Dersim’in yollarla çilesi bitmiyor: Trafik kazaları arttı, yaşamı zorlaştırıyor

Dersim’in en büyük sorunlarından yolların durumu. İhtiyaca cevap vermeyen yollar halkı ve sürücüleri bezdirmeye devam ediyor ve kaza riskini de arttırıyor. Özellikle Dersim kent merkezini Ovacık ve Pülümür’e bağlayan yollarda artan araç geçişlerinden dolayı son zamanlarda kazalar arttı. Pek çok köy yolu da hala asfaltsız ya da kapalı. Kent merkezinde ise yollar ve sokaklar; hem sürücüler hem yayalar hem de hayvanlar için gittikçe zorlaşıyor. Geçen hafta Pülümür yolunda meydana gelen trafik kazası, Dersim’de hem ciddi bir sorun hem de tehlike olmaya başlayan yolların durumunu tekrar gündeme getirdi. Özellikle Dersim kent merkezini Ovacık ve Pülümür’e bağlayan yollarda artan araç geçişlerinden dolayı son zamanlarda kazalar artıyor. DERSİM’İN YOL DURUMU: ARTAN MALİYET VE RİSK, KAYBOLAN ZAMAN Yollarda yeterli bakım yok. Zor bir coğrafyadan geçen bu yolların daha kullanışlı, kaliteli hale getirilmesi yüksek maliyetler gerektirdiği ve bu maliyetler karşılanmadığı için artan trafik yoğunluğuna ve yaşanan sıkıntılara rağmen yollar kaderine terkedilmiş durumda. Yolların bu durumu hem ulaşımda ciddi bir zaman kaybı yaratıyor hem her türlü sevkiyatı zorlaştırıyor hem de maliyetleri yükseltiyor. Dersim’in pahalı bir kent olmasının ve kentte üretilen ürünlerin dışarda daha yüksek fiyata satılmasının önemli nedenlerinden biri de bu durum. OVACIK YOLU Munzur Vadisi boyunca su yatağını takip ederek Ovacık’a bağlanan 59 kilometrelik Tunceli-Ovacık yolu zaten normal koşullarda bile yetersizken, özellikle yaz aylarında aşırı artan trafiği ciddi endişelere ve kaza riskinin artmasına sebep oluyor. Oldukça dar olan Ovacık yolunun büyük bölümü sert virajlardan oluşuyor, tepelerden yola sürekli kayalar düşüyor. Son yıllarda artan turizm nedeniyle yaz aylarında ilçeye günlük araç giriş-çıkışı binlerle ifade edilirken, bir yandan da artan tüketim, gelişen inşaat sektörü ile Munzur Su’yun dışarıya ürün sevkiyatı, yolu kullanan TIR ve kamyon sayısını da arttırıyor. Bunun yanında ilçenin büyük kentlere bağlantısını sağlayan seyahat firmaları ve tur operatörlerinin artan seferleri yüzünden yolu kullanan otobüs sayısı da artıyor. PÜLÜMÜR YOLU Bir diğer sorunlu bağlantı yolu da Dersim kent merkezini Pülümür’e bağlayan ve yine Pülümür Vadisi’ni su yolu boyunca takip eden 66 kilometrelik Tunceli-Pülümür yoludur. Turizm ve geri dönüş sebepli Dersim’in artan trafiğine ek olarak, Güney kentlerinden gelip Kuzey kentlerine giden özellikle nakliye araçlarının çoğu da bu yolu tercih ediyor. Dolayısıyla bu yolda da kapasitesinin üzerinde bir kullanım söz konusu. Dersim merkezi Erzincan ve büyük kentlere bağlayan Pülümür yolu üzerinde, 1960’larda çığ, sel ve kaya düşmesine karşı yapılmış 21 adet tünel bulunuyor ancak bu tüneller çok bakımsız, ışıklandırma yetersiz. Tünele girişte ve çıkışta karşıdan gelen aracı görmek zor oluyor. Yoldaki virajların da dar olması birçok tehlikeye yol açıyor. Daha geçen hafta bu yolda feci bir trafik kazası oldu. KÖY VE MEZRA YOLLARI Dersim’in yol sorunları sadece bu iki yoldan ibaret değil. Pek çok köy ve mezra yolunun asfalt olmaması ya da kapalı olması, insanların kendi köylerinde sürekli bir yaşam inşa etmelerini zorlaştırıyor. Özellikle 90’lı yıllarda boşaltılan birçok köy yolunun toprak veya kapalı olmasından dolayı köylere elektrik ve su gibi temel hizmetler götürülemediği için köylülerin geri dönüş ve yeniden yerleşiminde ciddi sıkıntılara neden oluyor. Ulaşımda sorunlar olduğu gibi yağışlarla birlikte yollar çamura dönüşüyor, araçlar kaza riskiyle karşı karşıya kalıyor. Köylüler için hayat eziyete dönüşüyor. Örneğin Pülümür’ün Hasangazi köyü, yaklaşık 100 ton yem bitkisi yetiştirme kapasitesine sahip olmasına rağmen arazilere ulaşım sağlayacak yol olmadığı için köy arazileri ekilip biçilemiyor. KENT MERKEZİ YOLLARI Atatürk Mahallesi’nde işletmeler kapandıktan sonra ana cadde karanlıkta kalıyor. Kentte hayvanlar çok, köpek ve domuz sürüleri geziyor ve bundan dolayı kazalar oluyor. Bazen hayvanlar ölebiliyor bu kazalarda. Sadece araçlar için değil, yayalar ve hayvanlar için de tehlike saçıyor. Yollardaki köpek sayısının artışı da akşam saatlerinde insanların yürüyerek evlerine gitmelerini zorlaştırıyor. Tüm ana yol bağlantıları merkezden geçtiği için şehirler arası yol yapan kamyon, TIR, otobüs gibi araçlar, zaten normal kent trafiğini kaldırma kapasitesi bile olmayan yolların yükünü çoğaltıyor, trafiği aksatıyor. Bu nedenle, şehirlerarası bağlantılar için kente yeni bir yol gerekiyor. Bunlara ek olarak mahalle arası yollarda çukurlar var. Alibaba, Gazik (Cumhuriyet), Yeni Mahalle ve Esentepe’de çok ciddi kaldırım sorunu var. Dersim her açıdan bakımsız ve sahipsiz bırakılmış durumda. PİRHA-DERSİM

SES Dersim kongresi yapıldı, sağlıkçılara yönelik şiddete dikkat çekildi

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi 11. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Sağlıkta dönüşüm programını eleştiren SES Dersim Şube Eş Başkanı Kahraman Yürük, “Ekonomik ve özlük hakları aşınan hatta, açlık ve yoksulluk sınırına dayanan sağlık ve sosyal hizmet emekçileri artık tükenmişlik sınırında yaşamını sürdürmektedir” dedi. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi 11. Olağan Genel Kurulu, salon bulunamadığı için Dikilitaş Restaurant’ta yapıldı. Dersim’deki sendika, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun ilgi gösterdiği genel kurulda, önce divan seçimi yapıldı ve saygı duruşunda bulunuldu, ardından konuşmalara geçildi. “SAĞLIK VE HİZMET EMEKÇİLERİ ARTIK TÜKENMİŞLİK SINIRINDA” Divan oluşturulduktan sonra SES Dersim Şube Eş Başkanı Kahraman Yürük bir konuşma yaptı. Siyasi kriz, gözaltılar, tutuklamalar, sürgünler, ihraçlar ile geçen bir süreci hep birlikte yaşadıklarını belirten Yürük, “Türkiye’nin içinde bulunduğu rejim krizi toplumun tüm kesimlerini etkilemiş durumda. Açlığa mahkum edilen halk, kamuda esnek ve kuralsız çalışmanın hayata geçirilmesi, dinselleşme yoluyla laikliğin yok edilmeye çalışılması ve uygulanan neoliberal ekonomik programlar içinde çıkılmaz bir ortam yaratmıştır” dedi. Toplumsal muhalefetin ve sağlık emekçilerinin 30 yıllık mücadelesi ve direncine rağmen sağlık alanında kar amaçlı piyasacı, özelleştirmeci politikalarla, sağlık hakkının tamamen yok edildiğini ifade eden Yürük, “Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık çalışanlarının ekonomik ve özlük hakları her geçen yıl giderek artan bir erozyonla gerilemiştir. Ekonomik ve özlük hakları aşınan hatta, açlık ve yoksulluk sınırına dayanan sağlık ve sosyal hizmet emekçileri artık tükenmişlik sınırında yaşamını sürdürmektedir” diye konuştu. “SAĞLIKTA ŞİDDET GÜNLÜK HAYATIMIZIN BİR PARÇASI OLDU” Yirmibir yıldır uygulanan ‘Sağlık Reformu’ sonrasında ‘Sağlıkta Şiddet’in artık günlük yaşamlarının bir parçası olduğunu söyleyen Yürük, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sağlık kurumlarının her bir alanı şiddet mekanına dönüştü. Her gün saldırıya uğruyor, darp ediliyor, yaralanıyor, öldürülüyoruz. İşyerlerimiz güvenli değil, çalışırken endişeliyiz. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri artık yeter demektedir. Sağlık emekçileri tükenmişlik yaşamakta, görevden ayrılmakta, kendisini ve mesleğini değersiz görmekte, yalnızlaştırılmakta ve ötekileştirilmekte, ne acıdır ki hayatlarına bile son verebilmektedirler. Yaptığımız iş çok ağır ve tehlikelidir. Sağlık iş kolunun ağır ve tehlikeli iş kolu olarak kabul edilmesi elzemdir.” “BASKI, MOBİNG VE SÜRGÜNLERE MARUZ KALIYORUZ” Devam eden FEDAŞ elektrik işçileri direnişinin kendilerine sınıfın gücünü hatırlattığını ve verdikleri örgütlü mücadeleyle herkese örnek olduklarını belirterek konuşmasına başlayan SES Dersim Şube Yönetim Kurulu Üyesi Duygu Kurban ise, “Bizler Aile ve Sosyal Hizmet Çalışanları olarak bir yıla yakın bir süredir sistematik bir şekilde baskı mobing ve sürgünlere maruz kalıyoruz. Ancak sesimizi kendi üyelerimize bile duyurmakta zorlanıyoruz. Çokça basın açıklaması gerçekleştirdik. TOMA’larla, polislerle yasaklandı. Kapı önüne yığılan TOMA’lar ve polislerle gözdağı verilmeye çalışıldı. Bu durum maalesef bir süre sonra korkuyu büyütmek ve eyleme katılanları yalnızlaştırıp il müdürü ve tayfası tarafından daha fazla hedef haline getirtmek dışında tek bir kazanım sağlamadı bize” dedi. Genel Kurul’un sonunda yapılan seçimle yeni yönetim oluşturuldu. SES Dersim Şubesi’nin yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluşuyor: Serap Kahraman, Kahraman Yürük, Sevgi Erol, Türkan Top, Yoldaş Altaş, Meral Günbenat Şimşek ve Hıdır Kortik. PİRHA-Eyüp HANOĞLU/DERSİM

Yeşil Sol Parti kongresi: Eş Genel Başkanlar ve yeni isim belirlendi: HEDEP

Yeşil Sol Parti’nin ‘Özgürlük İçin Yeniden’ şiarıyla gerçekleştirdiği büyük kongresine binlerce kişi katıldı. Parti isminin HEDEP olarak değiştirilmesi, eş genel başkanlığa da Tülay Hatimoğulları Oruç ve Tuncer Bakırhan seçilmesinin yanı sıra kongrede tüzük değişikliğine de gidildi. Kongrede PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması talebi dile getirildi Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 4’üncü Büyük Kongresi’ni Ankara’da bulunan Atatürk Spor Salonu’nda gerçekleşti. “Özgürlük İçin Yeniden / Ji bo Azadiyê” şiarıyla yapılan kongreye, ülkenin dört bir yanından binlerce kişi katıldı. Salonda yeterli yer olmadığı için binlerce kişi, salonun dışarısında kaldı. Kitleden sık sık “Bijî berxwedana Rojava” sloganları yükseldi. Kongre salonuna, “Kürt sorununa demokratik çözüm”, “Tecride hayır barış hemen şimdi”, “Demokratik Anayasa” ve “İklimi değil sistemi değiştir” sloganlarının yazılı olduğu pankartlar asıldı. Öğlen saatlerinde yapılan seçimlerde yaklaşık 800 delege oy kullandı. PM, asil 80, yedek 35, fahri 10 olmak üzere 125 kişiden oluştu. Kongrede, ayrıca Merkezi Disiplin Kurulu ve Uzlaşma Kurulu üyeleri de belirlendi. Kongrenin temel gündeminin, Kürt sorununun demokratik çözümü, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve yeni anayasa oldu. Birçok siyasi parti temsilcisi de kongreye katıldı. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Esengül Demir ve Cengiz Çiçek, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Sultan Özcan ve Cahit Kırkızak, Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Sözcüleri Canan Yüce ve Cavit Uğur, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) eski Milletvekili Barış Atay, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Dönem Sözcüsü Juliana Gözen, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan bu isimlerden bazıları oldu. SOL Parti adına İlknur Beşer, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Devrim Barış Çelik ve Deva Partisi yetkilileri de kongreye katıldı. Yeni isim HEDEP Partinin Hazırlık ve Mutabakat Komisyonu’nda alınan karara göre, partinin yeni ismi Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) oldu. Yine Hazırlık ve Mutabakat Komisyonu’nun, Tülay Hatimoğulları Oruç ve Tuncer Bakırhan isimlerini kongre iradesine sunması üzerine Hatimoğulları ve Bakırhan, partinin yeni eş genel başkanları seçildi. Kongreye tutsak siyasetçiler de mesaj gönderdi. Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, kongreyi selamlayarak, “Sevgili halkımız, kadınlar, gençler, yoldaşlar merhaba! Kongre divanını, partili arkadaşlarımı, tüm delege ve katılımcıları, kıymetli konuklarımızı saygıyla selamlıyoruz. Bizleri yenileyen mücadele sürekliliğidir. Duruma teslim olmamaktır. Demokratik özgürlükçü kadın çizgimize ağır saldırılar düzenleyenler, bin bir komplo, hileyle güçten düşürmeye çalışanlar, bir kez daha yenilenme enerjimiz karşısında bozguna uğrayacaklar. Hapishanedeki siyasi rehineler, devrimci tutsaklar olarak daima yanınızda olacağız. Filistin’den Rojava’ya mazlum halklar varlık mücadelesini, işçinin ekmek, kadının yaşam mücadelesini ve hepimiz için özgürlük, adalet davasını her koşulda savunacağız. Kongremizin büyük insanlığa, Türkiye Kürdistan halklarına, hak ve özgürlük talep edenlere güç taşımasını diliyor, sizleri saygıyla, sevgiyle, özlemle selamlıyoruz” mesajını gönderdi. HDP eski Amed Milletvekili Semra Güzel, Kandıra Cezaevi’nden gönderdiği mesajında, “Yıllardır verdiğimiz demokrasi ve hak mücadelemiz içeride ve dışarıda devam ediyor. Her ne kadar bugün bizler halkımızın iradesi olarak dört duvar arasında hapsedilmeye çalışılsak da yüreğimiz meydanlarda ve bugün sizlerle birlikte bu kongre salonlarında. Yeni dönemin enerji ve motivasyonuyla tüm yoldaşlarıma halkımıza başarılar diliyorum. Kongremiz hepimize ve partimize umut, inanç besleyen tüm demokrasi ve özgürlük sevdalılarına kutlu olsun” ifadelerine yer verdi. Demirtaş: Özgür yarınlarda görüşmeyi umut ediyoruz Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde olan Sebahat Tuncel, Ayla Akat Ata, Zeynep Karaman ile Özgür Kadın Hareketi (TJA) Sözcüsü Ayşe Gökhan, Kobanê Davası kapsamında yargılanan tutsak kadınlar adına mesaj gönderdi. Kongrenin selamlandığı mesajda, “Karanlığı yırtarak aydınlık yarınlar için direnen halkımızı, kadınları, yoldaşlarımızı, kongre delegasyonunu ve kongremize dayanışma için katılan dostlarımızı özgürlük mücadelemizin coşkusuyla, direnişi ile selamlıyoruz. Kurdistan, Türkiye ve Ortadoğu’da onurlu bir barışı geliştirmek için yola çıkanlar olarak; halklarımıza dayatılan savaşlara, işgale, sömürüye, tecride ‘hayır’ diyor, mazlum halklarla dayanışma içinde olduğumuzun altını bir kez daha çizmek istiyoruz. Ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk, adaletsizlik ve amansız devlet şiddetine karşı değiştirecek gücümüz, mücadele azmimiz var. Bu zorlu ve onurlu yolda yürüyenlere selam olsun. Kongremizde seçilecek eş başkanlarımıza, parti meclisi üyelerimize başarılar diliyor, bugüne kadar mücadelemizde emeği geçen tüm yoldaşlarımıza da şükranlarımızı sunuyoruz. Başta Kurdistanlı ve Türkiyeli kadınlar ile tüm dünya kadınlarının özgürlük mücadelesinden aldığımız dirençle kongreyi selamlarız. Jin jiyan Azadî” denildi. Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve yerine kayyum atanan Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, şu mesajı gönderdi: “Kongremizin başarılı olması dileğiyle tüm katılımcıları, delegeleri, dostlarımız ve kongreye gelemeyen halkımızı yürek dolusu hasretle selamlıyor, özgür yarınlarda görüşebilmeyi ümit ediyoruz. Serkeftin.” Kobanê Davası kapsamında Sincan F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri Alp Altınörs, Günay Kubilay, İsmail Şengül, Nazmi Gür, Ali Ürküt ve Bülent Parmaksız’ın gönderdikleri mesajda şu ifadeler yer aldı: “Faşizme karşı görkemli direniş sergileyen yoldaşlarımızın, zulme karşı sokaklarda mücadelesini yükselten kadınların, her türlü baskı ve sömürü politikasına karşı alın teriyle yaşam mücadelesi veren emekçilerin devrimci coşkusu ile Kongreyi selamlıyoruz. Filistin’den Rojava’ya kadar zalim iktidarlara ve sömürgeciliğe karşı insanlık tarihinin en büyük direnişlerinden birini sergileyen halklar, bugün tüm dünya ezilenlerinin umudu olmuştur. Önümüzdeki zorlu yolu direne direne, umutla, cesaretle zafere ulaştıracağımıza olan inancımız tamdır. Kongremizde seçilecek eş başkanlarımıza, parti meclisi üyelerimize başarılar diliyor, bugüne kadar mücadelemizde emeği geçen tüm yoldaşlarımıza da şükranlarımızı sunuyoruz.” YENİ YAŞAM GAZETESİ

PİRHA ile Söyleştik: Radyo Munzur yerelin renklerini ortaya çıkarmaya devam edecek

Dersim’de yayın yapan Munzur Radyo’nun, elektrik kesintilerinden dolayı merkez vericisi yandı. Vericilerinin yanmasının sorumlusu grevde olan işçiler değil, FEDAŞ olduğunu vurgulayan Munzur Radyo çalışanı Ahmet Gülmez, “FEDAŞ, işçilerin taleplerini karşılasaydı bizde Dersim halkıda böyle sorunlarla karşılaşmayacaktı” diyerek FEDAŞ’ı sorumluluk almaya çağırdı. Dersim’de Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (FEDAŞ) işçilerinin düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı başlattığı eylem 68’inci gününde devam ediyor. FEDAŞ yetkililerinin işçilerin taleplerine kulaklarını tıkaması nedeniyle Dersim’de şehir merkezinde, ilçelerde ve köylerde yaşayan yurttaşların mağduriyeti de sürüyor. Dersim’de yayın yapan Munzur Radyo’nun, elektrik kesintilerinden dolayı merkez vericisi yandı. Munzur Radyo çalışanı Ahmet Gülmez ile vericilerinin yanmasıyla birlikte yaşadıkları sorunları üzerine konuştuk. “MADDİ KAYGILARLA GÜNLERİMİZİ GEÇİRMEYE ÇALIŞIYORUZ” Yerel radyoların en büyük sorunlarından birisinin maddi konular olduğunu söyleyen Ahmet Gülmez, “Gelişen teknolojiyle beraber ihtiyaçlarımız artıyor ancak ihtiyaçlarımız dövize endeksli olduğu için şuanda onun zorluğunu yaşıyoruz. Son bir yıldır radyonun teknik eksikliklerini yenilemeye çalışıyorum ancak yeterli düzeyde para gelirimiz olmadığı için karşılayamıyorum. Maddi kaygılarla günlerimizi geçirmeye çalışıyoruz” diye belirtti. “VERİCİMİZİN YANMASININ SORUMLUSU FEDAŞ’TIR” Dersim’de iki aydır büyük bir grev yaşandığını belirten Ahmet Gülmez, “Bu süreçte elektriklerde sürekli sorunlar çıktı ve en son bize yansıyan kısmı da vericimizin yanması oldu. Merkez vericimizin yanmasıyla beraber bize çıkan hesap en düşük ihtimalle 40 bin TL’nin üzerinde ve bizim o parayı verecek durumumuz yok. Bizim internette ve ilçelerdeki yayınlarımız devam ediyor ancak merkez vericimiz çok daha geniş bir alanı kapsıyordu. Biz yedek vericide bulamadık o yüzden biz daha basit bir verici bulup bir süre idare etmeye çalışacağız. Vericimizin yanmasının sorumlusu grevde olan işçiler değil, FEDAŞ’tır. Grevde olan insanların haklarını talep etmesi kadar doğal bir şey olamaz. FEDAŞ, işçilerin taleplerini karşılasaydı bizde Dersim halkıda böyle sorunlarla karşılaşmayacaktı. Birçok köyde elektrik sıkıntısı var, merkezde de elektriklerde sürekli gelgitler söz konusu. Sadece bizim vericimiz değil diğer iş yerleri ve evlerdeki elektronik eşyalar da bozuldu” dedi. “NE KADAR FATURA GELECEĞİNİ BİLMİYORUZ” Okuma yapılmadığı için sayaçların akıbetini bilmediklerini dile getiren Gülmez, “Ne kadar fatura geleceğini bilmiyoruz. Bize en düşük 3-4 bin TL elektrik faturası geliyordu ve elektriklerin 2 aydır okunmadığını düşünürsek, hepsinin bir anda faturaya yansıtılıp yansıtılmadığının tereddüttü içerisinde ne yapacağımızı bilmiyoruz. Genelde 3-4 bin TL olan faturamız biranda 7 bin TL olursa nasıl ödeyeceğiz çünkü bizim şuanda öyle bir gelirimiz yok. Bu durumun çözümü için FEDAŞ yetkilileri ne düşünüyor, bunu biz de merak ediyoruz. Zorlu bir süreç bizi bekliyor” diye ifade etti. “FEDAŞ’IN SORUMLULUK ALMASI GEREKİYOR” Birçok köyde insanların hazırladıkları ürünler çürüdüğü için değerinin altında satmak zorunda kaldığını vurgulayan Gülmez, “Kanunlarda şuanda FEDAŞ’ın yanında, bizler yaşadığımız mağduriyeti ispatlamamız gerekiyor, bu durum bizi yıldırıcı bir durum ama buna ilişkin FEDAŞ’ın sorumluluk alması gerekiyor. Biz bu süreçte köylere elektrik veremedik o yüzden fatura almayalım demeleri gerekiyor ama bunu depremde çadırlara sayaç takan bir zihniyetten beklemek zor. Radyo Munzur olarak sesimizi birçok alanda duyurmaya ve yerelin renklerini sunmaya devam edeceğiz. Bir olursak ve yereli güçlendirebilirsek bir yerlere varabiliriz. Sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz ve bunun aşılabilmesi için omuz omuza vermek ve haklının yanında olabilmek gerekiyor. Radyo Munzur olarak biz bunu anlatmayı sürmeye çabalayacağız” diye konuştu. Cihan BERK/DERSİM

Sohbeti Aç
Sizi Dinliyoruz
Merhaba Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?