Şair Bedriye Topaç: Yaşlılarımızdan özür dilemeliyiz. Onlarla Türkçe konuşmayı tercih ettik ama bunu düzeltebiliriz

Tehlike Altındaki Diller ve Anadili Mücadelesi

Dünya genelinde yaklaşık 7 bin dil ve lehçe konuşuluyor ve UNESCO’ya göre bunların en az yarısı bu yüzyılın sonuna kadar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Türkiye de bu tehlikeden muaf değil; Zazaki (Kırmançki), Hemşince, Lazca, Süryanice ve Abhazca gibi birçok dil ve lehçe, yok olma tehlikesi altında bulunuyor. Bu tehlikeye karşı, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve KESK Dersim’de yetişkinler ve çocuklar için Kürtçe’nin Kurmanci ve Kırmançki  lehçesinde dil atölyesi başlattı.

Dil atölyelerinden Kirmançki’yi veren yazar Bedriye Topaç, Kırmançki’nin içinde bulunduğu durumu ve bu kursların önemini değerlendirdi. Topaç’a göre, anadil yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda kimliğin ve kültürel mirasın taşıyıcısı. Ancak, uzun yıllardır süregelen asimilasyon politikaları nedeniyle Kırmançki hızla konuşanlarını kaybediyor.

“Dil bizler gibi canlıdır”

“Dil, bizler gibi canlıdır. Biz nasıl ki dilimize benziyorsak, o da bize benziyor” diyen Topaç, dilin yalnızca konuşmakla korunamayacağını, yazılı kültürün gelişmesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Dersim’de açılan bu kursların dilin geleceği için kritik bir adım olduğunu vurgulayan yazar, “Maalesef ki dilimiz büyük bir hızla susuşa geçti. Ancak onunla okumayı, yazmayı öğrenirsek dirilişe geri dönebilir” ifadelerini kullandı.

“Yazı dili olmadan dil deforme olur”

Topaç, konuşulan dili öğrenmenin tek başına yeterli olmadığını, dilin yazılı hale getirilmesinin de şart olduğunu ifade etti.

Dil bilincinin gelişmesi için eğitim kurumlarının önemine değinen Topaç, anadil eğitiminde öğretmen yetiştirmenin gerekliliğine vurgu yaptı. “Yazı dili olmadığında, dil zamanla deforme olur. Sözlü aktarımda bozulmalar yaşanır, ama yazılı dil kalıcıdır ve gelişir” dedi.

Dil Mücadelesi ve 21 Şubat’ın Önemi

Dünya Anadili Günü 21 Şubat’ın seçilmesi 69 yıl önce Pakistan’ın resmi dili olarak Urduca’yı dayattığı Bangladeş halkının protestolarına dayanıyor. 1952’de Pakistan’ın ‘tek dil’ dayatmasına karşı ‘Bengal Dil Hareketi’nin 21 Şubat 1952’de yaptığı yürüyüşe güvenlik güçleri tarafından açılan ateş sonucu çok sayıda  kişi yaşamını yitirmişti. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 1999 yılında aldığı kararla 21 Şubat gününü, “Uluslararası Anadili Günü” olarak kabul edildi. İlk kez 2000 yılında, dünya çapında çok dilli yaşamı ve kültürel çeşitliliği desteklemek amacıyla kutlanmaya başlandı.

Uluslararası Anadili Günü olarak kutlanan 21 Şubat’ın önemine değinen Topaç, Bangladeş’in bağımsızlık mücadelesinde dilin oynadığı kritik rolü hatırlattı. “Dersim’in dil anlamında çok kötü durumda olduğunu biliyoruz. Ama bu yok oluşu durdurmak bizim elimizde” diyen Topaç, anadili öğrenmenin ve öğretmenin bireysel ve toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

 

“Dilimizi sahiplenmeliyiz”

Topaç ayrıca, geçmişte anadilin yeterince sahiplenilmemesi nedeniyle büyük bir kayıp yaşandığını dile getirerek, “Yaşlılarımızdan özür dilemeliyiz. Onlarla Türkçe konuşmayı tercih ettik ama şimdi dilimizi sahiplenerek bunu düzeltebiliriz” dedi. Anadili kurslarının sadece dersliklerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten yazar, gündelik hayatta da Kırmançki konuşulmasının önemine dikkat çekti.

Kırmançki kursuna yoğun ilgi

Dersim’deki Ana dil atölyeleri, dili öğrenmek ve yaşatmak isteyen herkesin katılımına açık olacak. DAD Dersim Şubesi, atölyelere yönelik ilgiden memnun olduklarını ve ilerleyen dönemlerde daha fazla insana ulaşmayı hedeflediklerini belirtiyor. Bu girişimin, kaybolma tehlikesiyle yüz yüze olan Kırmançki’nin geleceği için umut verici bir adım olması bekleniyor.

Türkiye’de 18 dil kaybolma tehlikesi altında

UNESCO’nun hazırladığı Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre Türkiye’de en az 18 dil kaybolma tehlikesi altında. 2023 yılında Avrupa Konseyi’nin hazırladığı raporda da Türkiye’deki dilsel çeşitliliğin risk altında olduğu belirtilmişti. Anadili kaybolan topluluklar, yalnızca bir iletişim aracını değil, aynı zamanda tarihlerini, kültürel belleğini ve kimliklerini de kaybediyorlar.

Dil bilimciler, devlet politikalarının ve eğitim sistemlerinin anadili yaşatmada kritik bir rol oynadığını belirtiyor. Anadilinde eğitim hakkının tanınması, medya alanında daha fazla anadili içeriği üretilmesi ve toplulukların kendi dillerinde yazılı ve sözlü üretim yapabilmesi için desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.

DERSİM/ Düzgün AKDENİZ

Facebook
Twitter
LinkedIn
Sohbeti Aç
Sizi Dinliyoruz
Merhaba Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?