Dersim İstanbul’la yarışıyor: Ortalama kira 25 bin TL

Ülke genelindeki ekonomik kriz ve enflasyonla birlikte konut fiyatları ve kiralarda artış artarak devam ediyor. Dersim’de son üç yıldır kira artışları da kentin en güncel sorunlarından biri. Konut fiyatlarının 4 milyon ve kiraların ise ortalama 25 bin TL’yi bulduğu kent merkezinde kira artışı ve barınma sorunu her geçen gün büyüyor. İlçelerde de durum farklı değilken görüştüğümüz kiracıların tamamına yakınına beş katı zam yapılmış. ‘TAŞINMAK AYRI KALMAK AYRI DERT’ Özge Demir Dersim’in en gelişmiş mahallesi olan Atatürk Mahallesi’nde oturuyor. Kira zammının bir anda haksızca arttığını ama çözümü olmadığı için kalmaya devam ettiğini belirten Demir şunları söylüyor, “Evimde 5 bin TL’ye oturuyordum şimdi 15 bin TL yaptılar. Ev sahibim daha fazla istedi ama güç bela ikna ettim. Kiramın beş katı zam yapmak istedi. Ev sahipleri kira ile kendilerine geçim kaynağı yaratıyor vicdansızlık bu. Toplumun yüzden doksanı insani tüm koşullardan uzak sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz. Çıksam ayrı bir sorun şu an 25 bin TL’den ucuza ev yok. Kabul etmek zorundaydım yoksa evsiz kalacaktım.” Şilan Gül ise Ovacık merkezde yaşıyor, tek odalı bir eve ilçe merkezinde 5 bin TL kira ödediğini belirten Gül şunları diyor, “Ovacık iş bulmak açısından çok sıkıntılı. Küçücük bir ilçe haliyle iş sahası yok. Ben kendim kafede çalışmaya başladım. Ulaşım da zor olunca ev tutmak zorunda kaldım ama tek göz bir odaya 5 bin TL ödüyorum. Mutfak da bu odanın içinde. Yine de şanslı sayıyorum kendimi. Küçücük bir ilçeye göre çok pahalı ama şu anda Ovacık’ta 25 bine dahi kira duyuyoruz. Yetkililer artık bir oran belirlemeli bu sıkıntıya.” ‘HEM KİRACI OLMAK HEM DE OKUMAK ÇOK ZOR’ Rojin Tok ise Munzur Üniversitesi’nde öğrenci. Dersim’de hem barınmanın hem de beslenmenin neredeyse ulaşılmaz olduğunu söyleyen Tok kira zammına ilişkin şunları dedi, “Geçen sene yurtta yer çıkmadı mecburen ev tuttuk bir arkadaşımla. Ama çalışmadan okuyamaz hale geldim. Kiramı karşılamak için çalışmak zorundayım ama bu şekilde de derslerime adaptasyon sorunu yaşıyorum. Benim ricam öğrencilere karşı ev sahiplerinin daha insaflı olması.” DERSİM/ BERİTAN AVCI
MUNZUR’UN BİTKİLERİYLE BAŞLAYAN YOLCULUK

Munzur’un bitkilerinden ilhamla yola çıkan Jil, doğaya zarar vermeden üretim yapmaya devam ediyor. Kimyager Semra Yeşil’in kurduğu marka, doğal içerikli sabun ve kozmetik ürünleriyle dikkat çekiyor. Dersim’de yerel üreticilerinden Semra Yeşil, “Munzur’dan gelen doğallık” sloganıyla kurduğu Jil Doğal Ürünleri ile hem doğaya hem de insan sağlığına dost ürünler üretiyor. Kırmançki’de “filiz” anlamına gelen Jil, Yeşil’in kişisel arayışıyla başlayan ancak toplumsal bir dönüşüme katkı sunmayı hedefleyen bir girişime dönüşmüş durumda. Kimyadan Doğaya Bir Yolculuk 2017 yılında İstanbul’daki kurumsal iş hayatını geride bırakan ve kimyager olan Semra Yeşil, sağlığını olumsuz etkileyen kimyasal içeriklerden uzaklaşmak için doğal ürünler geliştirmeye başladı. Tazminatıyla Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde eğitimler aldı, gönüllü çalışmalara katıldı ve bitkilerin işlenmesi üzerine araştırmalar yaptı. Tüm bu sürecin ardından doğup büyüdüğü Dersim’e dönme kararı aldı. Ancak bu dönüş, yalnızca bireysel bir karar değil, aynı zamanda bölgedeki üretim eksikliğine karşı bir duruştu. Dersim’de Üretime Kadın Eli Jil Doğal Ürünleri’nin temellerini atarken, Dersim’in doğasından ilham aldığını belirten Yeşil, endemik bitkilere yönelmek yerine herkesin köyünde yetişen kekik, kantaron, ısırgan gibi yaygın bitkileri değerlendirmeyi tercih etti. İlk ürünleri arasında kekik ve lavanta sabunları yer aldı. “Buradan giderken hediye edebileceğim bir şeyimiz bile yoktu” diyen Yeşil, Jil ile Dersim’in kokusunu ve doğallığını insanlara ulaştırmayı amaçladı. Kadın girişimci olmanın zorluklarına da değinen Yeşil, başlangıçta üretici olarak ciddiye alınmadığını, hatta yaptığı işin kendisine ait olup olmadığının sorgulandığını belirtiyor. Ancak zamanla Jil, yalnızca yerel halkın değil, Dersim’den uzakta yaşayan birçok kişinin de sahiplendiği bir marka haline geldi. Doğaya ve Sağlığa Dost Ürünler Temiz içerikli kişisel bakım ürünlerinin temel bir hak olduğunu savunan Yeşil, özellikle cilt tarafından doğrudan emilen kimyasal maddelerin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Büyük şehirlerde alternatif ürünlere ulaşım daha kolayken, Dersim’de bu seçeneklerin sınırlı olması onu doğal içerikli ve erişilebilir ürünler üretmeye teşvik etmiş. Bugün sekizinci yılını geride bırakan Jil Doğal Ürünleri, doğayla uyumlu üretim anlayışı ve kadın girişimciliği teşvik eden yapısıyla Dersim’de bir dönüşümün parçası olmaya devam ediyor. Yeşil, burada üretim yapmaya devam etmekte ısrarcı olduğunu belirterek, “Bu topraklardan gelen ürünlerin burada üretilmesi gerektiğine inanıyorum. Ülkenin ekonomik zorluklarına rağmen Jil’i yaşatmak için çalışmaya devam ediyoruz” diyor. Jil Doğal Ürünleri, Dersim’in doğasının bir yansıması olarak, hem bölge insanına hem de dışarıda yaşayan Dersimlilere topraklarının kokusunu ve özünü ulaştırmaya devam ediyor. DERSİM/Hüseyin Yaşar Sezgin
ALAN: ‘DERSİM DÖRT TARAFI AKTİF FAYLARLA SINIRLANMIŞ BİR KENT’

Kuzey Anadolu fay hattı (KAF) ile Doğu Anadolu Fay hattı (DAF) arasında kalan Dersim için uzmanlar 7 ve üzeri deprem riski için sıklıkla uyarıda bulunuyor. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan “Vatandaşın can güvenliğini temel alacak bir yaklaşımla hem ilçe merkezi hem kırsal yerleşim alanların yapı stoğunun yenilenmesi lazım.” dedi. Alan Dersim’in dört tarafının faylarla çevrili olduğunu ve bu faylardan hangisi kırılırsa kırılsın 7 üzeri deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu belirterek şöyle devam etti, “Tunceli hem Kuzey Anadolu fay hattının hem de güneyde doğrudan Doğu Anadolu fay hattının etkisi altında. Kuzey Anadolu fay hattı dünyanın en etkin faylarından biri. Ötekisi de yine son yıllarda meydana gelen depremlerle birlikte binlerce kişinin yaşamını kaybetmesine sebep olan fay. O yetmezmiş gibi kentin hemen kuzeyinden geçen Nazımiye fay zonu var ki bunların hangisi kırılırsa kırılsın 7’nin üzerinde deprem üretme potansiyeline sahipler. Yine son zamanlarda Yedisu fayı, bu segment de Karlıova’dan başlıyor Erzincan’a kadar geliyor. Sonuç itibarıyla özellikle yakın bir gelecekte Yedisu fayında bir deprem bekleniyor. Batısında yer alan Ovacık Malatya fay zonu uzun zamandır suskun.” ‘YEDİSUYU FAYI PÜLÜMÜR’Ü ETKİLEYECEK’ Pülümür ilçesine özellikle dikkat çeken Alan “Vatandaşın can güvenliğini temel alacak bir yaklaşımla hem ilçe merkezi hem kırsal yerleşim alanların yapı stoğunun yenilenmesi lazım.” dedi. Alan ilçe için alınması gereken tedbirlere ve risklere ilişkin olarak şu ifadeleri kullandı, “Yedisuyu fayı Pülümür’ün dibinde. Olası bir depremde en çok etkilenecek ilçe Pülümür’ün kırsal kesimleri, köyleri olacak. Bölge topografik olarak çok eğimli olması nedeniyle orada heyelan potansiyeli, kaya düşmesi riski çok yüksek. Kışın olması durumunda çığ gibi etkilerin yaşanacağı bir coğrafya orası. Birçok köy yolu heyelanlı alanlardan geçiyor. Yine ulaşım yolları heyelan açısından sıkıntılı. Olası bir depremden sonra buraya ulaşmak bile zor olabilir. Bu yüzden alternatif ulaşım güzergahlarının açılması ve buna ilişkin tedbirlerin alınması lazım. Ulaşım tedbirlerinin mutlaka alternatifler de düşünülüp yenilenmesi gerekiyor. İkinci konu kırsal yerleşim yerlerindeki ve kent içerisindeki birçok yapı stoğu uygun değil. Olası bir depremin etkilerini karşılayabilecek boyuttan çok uzak. Bu nedenle zaman geçirilmeden devletin de destek vermesiyle veya bilfiil devletin kendisi kırsal yerleşim yerlerini baz olarak oradaki yenilenme işlemini yapmalı. Veya konut yapılması için kaynak yaratacak. Bunu da bir an gerçekleşebilmesi gerekiyor. Uygun yerlerin seçilmesi, heyelan riski olan yerlerden taşınılması, kırsal yerleşim alanlarına ilişkin planların yapılması ve bu taşınma işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekiyor.” ‘BÜTÜN İLÇELERDE VE KENT MERKEZİNDE GEREKLİ TEDBİRLER ALINMALI’ Alan batıda yer alan Malatya Ovacık fay zonunun da Hozat, Ovacık ve Çemişgezek’i etkileyeceğini belirterek son olarak şunları ifade etti, “Kent merkezinde kamu kurumları arasında önemli sorunlar var. Olası bir depremde onlar da yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya bölgede. Onların en azından bugünkü standartları çerçevesinde yenilenmesi gerekir, yine alt yapıya ilişkin sıkıntılar yaşanabilir. Bu alt yapı sıkıntıları da güzergahlarının mutlaka deprem tehlikeleri de baz alınarak gözden geçirilmesi lazım. Bu hizmetlerin yapılması gerekiyor. Bu kapsamda kent merkezinde de tedbirlerin alınması lazım. Kamu kurumlarının ayakta kalması lazım. Vatandaşların yaşamını yitirmemesi için bugünden bina stoğunun gözden geçirilmesi gerekiyor. Yeni yapılacak binaların da uluslararası standartlara uygun olması lazım.” DERSİM/Hakan KİZİR