığını söyleyen Özel, “Yoksulluk ve sefalet içinde olan emeklilerimize de emekçilerimize de geleceğinden endişeli gençlere de gencecik evlatlarını yurt dışına gönderip de kaybetmek istemeyen ana babalara da sesleniyoruz. Oyları Cumhuriyet Halk Partisi’nde birleştirirsek, bu iktidara yeter artık bizi düşünmeyene bundan sonra oy yok dersek, biz bu kadarını hak etmedik, size bu yerel seçimlerde bir sarı kart gösteriyoruz dersek emin olun bundan sonra her şey yoluna girer” değerlendirmesinde bulundu. “KIYI ŞERİDİNDEN İÇERİYE DOĞRU CHP’Lİ BELEDİYELERİ ÇOĞALTACAĞIZ” Hem Tunceli’de hem 81 ilde özellikle ellerindeki 11 büyük şehirde büyük bir başarı elde edeceklerini belirten CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yaklaşan yerel seçimlerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Büyükşehir belediyelerimizi koruyacağımızı, bu sayıyı Ege’deki dört il başta olmak üzere Denizli’den, Manisa’dan, Balıkesir’den, Bursa’dan başlayarak artık Cumhuriyet Halk Partili Belediyeleri kıyı şeridinden içeriye doğru çoğaltacağımızı, İç Anadolu’da çok önemli belediyeler kazanacağımızı görüyorum. İlk aklıma Kırıkkale geliyor. Kastamonu geliyor ancak çok sayıda belediyeyi kazanacağımızı ve Tunceli’de bu sefer, bu güzel memlekette şanlı bayrağımızı ve Cumhuriyet Halk Partisi bayrağını Tunceli’de Dersim Belediyesi’ne asacağımızı ve Tunceli’ye görülmedik hizmetleri hep beraber yapacağımızı buradan müjdeliyorum.” “TUNCELİ ÖZEL BİR KENTTİR” CHP Dersim Belediye Başkan Adayı Ali Mustafa Çelik’de, Dersim’de son zamanlarda artan göç sorununa vurgu yaparak şunları kaydetti: “Kentimiz boşalıyor. Göç, dramatik bir hal alıyor. Biz kentimizin sorunlarını biliyoruz, çözümleri için hazırız. Tunceli doğası, insanı, çağdaş yaşam tarzı, değerleri, kültürüyle, kimliğiyle özel bir kenttir. Son yıllarda yaşanan ekonomik zorluklarla beraber artan işsizlik, yoksulluk, kentimizin sürekli göç vermesine neden olmaktadır. İnsanlarımız dışarıya göç ettikçe kentimizin özgün, sosyokültürel dokusu bozulma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ancak suç gidenlerin değil, gençlerimize umutlu ve güvenli bir gelecek sunamayan yöneticilerdedir. Biz yoksulluğa mahkum edilen halkın çocuklarının doğduğu topraklardan koparılmalarına seyirci kalmayacağız. İnsana değer vereceğiz. Halka saygılı olacağız, herkesi kucaklayacağız, destekleyeceğiz ve kolaylaştırıcı olacağız. Çevre duyarlılığı içerisinde çağdaş, yaşanabilir, mutlu bir kent yaratacağız” PİRHA/DERSİM
Dersim’de 25 Kasım mitingi: Gülistan Doku bulunsun, failler cezalandırılsın!

Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Dersim’de yürüyüş yaptı. Ekonomik ve siyasal belirsizlikten Dersim’de yaşayan kadınların da derinden etkilendiğini belirten kadınlar, “İstanbul Sözleşmesi’nden, nafakadan, haklarımızdan hukuklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. ‘Jin jiyan azadi’ felsefesiyle yürüyoruz” dediler. Kadınlar ayrıca Gülistan Doku’nun akıbetini de sordu. Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Dersim’de yürüyüş ve basın açıklaması yaptı. “Yoksulluğa, Eşitsizliğe, Şiddete ve Savaşa Karşı Örgütlü Mücadeleye” başlıklı yürüyüş için Sanat Sokağı’nda buluşan kadınlar buradan slogan ve dövizlerle Seyit Rıza Meydanı’na yürüdüler. Yürüyüş boyunca alanda; “Jin, Jiyan, Azadi” , “Ciniye, Cuye, Azadi” ,”Kadın, Yaşam, Özgürlük” , “Şiddet ve hak ihlallerine karşı ortak mücadeleye” , “İstanbul sözleşmesi yaşatır” , “Kadına şiddet suçtur” , “Gülistan Doku Nerede” , “Mutfak senin olsun, serseri doğdum, serseri ölücem” , “Herkese anadilde sağlık hizmeti hakkı” ,” Nefrete inat yaşasın hayat” ve “Ekmekte istiyoruz, gül de” yazılı dövizler taşındı. Dersim Kadın Platformu’nun açıklamasını Seyit Rıza Meydanı’nda Fatoş Taşkale okudu. “SİYASAL İKTİDARA GERİ ADIMLAR ATIIRACAK KAZANIMLAR ELDE ETTİK” 25 Kasım 1960’ta Dominik’te faşist Trojillo Hükümeti’ne karşı mücadelenin parçası olan Mirabel Kızkardeşler’in şiddetin her türlüsünü yaşayarak katledilmelerini hatırlatarak konuşmasına başlayan Dersim Kadın Platformu üyesi Fatoş Taşkale, “O günden bugüne tüm dünyada her yaştan kadınların yaşamında onca şey değişse de mücadele etme noktasında bir ortaklık kurma ve dayanışma gösterme ısrarı hala devam ediyor. Biz de bugün Dersim’de bu mücadelenin bir parçası olarak ‘Yoksulluğa, eşitsizliğe, şiddete ve savaşa karşı örgütlü mücadeleye’ şiarıyla alanlardayız” dedi. İktidarın, kadınların kazanımlarını hedefe koyan siyasi gericilikte ısrar ettiğini ama kadınların da bu saldırılara karşı durmaktan, mücadele etmekten asla vazgeçmediğine vurgu yapan Taşkale, “Bizler pek çok kez güçlü ve birleşik bir mücadele ortaya koymayı başararak siyasal iktidara geri adım attıracak, saldırıları püskürtecek kazanımlar elde ettik” dedi. “ÇOCUKLARIMIZIN ZİHİNLERİ CİNSİYETÇİ, GERİCİ ODAKLARCA TESLİM ALINMAYA ÇALIŞILIYOR” “Evde, işte, okulda, sokakta, sosyal medyada, erkek şiddetine maruz bırakılıyoruz” diyen Fatoş Taşkale, şunları kaydetti: Erkek şiddetine dair veriler iktidarlar tarafından açıklanmıyor. Şiddet vakalarının üstü örtülmeye çalışılıyor. 2023 yılının ilk 10 ayında 353 kadın katledildi. LGBT+ örgütlerinden gelen raporlar nefret söyleminin de her geçen gün arttığını gösteriyor. Bu yaşananların hiçbirinin münferit olaylar olmadığını biliyoruz. Örneğin eğitimin her kademesinin dinci, gerici bir forma büründürmek isteyen iktidar, ÇEDES gibi uygulamalarla eğitimin bütün kademelerine dini görevli atanıyor. Genç yaşlarda gençlerimizin, çocuklarımızın zihinleri cinsiyetçi, gerici odaklarca teslim alınmaya çalışılıyor. Buna izin vermeyeceğiz.” İktidarın kadınlara yönelik baskı ve şiddetinin her alanda hız kesmeden devam ettiğini, Kürt kadınlarının bu baskı ve şiddetin en büyük mağdurları olduğunun altını çizen Taşkale, “AKP-MHP İktidarı bölgede uyguladığı politikalarla, kadına yönelik şiddeti ve yoksulluğu on kat daha artırmıştır. Çok sayıda Kürt kadın siyasetçi atanan kayyumlar nedeniyle halen cezaevinde iken, cezaevlerinde bulunana hasta tutsaklar için herhangi bir önlem alınmış değil. Kürt kadınları ağırlaşan ve derinleşen yoksulluk, işsizlik, geleceksizlik ile mücadele etmeye devam ediyor” diye belirtti. “EKONOMİK VE SİYASAL BELİRSİZLİK DERSİM’DEKİ KADINLARI DA DERİNDEN ETKİLİYOR” Dersim’de yaşayan kadınların sorunlarına değinen ve Gülistan Doku’yu hatırlatan Dersim Kadın Platformu üyesi Fatoş Taşkale, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkenin içine girdiği ekonomik ve siyasal belirsizlik, Dersim’de yaşayan kadınları da derinden etkiliyor. Kadınlar her yerde olduğu gibi güvencesiz, kayıt dışı, düşük ücretle sendikasız, sigortasız çalıştırılıyor. Yine Üniversite öğrencileri başta olmak üzere, şehirde yaşayan kadınlara yönelik şiddet, taciz, istismar sistematik olarak belli güçler tarafında sürdürülüyor. Bu durum kadın platformumuz tarafından çokça teşhir edilmesine rağmen hiçbir önlem almayan yetkililer bu duruma sesiz kalarak bu suça ortak olmaktadırlar. 5 Ocak 2020 kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku bu kirli politikanın bir sonucu olduğunu çokça ifade ettik. Bugüne kadar Gülistan Doku’nun bulunmasına dair verilen sözler yerine getirilmedi. Gülistan Doku bulunana kadar bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz.” “BU TOPRAKLARDA KADINLARIN MÜCADELESİYLE YOL ALIYORUZ” Daha sonra söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, “Yaşamını yitiren her kadını saygıyla anıyorum. Bizler örgütlü mücadele derken önemli bir şeye işaret ediyoruz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz diyoruz, çünkü biz AKP-MHP rejiminin 21 yıldır faşizmi kurumsallaştırdığı, kadınlarının haklarını gasp ettiği anlayışına kadının özgürlük mücadelesiyle baş edeceğiz. Bu örgütlü mücadelemizle cevap vereceğiz” dedi. “Örgütlü mücadelemizle özgür kadınlar olarak toplumu inşa edeceğiz. Özgürleşmeden eşitliği sağlayamayız” diyen Kordu, şunları söyledi: “Özgürleşmenin öncüsü biz kadınlar olacağız. Dersim’in kadim bir direniş tarihi var. Bizim yolumuzu aydınlatanları biliyoruz, o direniş tarihidir ki, Zarifelerden, Sakinelerden, Aysel Doğanlardan, Arin Mirkanlardan geldik biz. Biz bu topraklarda kadınların bu mücadelesiyle yol alıyoruz. Güçlü tutan bu mücadeledir. Bugün katledilen kadınların çoğu alınmayan tedbirler yüzünden öldürüldü. Mahkemelerde haksız tahrik indirimleriyle erkekler serbest bırakılmıştır. Cezaevinde olan tüm kadınlara selam olsun. Yaşasın örgütlü mücadelemiz, her yerdeyiz. İstanbul Sözleşmesi’nden, nafakadan, haklarımızdan hukuklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. ‘Jin jiyan azadi’ felsefesiyle yürüyoruz.” Konuşmaların ardından sanatçı Songül Bulur kadınlar üzerine yaptığı şarkısını seslendirdi. Son olarak Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Kadın Meclisi Erbane Grubu’yla şarkılar söylendi, halaylar çekildi. PİRHA/DERSİM
Dersim’de zihinsel engelli çocuğu tacize 10 ay hapis cezası verildi

Dersim’de yüzde 50 engelli çocuğu ‘istismar’ suçlamasıyla yargılanan Zeynel Yıldız’a, taciz suçundan 10 ay hapis cezası verildi. Dersim’in Hozat ilçesinde 17 yaşındaki zihinsel engelli çocuğu istismar suçuyla yargılanan Zeynel Yıldız’ın karar duruşması Tunceli Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada iki tarafın avukatları hazır bulunurken tutuksuz yargılanan sanık Zeynel Yıldız, yer almadı. “CEZALANDIRILMASINI TALEP EDİYORUZ” Sanığın istismardan ceza alması gerektiğini belirten çocuğun avukatı, “Müvekkilimin beyanları bütün aşamalarda istikrarlı ve herhangi bir çelişki bulunmamaktadır. Aksine sanığın savunmaya yönelik her aşamada farklı beyanları mevcut. Bu tür dosyalarda görgü tanığı aramak, hayatın olağan akışına aykırıdır. Elazığ Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından verilen görüşme raporu da istismarı doğrular niteliktedir. Dolayısıyla biz, sanığın farklı zamanlarda birden çok kez cinsel taciz ve cinsel istismar suçlarında hüküm veren eylemlerde bulunduğunu ve bu yönlü de cezalandırılmasını talep ediyoruz.” dedi. Mahkeme, Zeynel Yıldız’a, taciz suçundan 10 ay hapis cezası verdi. Ceza, hükmün açıklanmasının geri bırakılması maddesi ile ertelendi. NE OLMUŞTU Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Çığırlı köyünde yaşayan ve 5 yıl önce alınmış ‘yüzde 50 zihinsel engelli’ raporu bulunan S.E., iddiaya göre mayıs ayında okula gitmek için bindiği minibüste Zeynel Yıldız’ın istismarına uğradı. Zeynel Yıldız’ın cinsel istismarları devam edince S.E., yaşananları ses kaydına alarak yakınlarına dinletti. S.E.’nin bir yakınının da ses kaydı ile savcılığa şikayette bulunması üzerine S.E.’nin Çocuk İzleme Merkezi’nde ifadesi alındı. İfade üzerine gözaltına alınan Zeynel Yıldız, suçlamaları reddederek ses kaydındaki ifadelerin kendisine ait olmadığını ileri sürdü. Zeynel Yıldız 2019 yılında sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Yıldız’ın 3,5 ay sonra serbest bırakılması ise kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştı. PİRHA
‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’

Alevi pirlerinin Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na gitmeleri halinde cemlerde ne yapılacağını artık başkalarının tarif edeceğini belirten Ağuçan Ocağı pirlerinden İnanç Dolu, “Köyleri dolaşıp maaşlı dede bulma çalışmaları ÇEDES projesinden bağımsız değildir. Bir Alevi piri maaşlı olarak çalıştığı ve rıza lokmasından uzaklaştığı zaman devletin memuru olacaktır, o yüzden artık pir olamaz” dedi. Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor. Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve Cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor. Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler. İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor. Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor. Ağuçan Ocağı pirlerinden İnanç Dolu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini değerlendirdi “PİRLERİMİZ, RIZASIZ LOKMA YEMEMEK İÇİN EKMEKLERİNİ KUŞAKLARINA BAĞLAYIP TALİPLERİNE GİDERDİ” Cemevlerinin bir müdürlüğe bağlı olmasının Alevi inancının bağımsız olmasının karşısındaki en büyük engel olduğunu ifade eden İnanç Dolu, “Özellikle cemevinde hizmet yürütecek pirlerin, rayberlerin, ocakzadelerin bu döngüye dâhil olmaları pirlerin bağımsızlığını zedeleyecek bir durumdur” dedi. Köyleri dolaşıp maaşlı dede bulma çalışmalarının ÇEDES projesinden bağımsız olmadığını söyleyen Dolu, “Alevi pirleri bir yola gittikleri zaman ya da ibadet için talip köylerini dolaştıkları zaman kendi kuşaklarına ekmek bağlayıp giderlerdi. Sebebi ise rızasız lokma yememek, kötü birine muhtaç kalmamak ve yanlış bir karar vermemek açısından ekmeğini beraber götürürlerdi. Alevi pirlerinin ve ocakzadelerinin bu konuda bağımsız kalmaları Alevi inancının yaşaması açısından çok önemlidir. Çünkü Alevi pirleri bağımsız oldukları müddetçe kendi taliplerinin cemu civatlarında, daru didarlarında bağımsız karar verebilecekler. Ama bu tür projelerin içerisinde yer almak Aleviliğin asimile olmasındaki en büyük etkenlerden birisidir” diye konuştu. “OCAKZADELERİN VE ALEVİ KURUMLARININ BİRLİKTE HAREKET ETMESİ LAZIM” Diyanete bağlı imamların camilerde verdikleri cuma hutbelerinin Diyanet tarafından düzenlendiğini vurgulayan Dolu, şöyle devam etti: “Alevi pirleri eğer cemevi başkanlığına giderlerse cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder. Aslında bizim inancımızı tarif etmeye kimsenin gücü yetmez. Bir Alevi piri maaşlı olarak çalıştığı zaman ve rıza lokmasından uzaklaştığı zaman devletin memuru olacaktır. O yüzden artık pir olamaz. Bütün ocakzadelerin ve Alevi kurumlarının birlikte hareket etmesi lazım. Biz kimsenin Alevisi olmak istemiyoruz. Alevi inancının temelinde ocaklar, pirler, rayberler, mürşitler vardır. 7 yaşında gözlerini kaybetmiş Âşık Veysel bu dünyaya sayısız eser bırakmışsa, okuma yazması olmayan pirlerimiz inancımızı bugüne kadar sazlarıyla ve sözleriyle getirmiştir. Cemevi başkanlığına atanan kişi ve ÇEDES projesi birbirinden bağımsız projeler değil. Bu projeler bizim inancımız için büyük bir tehlike, çünkü biz inancımızı kaybetmek istemiyoruz.” PİRHA- Cihan BERK/DERSİM