Yeşil Sol Bingöl adayı Turhallı: Bir oy çok kıymetli, sahip çıkalım

Yeşil Sol Parti Çewlîg(Bingöl) milletvekili adayı Cemile Turhallı Balsak, “Bir oy bile çok kıymetli” diyerek, seçmene oy kullanma ve sandıklara sahip çıkılması çağrısı yaptı. Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlerin yapılacağı 14 Mayıs’a sayılı günler kala İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “darbe” açıklaması, seçim güvenliğiyle ilgili tartışmaları beraberinde getirdi. Bunun yanı sıra yapılan anketlerde seçime katılım oranı düşük olan gençlere hem oy kullanma hem de sandıklara sahip çıkılması çağrıları yapılıyor. Oy pusulası ile seçmene giden Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), oy kullanma ve sandıkların nasıl korunacağına dair bilgilendirme çalışmaları yürütüyor. Yeşil Sol Parti Çewlîg milletvekili adayı Cemile Turhallı Balsak, seçime 5 gün kala tüm yurttaşlara Kürtçenin Kirmançkî ve Türkçe çağrı yaptı. Turhallı, Yeşil Sol Parti’nin yeni bir parti olması bakımından oy kullanırken karışıklık olmaması için partinin ambleminin olduğu yere işaret ederek, “Oy pusulasında Yeşil Sol Parti, MHP ve Adalet Birlik Partisi’nin arasında bulunmaktadır. Mührünüzü partimizin (Yeşil Sol Parti) simgesi ağacın altında bulunan daire içerisine basmanız gerekiyor. Oyunuzu kullandıktan sonra başka partinin pusulasına taşmaması açsından pusulayı doğru şekilde katlamamız gerekiyor. Partimizin amblemi içeride kalmayacak şekilde katlanması, taşma ya da yansıma yapmaması açısından önemli bir husus. Katlama işlemi bitikten sonra mührünüzün kurumuş olmasına da dikkat ederek, zarfa yerleştiriyorsunuz, ardından sandığa atıyorsunuz” diye anlattı. Cemile Turhallı Balsak ‘SANDIKLARI TERK ETMEYELİM’  Oy kullanım işleminin ardından sandık güvenliğinin sağlanması gerektiğini belirten Turhallı, “Oy vermek de oyu sahiplenmek de hepimiz için ayrı bir önem teşkil ediyor. Her bir seçmen oyunu kullandığı yerde fiilen de kalabilir. Sandığın açılmasına kadar ki bütün aşamalara da bir fiil olarak katılabilir, gözlemleyebilir. Lütfen sandıklarınızı terk etmeyin, sandıklarınızın bulunduğu yerde gözlemci olarak kalmaya devam edin. Hatta sandıktan çıkarılan oy pusulalarının sayılması sonrasında partimizin sandık görevlilerinin oy pusulalarının alınıp ilgili yerlere göndermesi sonrasında, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) kadar da gidebilirsiniz” diye belirtti. “Sandık başında kalmanız çok önemli” diyen Turhallı, bir oyun bile iktidarı göndermek için çok kıymetli olduğunu söyledi. MA/BİNGÖL

Cengiz Çandar: İktidar çatır çatır dökülüyor, gidecek, başka çaresi yok!

Yeşil Sol Parti Amed milletvekili adayı Cengiz Çandar, 14 Mayıs seçimlerinde değişim umudu olduğunu belirterek, “İktidar çatır çatır dökülüyor. Gidecek, başka çaresi yok” dedi. Kürt sorununun demokratik çözümü için ikinci yüzyılında Demokratik Cumhuriyet’in inşası için Meclis’e 100 milletvekili ile girme hedefiyle seçimlere hazırlanan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) listesinden aday olan gazeteci Cengiz Çandar, liderler düzeyinde başlayan Kürtlerle ilişkisini, bugün “Kürt halk hareketinin bir mensubuyum” olarak tanımlıyor. UZUN YILLARA DAYANAN KÜRT İLİŞKİSİ  Kürtlerle ilişkisinin uzun yıllara dayandığını ifade eden Çandar, “Celal Talabani Irak’ta Kürt silahlı hareketinin liderlerinden biriydi. Onu ben getirip, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile arasında ilişkisini geliştirdim. Arkasından da Irak’taki diğer Kürt liderlerle ilişkiler kuruldu, onda da rol aldım. Bütün bunların Türkiye’deki Kürt hareketine etkisinin olacağını, yeni bir sayfa açacağını da biliyordum. Dolayısıyla Talabani ile Özal arasındaki ilişkinin kurulması, Cumhuriyet’in başından beri gelen en büyük tabulardan birinin yıkılmasına yol açtı. Cumhurbaşkanı düzeyinde bir Kürt liderinin kabulü, bir kere Kürtlerle görüşmeyi mümkün kıldı, ikincisi Kürt sözcüğünün ve Kurdistan kavramına zaman içinde alışılabilmesinin önünü açtı. O yüzden de benim açımdan o gündür bu gündür devletle başım beladan kurtulmadı” diye konuştu. LİDERLERDEN SONRA KÜRT HALKIYLA TEMAS  Liderler düzeyinde başlayan Kürtlerle ilişkisinin Kürt halkıyla doğrudan temas edecek bir noktaya taşındığını belirten Çandar, “Sadece Irak’taki Kürt liderlerle değil, Türkiye’deki Kürt hareketinin bütün ileri gelen şahsiyetleriyle, hatta Öcalan’ın kendisiyle yüz yüze ilişkilerim olmuştur. Her ne kadar oynadığım rol Güney Kürtleriyle-Cumhurbaşkanı ilişkisiyle başladıysa da ben Kuzey Kürtlerine aittim. Çünkü Türkiye’deyim ve dünyadaki Kürtlerin toplamının yarısından çoğu bu ülkede, benim halkım, bizim halkımız, bizim bir parçamız. Dolayısıyla Kürt mücadelesi, Kürt hakları, Kürt davası denilince esas aldığım Kuzey Kürtleri. Ben onlara aittim. Şimdi onların merkezi, hatta 4 parçanın merkezi sayılacak Amed’den onların temsilcisi olma adayıyım, muhtemelen de onların desteğiyle de olacağız” ifadelerini kullandı. ‘KÜRT HALK HAREKETİNİN BİR MENSUBUYUM’  Kurdistan’daki mücadeleyi “halk hareketi” olarak tanımlayan Çandar, halkın talepleriyle liderliğin talepleri arasında müthiş bir örtüşme olduğunu kaydederek, “Kürt liderliği ile Kürt halkı arasında müthiş bir örtüşme olduğu kanısındayım. Büyük bir halk hareketi olarak görüyorum ve farkındayım. Ben kendimi şu anda Kürt halk hareketinin bir mensubu olarak hissediyorum. Buradan bakıldığında da bu hareketin siyasi liderliği ile halk arasında fark yok, büyük bir örtüşme var. Zaten onun için halk hareketidir. Onlar da bu halk hareketinin lider kadroları. Ben de şimdi bu halk hareketinin bir ferdiyim. Amed’in hemen hemen her yerinde yaptığımız benim de içinde olduğum çalışmalar, bu gözlemimi iyice pekiştirdi. Bu bir halk hareketi ve Türkiye’de başka halk hareketi yok. Bütün siyasi partiler, toplumun çeşitli kesimlerini, çeşitli ideolojik eğilimleri temsil ediyorlar. Fakat burası, bulunduğumuz yer Amed, Kürt halkının halk hareketi var. Bu halk hareketinin parlamentoya taşıdığı bir parti var. Bu parti çok daha geniş bir halk hareketinin ortaklarından birisidir. Hepsi değil, bir bölümü. Bu kavrayışı, seçim kampanyasında halkla birebir temaslarımdan daha da kuvvetle hissetim. Bu halka ait olmaktan fevkalade mutluluk ve aynı zamanda onur duyuyorum” şeklinde konuştu. TÜRKİYE’DE ANAHTAR OLMA NOKTASI  Kürt halkının tüm baskı, bastırma ve tutuklamalara karşı mücadeleye devam etmesini “halk hareketi olma” niteliğinden kaynaklandığını dile getiren Çandar, şunları söyledi: “Şimdi öyle bir durumdayız ki, 10 bin üyesi tutuklu, eş genel başkanı tutuklu, milletvekilleri tutuklu, simge ismi İmralı’da tecrit altında. Türkiye’de her türlü gelişmeye Anayasa değişikliğinden, cumhurbaşkanı seçimine, yeni yasa yapımına kadar geniş bir alanda Türkiye’nin anahtarı olmuş. Bütün bunlar neyi anlatıyor, bunun halk hareketi olduğu anlamına geliyor. Tabiî ki büyük zarar görüyor. Şu anda Selahattin Demirtaş içerde değil dışarda olsa, Selçuk Mızraklı Diyarbakır Belediye Başkanı olarak devam etse, Bekir Kaya Van Belediye Başkanı olarak devam etse, Ayla Akat’tan Gültan Kışanak’a, yurt dışında bulunan Osman Baydemir’den, Fırat Anlı’ya, herkes burada olsa, HDP üyesi olup da şu anda hapiste bulunan o 10 bin kişi normal siyasi faaliyet gösterse, hatta bir hafta önce tutuklanan Mezopotamya Ajansı editörleri, Demokratik Bölgeler Partisi’nin üyeleri, avukatlar, diğer gazeteci arkadaşlar dışarda olsa, bambaşka bir durum olur. Buna rağmen Türkiye’de anahtar olma noktasına doğru gitmekte olan bir parti var. Bunlar, bütün eksikliklerin doldurulabildiğini gösteren örneklerdir.” TÜRKİYE’DE DEMOKRASİNİN YENİDEN İNŞASI  Kürtlerin seçimde anahtar konumda olduğunun tespitini yapan Çandar, sözlerine şöyle devam etti: “Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını kaybetmesi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi, ancak bu halkın vereceği büyük destekle mümkün olur. Sadece anahtar rolü oynayan Yeşil Sol Parti değil, bizzat Kürt halkının kendisidir. Şu ana kadar veriler ve göstergeler, Yeşil Sol Parti dışındaki 2 ittifakın, rejimi temsil eden Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın aşağı yuları birbirine yakın oranda milletvekili çıkaracağını gösteriyor. Millet İttifakı daha fazla milletvekili çıkarsa bile başkanlık sisteminden, tek adam diktatörlük sisteminden parlamenter sisteme geri dönüş için gerekli Anayasa değişikliğini yapabilmesi, çok önemli kanunları çıkarması için sayısının yetmeyeceğini gösteriyor. Dolayısıyla Yeşil Sol Parti’nin alacağı oylarla sahip olacağı koltuk sayısı kendiliğinden onu Türkiye’de demokrasinin yeniden inşasında anahtar durumuna getirecek.” YEŞİL SOL PARTİ’NİN SEÇİM STRATEJİSİ  Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Van mitingine dikkat çekerek, “Van’da bir insan seli. Kılıçdaroğlu’na büyük moral veren değişim arzusunu taşıyan ve herkese moral veren görüntüler” diyen Çandar, Kılıçdaroğlu’nun bir önceki Van ziyaretinde kendisini 150 kişinin karşıladığına hatırlattı. Çandar, şöyle devam etti: “Bu kitle bizim kitlemiz, Yeşil Sol Parti’ye oy verecek kitle. Kürt halkı ve Yeşil Sol Parti bu iş birinci turda bitsin diye, aday göstermeyeceğiz diye stratejik bir karar aldık. ‘Bu rejimden bir an önce kurtulmak niyetindeyiz. Bir numaralı meselemiz de Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı koltuğundan gitmesidir. O yüzden Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz’ deyince, bu partiyle halk arasında o kadar iç içe bağlar var ki halk hareketi dediğim bu zaten, Kemal Kılıçdaroğlu Van’a gelince, Ağrı’ya gelince, Kürt halkı ve Yeşil Sol Parti’nin seçmen kitlesi sahaya çıktı. O CHP’nin kitlesi değil, biziz.” ‘CHP MUAZZAM DEĞİŞİM GEÇİRMEKTE’  Türkiye Cumhuriyeti’nin “Türk ulus devleti” olarak kurulduğunu, onu kuran parti olan CHP’nin ideolojik kodlarının değişime göre şekillendiğine işaret eden Çandar, şöyle konuştu: “Bu parti genleri, kanına girmiş DNA’sı itibariyle ulusalcılığın çok kuvvetli olduğu bir damar. Kemalist ulusalcı damar, CHP’de gene var. Fakat Kemal Kılıçdaroğlu, sessiz sedasız hayırlı bir iş yaptı, partinin en belirgin, en azgın ulusalcı sözcüleri şu anda partinin sinir uçlarında karar verme mekanizmalarında değildirler. Bu hayırlı bir şey. Yeterli midir, değil. Kemal Kılıçdaroğlu’nun çok önemli bir özelliği var. Kılıçdaroğlu bu ülkenin dışlanmış topluluklarından Alevilere mensup. Alevi fakat en az onun kadar önemli ve daha önemlisi Dersimli.

ATK son kararını açıkladı: Cemevlerine saldıran kişinin akıl sağlığı yerinde!

Adli Tıp Kurumu, Ankara’da 4 Alevi kurumuna saldırıp 2 yurttaşı yaralayan fail Ahmet Ozan Karaca’nın akıl sağlığına dair yeni raporunda “cezai sorumluğu tam” yönünde karar açıkladı. Söz konusu saldırılarda 2 kişiyi yaralayan Ahmet Ozan Karaca hakkında açılan davanın yargılaması sürerken, ATK Üst Kurulu’nun, tutuklu sanık hakkındaki yeni raporu dava dosyasına eklendi. Açıklanan yeni raporda, Ankara Şehir Hastanesi’nin “cezaevi ehliyeti yoktur” raporunun aksine “cezai sorumluluğu tam” yönünde karar alındı. “CEZAİ SORUMLULUĞU TAM” VURGUSU YAPILDI Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, ATK 4’üncü İhtisas Kurulu’nun 2 Şubat 2023 tarihinde verdiği rapora atıfta bulunulan raporda, şu ifadelere yer verildi: “Cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestîsini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı, bu duruma göre Ahmet Ozan Karaca’nın 30/07/2022 tarihinde sanığı bulunduğu suçlara karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu oy birliği ile mütalaa olunur.” PİRHA

İsviçre’de Tertele anması: Dersim kolonyal bir soykırımdır!

Dersim Soykırımı’nın 86. yılında İsviçre’de ortak programla düzenlenen anmada konuşan Doç. Dr. Yektan Türkyılmaz, “Dersim’liler sadece fiziki soykırıma maruz kalmamıştır. Kürt ve Kızılbaş kimliğinin bir bütünen yok edilip yeni kimlik dizaynına dayalı bir kırımdı ve bugüne değin çok yönlü olarak hala devam ediyor” dedi. Dersim İnşa Kongresi (Dik), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Bern Alevi Dergahı ‘Dersim Soykırımında Yitirdiğimiz Canları Anıyoruz’ çağrısıyla soykırımın 86. yılında katledilenleri andı. İsviçre’nin Bern şehrinde Dersim İnşa Kongresi, Bern Alevi Dergahı ve Demokratik Alevi Federasyonu’nun ortak programıyla Dersim Tertelesi’nin 86. yılında katledilen canlar anıldı. Diyarbakır Belediyesi eski eşbaşkanı Fırat Anlı, eski milletvekili Yurdusev Özsökmenler, Batman Belediyesi eski eşbaşkanı Nejdet Atalay ve KESK eski eş genel başkanı Lami Özgen’de paneli dinleyenler arasındaydı. Bern Alevi Dergahı yönetiminden Hüseyin Dağdaş’ın kısa selamlaması sonrası FEDA İsviçre temsilcisi Songül Çelik tarafından uyandırılan çerağlar sonrasında anma başladı. “KÜRT VE KIZILBAŞ KİMLİĞİ YOK EDİLDİ” Dersim İnşa Kongresi genel meclis üyesi Hüseyin Berkan Alpar’ın moderatörlüğünde devam eden panelde Central Europa Üniversitesinden Doç. Dr. Yektan Türkyılmaz, Dersim Soykırımı ile ilgili sunum yaptı. Ermeni Soykırımı ile Dersim Soykırımının birbirinden farklı şekilde alınması gerektiğini aktaran Türkyılmaz, “Ermeniler tehcir ve fiziki kırıma maruz kalırken, Dersimliler çok uzun yıllara dayanan plan sonucunda soykırıma maruz kalmıştır. Dersimliler sadece fiziki soykırıma maruz kalmamıştır. Kürt ve Kızılbaş kimliğinin bir bütünen yok edilip yeni kimlik dizaynına dayalı bir kırım olmuştur ve bugüne değin çok yönlü bir kırım olarak hala devam etmektedir” ifadelerini kullandı. Ayrıca Dersimde yaşananların Kürt sorununun bir parçası olduğunu bu şekilde ele alınmasının daha sağlıklı bir değerlendirme olduğunu vurgu yapan Türkyılmaz, bunun yanı sıra Dersim’i klasik sömürgecilik üzerinden değil kolonyalizm üzerinden değerlendirmek gerektiğini dile getirdi. Sunumun ardından katılımcıların sorularıyla devam eden panel Yektan Türkyılmaz’ın cevaplarıyla sona erdi. PİRHA/İSVİÇRE

Dersim Esnafı Zor Durumda

Ekonomik krizden dolayı çok zor durumda olduklarını belirten Dersimli esnaf, “Son 4 senedir çok kötü durumdayız kiralarımızı ve faturalarımızı ödeyemiyoruz. Her gün zam geliyor, o yüzden günlük giderlerimizi bile karşılayamıyoruz” diye belirttiler. 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne bir haftadan az bir zaman kalmışken, halkın nabzını tutmaya devam ediyoruz. Dersim’deki esnafa ekonomik olarak yaşadıkları zorlukları ve seçimden sonra beklentilerini sorduk. “ÜLKEDE BAZI ŞEYLERİN ARTIK DEĞİŞMESİ GEREKİYOR” Yıllardır sıkıntı içerisinde yaşamaya çalıştıklarını belirten Nurgül Çetinkaya, “Hiçbir sosyal güvencem yok, son 4 senedir çok kötü durumdayız kiralarımızı ve faturalarımızı ödeyemiyoruz. Her gün zam geliyor o yüzden günlük giderlerimizi bile karşılayamıyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı seçilirse ülkede her şeyin daha güzel olacağına inanıyorum” diye belirtti. Ekonomik olarak çok kötü durumda olduklarını ifade eden bir esnaf ise, “Akşama kadar siftah yapamıyoruz. 14 Mayıs ülkedeki demokrasi için iyi şeyler olur inşallah ama yaşım 65 şimdiye kadar seçimden iyi şeyler olduğunu görmedim. Ülke her gün geriye gidiyor o yüzden bazı şeylerin değişmesi gerekiyor” dedi. “SATIŞLARIMIZ DÜŞTÜ” Ekonomik krizden dolayı giderlerini bile karşılayamadıklarını vurgulayan Ahmet Çakar da, “Satışlarımız düştü, insanlar alışveriş yaparken düşünüyorlar ne alacağını artık eskisi gibi her şeyi bol bol almıyorlar. Seçimlerden sonra biz çok şey bekliyoruz ama yeni iktidarın da çok şeyi değiştireceğine inanmıyorum. Seçimden önce büyük vaatler veriliyor ama seçim bittikten sonra söylenen vaatler unutulur” diye ifade etti. Firdevs Çelik ise, “Artık değişim şart, AKP iktidarı gitsin, artık yeter. Gençlerimizin hepsi yurt dışına gitti, zaten eğer seçimlerde iktidar değişmezse hepimiz yurt dışına gideceğiz” diye konuştu. PİRHA/DERSİM

Munzur Nehri’nde Mehmetcan Demiral’ın cansız bedenine ulaşıldı

Dersim’de, Munzur Nehri’ne uçan otomobildeki kayıp 3 gençten Mehmetcan Demiral’ın, arama çalışmalarının 19’uncu gününde cansız bedeni bulundu. Otomobilleriyle suya düşen 3 gençten Baran Aslantaş’ın cansız bedenine yakın zamanda ulaşılmıştı. Ulaşılamayan  2 genç için yürütülen çalışmalar kapsamında ekipler, Munzur Vadisi Milli Parkı Veng Köprüsü mevkiinde bir cesede ulaştı. İhbar üzerine bölgeye sağlık, jandarma ve AFAD ekipleri sevk edildi. Bot yardımıyla Munzur Nehri’ne giren ekipler, cansız bedeni bulunduğu yerden çıkararak kıyıya getirdi. Sağlık ekiplerince kimlik tespiti yapılmak üzere Tunceli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Halen bulunamayan Azad Demiral’ın bulunması için de çalışmalar devam ediyor. NE OLMUŞTU? Ramazan Bayramı tatilinde, 21 Nisan günü, Diyarbakır’dan Dersim’e, gelen Mehmetcan Demiral (22), Baran Aslantaş ve Azad Demiral’ın (21) içinde olduğu otomobil, Dersim-Ovacık kara yolunun 40’ıncı kilometresindeki Aşağı Torunoba mevkiinde, sürücünün kontrolünü yitirmesi sonucu Munzur Nehri’ne uçtu ve otomobildeki 3 kişi suda kaybolmuştu. PİRHA/DERSİM

Sohbeti Aç
Sizi Dinliyoruz
Merhaba Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?