Dersim Belediyesi “Matem Ayı” Oruçları Bitiminde Aşure Dağıttı

Dersim Belediyesi, Yas-ı Kerbela orucunun sona ermesinin ardından aşure lokmalarını paylaştırdı. Yer Altı Çarşısı üstünde yapılan aşure lokmasına çok sayıda yurttaş katıldı. Aşurenin gülbengini Şıx Çoban Ocağı pirlerinden İbrahim Kete ve Şeyh Delil Berxican Ocağı evladı Fırat Gezici okudu. PİRHA/DERSİM
Munzur Kültür ve Doğa Festivali 25-28 Temmuz Tarihleri Arasında Yapılacak

Bu yıl 22’ncisi düzenlenecek “Munzur Kültür ve Doğa Festivali” 25 Temmuz Perşembe günü “Doğana ve İradene Sahip Çık” şiarıyla Dersim Merkez, Hozat ve Ovacık ilçelerinde başlıyor. Festivalin bu yılki etkinlik duyurusu Dersim Belediyesi Meclis Salonunda gerçekleştirildi. Takvim Dersim Merkez için Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan tarafından açıklanırken Hozat, Belediye başkanı Aydın Kaya ve Ovacık içinse Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül tarafından açıklandı. Açıklama sırasında Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, Belediye Başkan Yardımcıları Mustafa Taşkale ve Ümit Kaya, Mazgirt Belediye Başkanı Ümit Tayhava, DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen, Siyasi Parti Temsilcileri, İnanç Kurumları ve Sivil Toplum Örgütlerinin temsilcileri katıldı. Etkinlik Takvimi: Dersim Merkez Munzur Kültür ve Doğa Festivali Programı HOZAT
Dersim Ticaret ve Sanayi Odası Dersim’de Turizmin Sorunları Hakkında Basın Açıklaması Gerçekleştirdi

Dersim’in önemli gelir kaynaklarından Turizm 2024 sezonunu düşük seviyede geçirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda ziyaretçi sayısı ve kente bıraktığı maddi girdiyle kıyaslanınca sorunların neler olabileceği konusu gündeme gelmişti. Kentin yerel paydaşlarından biri olan Dersim Ticaret ve Sanayi Odası kendine bağlı ticari işletmelere dair eleştirilerin artmasından dolayı bu konuya dair basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını Dersim Ticaret ve Sanayi Odası başkanı Hasan Hüseyin Coşkun okurken Bşk. Yard. Ali Ateş, Meclis Bşk. Sevim Şengezer ve Meclis Üyesi Mutlu Yikmiş hazır bulundular. Hasan Hüseyin Coşkun, “Bugün Muharrem ayının son günü. Bu vesileyle öncelikle Muharrem ayında oruç tutan oruçları tamamlayan bütün canlarımıza oruçlarının kabul olmasını diliyorum. Hz. Hüseyin başta olmak üzere tekrar şehit olan bütün yoldaşlarına da Allah’tan rahmet diliyorum. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşmeleri devam eden sokak hayvanlarıyla ilgili yasayı buradan reddettiğimi açıklamamın faydası olduğunu düşünüyorum. Bugünkü basın açıklamamızın en büyük sorunu son zamanlarda ilimizde ticari hayatla ilgili, esnafımızla ilgili gerek sosyal medyadan, gerek haber sitelerimizde dolaşmakta olan, yorumlardan kaynaklı hazırlamış olduğumuz basın metnini okumak istiyorum. Son zamanlarda ticari işletmeleri olan üyelerimizle ilgili eleştirilere şahit olmaktayız. Eleştiriye her zaman açık olan ilimiz gibi bizler de üyelerimiz de eleştirilere açık olduğumuzu belirtmek isteriz. Ancak yapılan çoğu haksız eleştiri ilimizin ticarete zarar vermeye başladığından dolayı Tunceli ve Sanayi Odası olarak üyelerimiz adına bu olayı yapmak zorunda kaldık. Özellikle ilimizde hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin mal satış fiyatlarından anormal derecede yüksek olmasıyla ilgili çeşitli söylentiler bulunmaktadır. Bizler hizmet liglerinde faaliyet gösteren işletmelerimizin fiyat tarifelerini hazırlarken Maliyet ve çevre illerde fiyatları göz önünde bulundurarak hazırlamaktayız. Diğer illere göre satış fiyatları bölge ortalamasıyla aynı hatta bazen bazı illerden düşük fiyatlarla sattığımızı tespit etmiş durumdayız. Hizmet ve sunumla alakalı eksiklerimizin bulunmakta olduğunu ve de bu sorunlarla ilgili çözüm noktasında gerek meclisimiz, gerek ilgili meclis üyelerimiz tarafından çalışmalarımız devam etmektedir. Diyen Coşkun, turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmelerimizin altyapı sorunları odamızca bilinmektedir. Ne yazık ki turizm sektörümüz getirisi düşük günübirlik turizm potansiyeli ile boğuşmaktadır. Özellikle var olan işletmelerimizin mülkiyet problemleri iyileştirme çalışmalarını sekteye uğratmaktadır.” dedi Sorunun çözümü için çeşitli yollar denediklerini belirten Coşkun, “Günübirlik nitelikli turizm potansiyelimizi nitelikli turizme dönüştürmek için altyapımızı hazırlayarak doğamıza ve kültürümüze uygun bir şekilde geçiş yapmaya çalışıyoruz. Gecekondu misali yeni işletmelerin açılmasına karşı olduğumuzu açık yüreklilikle belirtmek istiyoruz. Geçmişte açılan işletmelerin mülkiyet ve ruhsat sorunlarının çözülmesini istiyoruz. Bu konudaki çalışmalarımız ilgili kurumlarla devam etmektedir. Doğa dostu ve sürdürülebilir turizm uygulamalarını teşvik etmek, çevreyi korumak, yerel kültürü yaşatmak için projeler geliştirmekteyiz. Bununla ilgili yerel yönetimlerde desteğini talep ediyoruz. Hepimizin hayat şartları zorlaşmış olup ticaretle uğraşan kişilerin de evlerine ekmek getirdiği unutulmamalı. İlimiz ticaret ve sanayiyle uğraşan işletmeler sahipleri ve esnafımız diğer illere göre vergisel ödeme yükümlülüklerini daha yüksek oranda ve zamanında yerine getirmektedir. Unutmayalım ki ilimizde bulunan sanayi ve esnaf işletmecileri bu bu toprakların yetiştirdiği kardeşlerimiz, ablalarımız, abilerimiz, dedelerimiz ve amcalarımızdır. Doğumda, düğünde ve cenazemizde yanımızda olan bu insanları korumazsak bu toprakları tek tek terk etmelerine neden olabilir.” Diyen Coşkun , “Lütfen esnafımıza sahip çıkın. Her ne kadar ekonomik ve sosyal anlamda, kötü günler yaşıyor olsak da bizler beraberce bugünlerin üstesinden geleceğiz birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek ilimizin ekonomik ve sosyal refahını arttırmak için çalışmaya devam edeceğiz.” Dedi. Basın mensuplarına katılımlarından dolayı teşekkür eden Coşkun , “12 İmamlar için tuttuğumuz matem oruçlarımızın kabul olmasını dileriz. Geleneklerimize göre matem ayımızın sonunda Aşure verilmesi gerekmektedir. Ancak bu sene Aşure Günü için ayırdığımız bütçemizi SMA hastası Masal Bebeğimiz(Masal Ağtaş)’in tedavisi için kullanmayı uygun bulduk. Bebeğimize bir nebze olsun katkıda bulunabilmek umuduyla, ailesine destek olmayı tercih ettik. Masal Bebeğimizin bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyor, Hz Ali’ nin “Gönülleriniz bir olmadıktan sonra sayıca çok olmanın bir anlamı yoktur” sözleriyle sizleri de bu yardım kampanyasına gücünüz el verdiği kadar destek olmaya çağırıyoruz. “ diyerek basın açıklamasını sonlandırdı. Yardım Yapmak isteyenler için Masal Bebeğin yardım hesabı aşağıdaki gibidir. 🧚🏼♀ TL: TR31 0001 0005 5456 1417 0250 04 🧚🏼♀ USD: TR04 0001 0005 5456 1417 0250 05 🧚🏼♀ EURO: TR74 0001 0005 5456 1417 0250 06 Alıcı: Demet Ağtaş | Ziraat Bankası Açıklama: Masal Swift Kodu: TCZBTR2AXXX
Milletvekili Kordu, Dersim’deki yollarda yaşanan ölümlere dikkat çekti!

Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de yol güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle yaşanan ölümlü kazalara dikkat çekti. Milletvekili Kordu, yola düşen kaya parçaları için önlem alınmadığını belirtirken, virajlı yollara da bariyer koyulmamasının nedenlerini Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu’na sordu. Dersim’de dağ ve tepelerden otoyollara düşen kaya parçaları, insan yaşamını büyük tehlikeye sokuyor. 7 Temmuz’da Dersim- Erzincan karayolunun 40’ıncı kilometresinde dağdan kopan kaya parçasının seyir halindeki otomobile isabet etmesi sonucu Deniz Doğan hayatını kaybederken iki kişi de ağır yaralanmıştı. Kent genelinde otoyollardaki güvenlik eksikliği nedeniyle Dersim Milletvekili Ayten Kordu, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına taşıdı. “SÖZ KONUSU KAZALAR ÖLÜMCÜL OLMAYABİLİRDİ” DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’deki virajlı yollarda bariyer olmaması ve risk barındıran kayalık bölgelerin çelikle örülmemesi nedeniyle ölümlerin yaşandığına dikkat çekti. Kordu, konuya ilişkin hazırladığı soru önergesinde şu hususlara dikkat çekti: “Bu risklere rağmen mevcut yolların yeterli bakımı yapılmadığı gibi bu zor coğrafyadan geçen yolların daha kullanışlı ve güvenlikli hale getirilmesi, yüksek maliyetler gerektirdiği gerekçesiyle sürekli ötelenmektedir. Özellikle dar viraj olan yerlerde koruyucu bariyerlerin olmayışı, kayalık alanların çelikle örülmemesi nedeniyle sıklıkla kazalar yaşanmakta, uçurum ve engebeli olan noktalarda taşların yuvarlanması nedeniyle ölümcül kazalar yaşanmaktadır. Son olarak 07.07.2024 tarihinde Dersim- Erzincan karayolunun 40’ıncı kilometresi, Zagge mevkisinde dağdan kopan kaya parçasının seyir halindeki otomobile isabet etmesi sonucu Deniz Doğan (24) hayatını kaybederken O.T. ile A.K. (20) ise yaralanmıştır. Oysa burası çelikle örülmüş olsaydı böyle bir ölümlü kaza yaşanmayacaktı. Yine Munzur Vadisi boyunca su yatağını takip ederek Ovacık’a bağlanan 59 kilometrelik Dersim-Ovacık yolu zaten normal koşullarda bile yetersizken, özellikle yaz aylarında aşırı artan trafiği ciddi endişelere ve kaza riskinin artmasına sebep olmaktadır. Oldukça dar olan Ovacık yolunun büyük bölümü sert virajlardan oluşuyor, tepelerden yola sürekli kayalar düşme riskiyle karşı karşıyadır. Örneğin 21.04.2023 tarihinde Dersim-Ovacık (Pulur) karayolunun 40. kilometresi Tornava bölgesinde özel bir araç, bariyer olmadığı için Munzur Çayı’na uçması sonucu Azat Demiral (21), Mehmet Can Demiral (22) ve Baran Aslan Taş’ın (22) yaşamını yitirmiştir. Bununla birlikte, 20.03.2023 tarihinde Tunceli-Pülümür Karayolu’nda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu otomobilin Pülümür Çayı’na uçması sonucu araçta bulunan iki kişi hayatını kaybetti. Oysa her iki kazanın olduğu yolun güvenlik bariyerleri yapılmış olsaydı, söz konusu kaza ölümcül olmayabilirdi. “KAMU GÖREVLİLERİN İHMALİ SÖZ KONUSU MUDUR?” Milletvekili Ayten Kordu, konuya ilişkin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti: “Dersim- Erzincan karayolunun 40’ıncı kilometresi, Zagge mevkiinde gözle görülür bir şekilde söz konusu riske rağmen uçurumlu alanın çelikle örülmemesinin gerekçesi nedir? Söz konusu kazada kamu görevlilerin ihmali söz konusu mudur? 07.07.2024 tarihinde Dersim- Erzincan karayolunun 40’ıncı kilometresi, Zagge mevkisinde dağdan kopan kaya parçasının araca çarpması sonucunda, 1 yurttaşımızın ölümüne ve 2 yurttaşımızın da yaralanmasına neden olan kaza ile ilgili gerekli önlemleri almayan kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmış mıdır? Dersim’de yollara kaya düşmelerinin önlenmesine yönelik uçurumları alanların çelikle örülmemesi, uçurumlu bölgelerde bariyerlerin yapılmamasının gerekçesi nedir? Bu alanlarda yol güvenliğinin sağlanmasına yönelik bir çalışmanın yapılmamasının gerekçesi nedir?” PİRHA
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Bir can kaybına daha tahammülümüz yok

Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 6 Temmuz’da Pülümür Vadisi’nde aracın üzerine taş düşmesi sonucu Deniz Doğan isimli yurttaşın yaşamını yitirmesi üzerine basın açıklaması düzenledi. Yapılan açıklamada, “Dersim’de son altı ay içerisinde meydana gelen bu can kayıpları, doğal olayların sebep olduğu can kayıpları değildir. Yaşanan can kayıplarına doğrudan doğruya tedbirsizlik sebebiyet vermiştir” denildi. Dersim Ovacık Vadisi’nde Ekber Soylu, Pülümür Vadisi’nde ise Deniz Doğan isimli yurttaşlar araçlarına taş düşmesi sonucu hayatlarını kaybetmişti. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 6 Temmuz tarihinde Pülümür Vadisi’nde aracın üzerine taş düşmesi sonucu Deniz Doğan isimli yurttaşın yaşamını yitirmesi üzerine Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, ‘Vadilerimizde önlemler alınsın. Önlenebilir ölümler ve yaralanmalar son bulsun’ pankartı açıldı. Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklamayı Eğitim-Sen Şube Sekreteri İlhan Öner okudu. “YETKİLİLER BİR AN ÖNCE ÖNLEM ALSIN” Dersim’de son 6 ay içerisinde meydana gelen can kayıplarına doğal olayların sebep olmadığını ifade eden İlhan Öner, “Evet, kaya düşmesi doğal bir olaydır, ancak bu doğal olayın sonucu meydana gelen ölümler olağan ve doğal ölümler değildir. Yaşanan can kayıplarına doğrudan doğruya tedbirsizlik sebebiyet vermiştir. Yetkililer tarafından gerekli tedbirler alınmış olsaydı, kaybettiğimiz canlar bugün aramızda ve yaşıyor olacaklardı. Buradan yetkililere hatırlatmak istiyoruz. Bu karayollarını araçları ile veya yaya olarak kullanan herkes her gün bu tehlike ile karşı karşıyadır. İfade ettiğimiz sorun hayati öneme sahip olduğundan yetkililerin bu önem ve duyarlıkla soruna yaklaşmalarını ve bir an evvel önlem almalarını bekliyoruz. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, genç kardeşimiz Deniz Doğan’ın yaşamını kaybettiği olayın son olay olmasını diliyor, bir canımızı daha kaybetmeye tahammülümüzün kalmadığını buradan hatırlatmak istiyoruz. Dünya kültürel mirası listesine girebilecek ölçüde nadide özelliklere sahip coğrafyamızın, önlenebilir doğa olaylarının insan yaşamına son vermesiyle bilinen bir coğrafya olmasını istemiyoruz” dedi. PİRHA/DERSİM
Ali İsmail Korkmaz’ın katledilmesinin üzerinden 11 yıl geçti

Anadolu Üniversitesi öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir’deki Gezi eylemleri sırasında sivil faşistler ve polisler tarafından dövülerek katledilmişti. Ali İsmail Korkmaz, hayatta olsaydı bugün 30 yaşında olacaktı. 19 yaşındaki Anadolu Üniversitesi öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir’deki Gezi eylemleri sırasında sivil faşistler ve polisler tarafından girdiği sokakta sıkıştırılmış ve dövülmüştü. Polis tarafından darp edildikten sonra eli sopalı faşistler tarafından iki defa daha darp edilmişti. Darp edildikten sonra gittiği hastanede tedavi görememiş, ilk tıbbi müdahaleyi ancak 20 saat sonra alabilmişti. Beyin kanaması geçirdiği anlaşılan 19 yaşındaki Korkmaz 38 gün komada kaldıktan sonra 10 Temmuz 2013’te hayatını kaybetti. Ali İsmail Korkmaz, yaşasaydı bugün 30 yaşında olacaktı. ALİ İSMAİL KORKMAZ, HATAY’DA ANILACAK Eskişehir’deki Gezi Direnişi sırasında darp edilerek hayatını kaybeden 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, ölümünün 11’inci yılında çeşitli etkinliklerle anılacak. Ali İsmail’in ailesi tarafından kurulan Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV) tarafından düzenlenecek olan anma töreni, Hatay’ın Defne ilçesinde bulunan Defne Atatürk Stadyumu’nda akşam saat 20.30’da gerçekleştirilecek. Anma konserinde ALİKEV Müzik Topluluğu ile Cem Erdost İleri Ali İsmail için sahne alacak. ALİKEV’in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Anma konserimizde Cem Erdost İleri, Hatay’da Ali İsmail için sahne alacak. Cem Erdost İleri’den önce ALİKEV Müzik Topluluğu şarkılarını Ali İsmail için söyleyecek. Ali İsmail’i anarken Korkmaz ailesinin yanında olmak isteyen tüm dostlarımızı bu anlamlı konsere bekliyoruz” ifadeleri kullanıldı. PİRHA
Ovacık’ta 2 Çobana Yıldırım Çarptı

Dersim’in Ovacık ilçesinde hayvan otlatırken yıldırım isabet eden 2 kişi yaralandı, çok sayıda küçükbaş hayvan öldü. Dersim’in Ovacık ilçesinin Kızık köyüne bağlı Kurdeşi mezrasında hayvan otlatan Barış G. ile Olcay Y’ye yıldırım isabet etti. Köydekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince olay yerinde ilk müdahaleleri yapılan yaralılar, ambulanslarla Ovacık İlçe Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralılar, buradaki müdahalenin ardından Tunceli Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Çok sayıda küçükbaş hayvan da yıldırım isabet etmesi nedeniyle öldü. PİRHA
Bahçeli Meclis’te rahatsızlandı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis grup toplantısı sonrası rahatsızlandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Bahçeli, tansiyon rahatsızlığı sebebiyle gecikmeli konuşmasına başladı. Bahçeli, prompter kullanmadı ve oturarak konuştu. Konuşması bittikten sonra bir süre yerinden kalkamayan Bahçeli’nin yürümesine beraberindeki parti yöneticileri yardımcı oldu. Salon çıkışında bekleyen gazeteciler Bahçeli’den uzak bir noktaya çekilen şeridin arkasına alındı. MHP Ankara İl Başkanı Alparslan Doğan, şeridin arkasında bekleyen gazetecilere, “Dışarı dışarı, gidin gidin” diye bağırdı. Gazetecilerin tepkisi üzerine Doğan gazetecilerin yanından uzaklaştı.
Diyarbakır-Mardin sınırındaki yangının itfaiye raporu: Yangın elektrik tellerinden çıkmış

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Çınar ve Mazıdağı ilçeleri arasında çıkan yangına ilişkin bölgede başlattığı incelemeler sonucunda olay yeri raporunu tamamladı. Rapora göre, yangının elektrik tellerinden çıktığı kanaatine varıldı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Çınar ve Mazıdağı ilçeleri arasında çıkan yangına ilişkin bölgede başlattığı incelemeler sonucunda olay yeri raporunu tamamladı. Rapora göre yangının elektrik tellerinden çıktığı kanaatine varıldı. Hasar Tespit Komisyonu Köksalan Mahallesi’nde yürüttüğü kapsamlı incelemeler sonucunda yangının elektrik direğinden çıkan kıvılcımların ekinlerin üzerine düşmesi ile başladığı kanısına vardı. İtfaiye Daire Başkanlığı’nın hazırladığı olay yeri inceleme raporu Cumhuriyet Başsavcılığı ile de paylaşılacak. PİRHA
Avrupa Konseyi, zorunlu din dersleri konusunda hükümete Aralık 2024’e kadar süre verdi

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 11-13 Haziran’da toplanmıştı. Aleviler tarafından açılan davalara ilişkin alınan ara kararda Türkiyeli yetkililerin, zorunlu din eğitiminden vazgeçmeleri için uygun seçenekler sunması yönünde vurgu yapıldı. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Aralık 2024 sonuna kadar öngörülen tedbirler hakkında Türkiyeli yetkilileri bilgi vermeye de davet etti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) önceki yıllarda aldığı kararlarının uygulanmasına dair 11-13 Haziran’da Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısı yapıldı. Alevi Düşünce Ocağı (ADO) Başkanı Doğan Bermek, bu toplantıya ilişkin hazırladığı ‘7. Nolu İzleme Raporu’nu paylaştı. Bermek, söz konusu toplantıya dair değerlendirmesinde “11-13 Haziran 2024 tarihlerinde toplanan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin Kültür Bakanlığı’na bağlı olarak oluşturmakta olduğu ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevleri Başkanlığı’ ile ilgili olarak 26 Mart 2024 tarihli yol haritasında yaptığı açıklama ve savunmaları yeterli görerek AİHM Büyük Daire’nin 62649/10 sayılı ‘İzzettin Doğan ve Diğerleri’ dava dosyasını da kapatma kararı aldı. Oysa dava dosyasındaki kararların henüz uygulanmamış olduğu ADO Alevi Düşünce Ocağı, İÖG İnanç Özgürlükleri Girişimi raporları ve ABF Alevi Bektaşi Federasyonu, ADO Alevi Düşünce Ocağı, AVF Alevi Vakıfları Federasyonu, ESİT Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, İHGD İnsan Hakları Gündemi Derneği ve Norveç Helsinki Komitesi İnanç Özgürlüğü Girişimi’nin ortak imzalı Durum Raporu ile Bakanlar Komitesi’ne tekrar tekrar bildirilmiş idi” diye belirtti. İzleme raporunda, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin son toplantısında aldığı karar ile Türkiye’den ‘Zorunlu din dersleri davası’ olarak bilinen 21163/11 sayılı “Mansur Yalçın ve Diğerleri” dosyası ile ilgili açıklamaların Aralık 2024 sonuna kadar istenildiği bilgisi verildi. Böylece 2005 yılında başlanan ve günümüze kadar süren ‘Alevi Davaları’ grubunda devam eden tek dosyanın ‘Zorunlu din dersleri’ dosyası olduğu bilgisi verildi. RAPORDA ‘İNANÇLARA KARŞI TARAFSIZLIK’ VURGUSU! Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin toplantısında ‘Mansur Yalçın ve Diğerleri Davası’ konusunda da ara karar verildi. Zorunlu din dersleri konusunda Türkiye’ye uyarıda bulunan Avrupa Konseyi, Aralık 2024 sonuna kadar öngörülen tedbirler hakkında yetkilileri bilgi vermeye davet etti. Toplantıya dair raporda şu vurgular öne çıktı: “Mahkeme tarafından iletilen, Sünni İslam dışında bir dini veya felsefi inanca sahip ebeveynlerin çocuklarına uygun seçenekler sunmayan ilk ve orta dereceli okullardaki din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin zorunlu niteliği ve sadece sınırlı muafiyet olanakları nedeniyle Sözleşme’nin 1 No.lu Protokolünün 2. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin nihai kararı göz önünde bulundurarak; Bu konunun 2008’den bu yana Komite önünde beklemekte olduğunu hatırlatarak; Mahkeme’nin açık tespitlerine ve Komite’nin tekrarlanan çağrılarına rağmen, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin zorunlu olmaya devam ettiğini, muafiyet prosedürünün çok sınırlı olduğunu ve bu durumun öğrenci velilerini ağır bir külfete ve çocuklarını din dersinden muaf tutabilmek için dini veya felsefi kanaatlerini açıklama zorunluluğuna maruz bırakabileceğini derin bir üzüntüyle not ederek; Zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersi müfredatının revize edilmesinin, Sünni İslam dışında bir dini veya felsefi inanca sahip ebeveynlerin çocuklarının, öğrencilerin ebeveynleri dini veya felsefi inançlarını açıklamak zorunda kalmadan, zorunlu din eğitiminden muaf tutulmaları için uygun seçeneklere duyulan ihtiyacı hafifletemeyeceğini hatırlatarak; Sözleşme’nin 46. maddesinin 1. paragrafı uyarınca her Devletin, taraf olduğu Mahkeme’nin nihai kararlarına tam, etkili ve hızlı bir şekilde uyma yükümlülüğünün altını çizerek; Yetkilileri, Türk eğitim sisteminin, çoğulculuk ve tarafsızlık ilkelerine saygı göstererek, Devletin çeşitli dinler, mezhepler ve inançlara karşı tarafsızlık ve yansızlık görevini yerine getirmesini sağlamak için gerekli önlemleri almaya ve Sünni İslam dışında bir dini veya felsefi inanca sahip ebeveynlerin çocuklarına, öğrencilerin ebeveynleri dini veya felsefi inançlarını açıklamak zorunda kalmadan, zorunlu din eğitiminden vazgeçmeleri için uygun seçenekler sunmaya ŞİDDETLE DAVET ETMİŞTİR; Yetkilileri, Aralık 2024 sonuna kadar öngörülen tedbirler hakkında bilgi vermeye DAVET ETMİŞTİR. 1 NO’LU PROTOKOLÜN 2. MADDESİNİN İHLALİ! Doğan Bermek, Hasan ve Eylem Zengin (9 Ekim 2007) kararındaki ihlalleri de aktararak şu bilgileri paylaştı: “Mahkeme’nin muafiyet prosedürünün uygun bir yöntem olmadığını ve ebeveynlere yeterli koruma sağlamadığını değerlendirdiğinin altı çizilmelidir. Mahkeme’ye göre, bu tür bir muafiyet, ebeveynleri dini veya felsefi inançlarını okul yetkililerine bildirmeye zorlayabilir ve bu durum, inanç özgürlüklerine saygı gösterilmesini sağlamak için uygun olmayan bir araç haline getirir. Mahkeme, Mansur Yalçın ve diğerleri davasında da bu tutumunu sürdürmüştür. Avrupa Mahkemesi, muafiyet prosedürünün öğrencilerin ebeveynlerini ağır bir külfete ve çocuklarının din dersinden muaf tutulması için dini veya felsefi kanaatlerini açıklama zorunluluğuna maruz bırakabileceğini tespit etmiştir. Bu temelde, Türk makamları, en uygun tedbirin, bu derslerden muafiyetin kapsamını genişletmek yerine, Din kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin içeriğinin yeniden gözden geçirilmesi olacağı görüşündedir. Bu bağlamda, yetkililer ayrıca Hasan ve Eylem Zengin davasında Mahkeme’nin, müfredatın belirlenmesi ve planlanmasının ilke olarak Sözleşmeci Devletlerin yetkisi dâhilinde olduğunu açıkça vurguladığını belirtmek isterler. Mahkeme, 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinin ikinci cümlesinin, Devletlerin, Devlet okullarında, verilen öğretim yoluyla, doğrudan veya dolaylı olarak dini veya felsefi türden nesnel bilgi veya bilgiyi yaymalarını engellemediğini belirtmiştir. Dahası, Mahkeme’ye göre, ebeveynlerin bu tür öğretim veya eğitimin okul müfredatına dahil edilmesine itiraz etmelerine bile izin vermemektedir, çünkü aksi takdirde kurumsallaşmış tüm öğretimler uygulanamaz hale gelme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Görüldüğü üzere mahkeme, o dönemdeki durumun yol açtığı ihlali ortadan kaldıracak somut bir uygulamaya işaret etmemiştir. Aksine, konuyu Devletin takdir yetkisine bırakmıştır. Mahkeme’nin “muafiyet usulü” hakkındaki görüşlerini dikkate alan yetkililer, ihlalin giderilmesi alanında çeşitli adımlar atmışlardır. İlk olarak, Türk makamları, zorunlu DKAB dersinin varlığının AİHM kararında başlı başına bir ihlal olarak değerlendirilmediğini açıklığa kavuşturmak istemektedir. Mahkeme, ihlal tespit ettiği kararında, DKAB dersi müfredatının içeriğinin altını çizmiştir. Yetkililer, alınan bireysel tedbirlerin, söz konusu ihlallerin sona ermesini ve başvuranlara olumsuz sonuçların telafi edilmesini sağladığını düşünmektedir. Mansur Yalçın ve Diğerleri ile ilgili olarak çözülmemiş konulara ilişkin olarak, Türk makamları Komite’yi bilgilendirecektir.” “CEMEVİ BAŞKANLIĞI, EŞİTLİKÇİ OLMAKTAN UZAKTIR” Doğan Bermek, hazırladığı raporda kimi öneriler de sunarak şöyle devam etti: “İzzettin Doğan ve Diğerleri” davası oldukça karmaşık bir davadır. Farklı din ve inanç gruplarına farklı prosedürler ve meşruiyet uygulamaya çalışan bir ülkede kararın uygulanması uzun zaman alabilmektedir. İnançlara yönelik politikalar ülkedeki tüm inanç grupları için tek tip ve aynı olmalıdır. “Zorunlu Din Dersi” davası ülkemizin önemli davalarından biridir. Çok dinli ve çok inançlı bir ülkede, bir inancın tek bir mezhebine dayalı zorunlu eğitim, sadece eğitim açısından değil, çoğulcu toplumsal yaşam açısından da büyük sorunlar yaratmaktadır ve bu sorunun bir an önce çözülmesinin ülkedeki siyasal ve toplumsal barışa büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz. Farklı dini grupların kendi din adamlarını yetiştirebilecekleri bir eğitim ortamının yaratılmasının ülkemizdeki en önemli ihtiyaçlardan biri olduğuna olan inancımızı da yinelemek isteriz. “ÇOCUKLARIN DİN ÖZGÜRLÜĞÜ HAKLARINA MÜDAHALE EDİLMEKTE” Doğan
Sanatçı Cihan Çelik, Koçgiri ezgisi okuduğu için hakkında dava açıldı: Yılmayacağız!

Müzisyen Cihan Çelik hakkında 2013 yılında seslendirdiği bir Koçgiri ezgisi nedeniyle dava açıldı. Çelik, tüm baskılara rağmen müziğinde ısrarcı olacağını belirterek, “Terörist, anarşist, bölücü suçlamalarıyla bizleri ekonomik anlamda bir dar boğazın içerisine sokuyor. Açılan davalarla ‘ifşa edilmiş’ oluyorsun ancak çalıp söylemekten yılmayacağız” dedi. Müzisyen Cihan Çelik, Kürt ve Alevi kimliklerinin izinde müzik üretmeyi sürdürüyor. Ancak Cihan Çelik hakkında seslendirdiği bir Koçgiri ezgisi nedeniyle ilk kez dava açıldı. 2013 yılında katıldığı bir müzik programı “Terör örgütü propagandası yapmak” şeklinde yorumlandı. Çelik’in, televizyon programında seslendirdiği ‘Koçgiri başladı harba’ eseri de suç unsuru sayıldı. Cihan Çelik, açılan dava nedeniyle 14 Kasım 2024’te ilk kez hakim karşısına çıkacak. “AÇILAN DAVALARLA ‘İFŞA’ EDİLMİŞ OLUYORSUN” Yaşananlarla ilgili PİRHA’ya konuşan Cihan Çelik, sanatçılara dönük baskı politikalarını değerlendirdi. Çelik, bir müzisyen olarak ülkedeki gidişattan memnun olmadığını ifade ederek şunları söyledi: “Müzisyenleri dar bir alana sıkıştırıyorlar ve bizler orada iş yapmaya çalışıyoruz. O alanda yapılan iş sonucunda da çeşitli kovuşturmalara maruz kalıyorsunuz. Bu durumda olan birçok müzisyen arkadaşımız var. Ayrıca dernek gecelerine, konserlere, belediyelerin organizasyonuna da çıkamaz duruma geliyorsun. Çünkü ifşa edilmiş oluyorsun. İşte bu karşı taraftaki adam, ‘terörist, anarşist, bölücü’ suçlamalarla zaten seni ekonomik anlamda bir dar boğazın içerisine sokuyor, bir de peşinden kovuşturmalar falan olunca moralen daha bir bu işi yapmak istemiyorsun. O nedenle farklı alanlara zorlanıyorsun. Halimiz bu şekilde işte.” “EZİLEN HALKLAR, MÜZİKLE KENDİNİ VAR EDER” Dünya genelinde ezilen, baskılanan halkların, müzikle kendini var ettiğini söyleyen Cihan Çelik, değerlendirmesine şu cümlelerle devam etti: “Siyahlar da Kürtler de müzikle kendini var eder. Bu politika şunu gösterdi ki ‘bunlar, bu müzikleri; halayları, govendleri olduğu sürece yılmayacak ve devam edecekler. Bunun önünü kesmek için ne yapmak lazım? Bunları ya bu alandan mümkün mertebe daha tatlı su balığı haline getireceğiz ya da bunlar bu haliyle giderse, yeniden o coşku devam ederse’ bu onların politik anlamda hiç hazzetmedikleri bir durum. Biz de bu unsurlardan biri olduğumuzdan dolayı karşımızda bu ‘devlet …’ neyi deriz artık bilmiyorum ama karşı karşıya geliyoruz. Haliyle ekonomik sıkıntılarla birlikte kaliteli iş de üretemez duruma geliyorsun. Çünkü senin çıkacağın mekan, yapacağın işleri bir şekilde belirliyor. Mesela konsere çıkacağım zaman başka şeyler yapıyorum ama bir türkü bara gidince o kaliteli müziği yapma şansım yok. Ben de piyasadaki birçok şeyi, orada gelen talebi karşılamak durumunda kalıyorum ve ben haliyle ben olmaktan çıkıyorum.” “SUSTURMA, BASTIRMA, YILDIRMA AMAÇLI” Cihan Çelik, 2013 yılında katıldığı bir televizyon programında okuduğu eser sebebiyle hakkında şikayet olduğunu belirterek “Onca sene geçmiş niye bugün dava açılıyor?” sorusunu da gündeme getirdi. Çelik, şu değerlendirmeyi yaptı: “Devletin ‘barış süreci’ dediği bir dönemdi ve o zamanlar IŞİD’in saldırıları vardı. Buna karşı Alişer efendinin bir ezgisini okudum. Bununla birlikte Meçhuli’nin bir ezgisini de seslendirdim. Buna binaen hakkımda soruşturma açıldı ve eserdeki sözler nedeni ile ‘propaganda yapmışsın’ deniliyor. Alişer efendinin 100 yıl önce yazdığı ‘Kürdistan’ın orduları, mahvettiler barbarları/Vatan için öleceğiz, istemeyiz Moğolları’ diye bir sözcük geçiyor. 1921’de yazılmış ve altında da ‘yapılan tetkikler sonucu bu eserin 1921 yılında Sivas’ta Koçgiri isyanı döneminde yazıldığı’ neticesine vardıkları yazıyor. Madem bu sonuca vardınız mahkeme ne için? Bu mahkeme tamamen susturma, bastırma, yıldırma amaçlı. Gittiğim bir ortamda diyelim ki konsere çıkıyorum, flamalar, konuşmacılar, belki devletin hiç hoşuna gitmeyecek şeyler de olabilir. Avrupa’dasın, ben neye müdahale edebilirim ya da niye etmeliyim? Bunlar benim dışımda gelişen şeyler.” “DEVLET POLİTİKASI BASTIRMA, DEVŞİRME, DÖNÜŞTÜRME YÖNÜNDE” Cihan Çelik, müzik hayatı boyunca ilk kez hakkında dava açıldığını belirterek şöyle devam etti: “Daha önceden çıktığım, belki de hoşlarına hiç gitmeyecek çok daha büyük konserlerim de oldu ancak hiç böyle bir durum yaşamadım. Bir kere, soruşturmaya giren eser 100 yıllık bir ezgi. 100 Yıl önce bu sorun çözülmüş olsaydı bunlara da gerek kalmazdı. Yüzyıl kaybettik bir yüzyıl daha kaybetmeyelim diyorum. Maraş, Koçgiri, Malatya, Dersim, Çorum ve Hatay’a kadar olan bölge insanların çok sıkıntı yaşadığı, katliamlara maruz kaldığı bölgeler. Haliyle buralardan çıkan muhalif sanatçıların sesi o halkın bir nevi söyleyemediği ama içinden cesaret edip söyleyen birileri olduğu zaman da sempati uyandırdığı bir durum. Hiçbir hükümet, bunu istemez, çünkü politikası bastırma, devşirme, dönüştürme yönünde. Bu politikada çoğu zaman başarılı da olmuşlardır. Bunu ilk denediği yer ise Koçgiri’dir. Bugün Koçgiri’de ana dilini konuşan insan sayısı parmakla sayılacak kadar azdır. Benim böylesine Kürtçe bilmem dahi çok tuhaflarına gidiyor, ‘Sen bu Kürtçeyi ne nereden öğrendin?’ gibi sorularla bile karşı karşıya gelebiliyorum. Şaka gibi… Bir de bu alanda yaptığımız derlemeler; Alişer efendinin gerek muhalif kimliği; 1921 isyanı sonrası Nuri Dersimi ve Alişer affedilmeyen tek iki kişi. Biz de ısrarla onun ezgilerini, o dik duruşunu sergilediğimiz zaman karşımıza böyle şeyler çıkıyor. Belki ilk kez mahkemeye çıkacağım ama ekonomik anlamda bizim kendi içimizde dahi; kurumlarımızla zaten bir tür abluka altındayım. Beni, kaç sayıda Sivaslıların gecesinde görebilirsiniz? Göremezsiniz. Avrupa sayesinde bugüne kadar müzik yapabildim. “GERİ ÇEKİLMEYİ SİNDİREMİYORUM” Hem Alevi hem Kürt kimliğimle müzik yapan birisiyim. Alevi deyişlerinin sadece Türkçelerini değil, Kürtçelerini de Alişer efendinin birçok şarkısına da müzikler yaptım. ‘Koçgiri başladı harba’ eserini benden önce çok kişi okudu ama benimle özdeşleşti. Buna benzer birçok eser bugün Koçgiri’de değil sadece, Kürtçe okunan birçok yerde popüler. Mîro, Arix, Dowo ve daha birçoğu Koçgiri’ye ait eserler. Birçok müzisyen arkadaşımız pek tarihçesini bilmese de bunları okuyor ama biz inadına, ısrarla bu durumu sürdürmeye devam edeceğiz. Çünkü biz haklı olan tarafız. Geri çekilmeyi bırakıp gitmeyi de açıkçası sindiremiyorum.” PİRHA – Eren GÜVEN/İSTANBUL
‘Kayyımla yönetilen bütün belediyelerde yolsuzluk, talan, yağma ve hırsızlık var’

Hakkâri Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki göstermek için Dersim’deki nöbet eylemi 7. gününde devam etti. Kayyımla yönetilen bütün belediyelerde yolsuzluk, talan, yağma ve hırsızlık olduğunu vurgulayan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, “Kayyımla birlikte dilimiz, kültürümüz ve tarihimiz gasp edildi. Devlet, toplumsal muhalefetin yükseldiği her dönem halkı darbe ile susturmaya çalışmıştır” dedi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hakkâri Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın tutuklanması ve yerine kayyım atanması gerçekleştirilen nöbet eylemleriyle protesto ediliyor. Hakkâri Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki göstermek için Dersim’deki nöbet eylemi 7. gününde devam etti. Nöbet eylemine Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, Dersim’deki siyasi parti ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Nöbet eyleminde kayyımla ilgili resim sergisi yapıldı ve Dersimli müzisyenler eyleme destek vererek türküler seslendirdi. “İRADE GASPINI KABUL ETMİYORUZ” Kayyım darbesine karşı eylemlerinin 7. gününde olduklarını belirten DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş, “İktidar, almış olduğu hukuksuz kararı devam ettirmektedir. İrade gaspını kabul etmiyoruz. 8 yıllık yolsuzluk, hırsızlık ve talan ortaya çıkmasın diye belediyelerimize kayyım atanıyor” dedi. “KAYYIMLA BİRLİKTE DİLİMİZ, TARİHİMİZ VE KÜLTÜRÜMÜZ GASP EDİLDİ” Kayyımla yönetilen bütün belediyelerde yolsuzluk, talan, yağma ve hırsızlık olduğunu vurgulayan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, “Kayyımla birlikte dilimiz, kültürümüz ve tarihimiz gasp edildi. Devlet, toplumsal muhalefetin yükseldiği her dönem halkı darbe ile susturmaya çalışmıştır. Faşizmle mücadele eden herkes 13 Haziran’da Hakkâri’de bir araya gelecek. Hakkâri’deki o güçlü ses bu ülkede zulme karşı barışı inşa edecektir” diye konuştu. PİRHA/DERSİM