‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’

İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Av. Eren Keskin, din görevlilerinin okullara atanmasının son derece tehlikeli olduğunu belirtti. Keskin, uygulamanın insan haklarına aykırı olduğunu vurgulayarak “Bu proje devletin, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesidir” uyarısını yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevremi seviyorum, değerlerime sahip çıkıyorum’ (ÇEDES) projesinin yankıları sürüyor. Zorunlu din dersi sayısının arttırılması ile birlikte okullara imam atayacak protokolün de yürürlüğe girmesi toplumda tepkiye sebep oldu. Okullara imam atanmasını İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin, PİRHA‘ya değerlendirdi. “DEVLETİN İSTEDİĞİ ÇOCUK TİPİNİ YARATMA PROJESİ” İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, eğitim hakkı ihlallerinin arttığına vurgu yaparak ÇEDES projesinin hukuksuz bir uygulama olduğunu söyledi. Keskin, ÇEDES projesinin Sünni Müslümanlık temelinde geliştirildiğini vurgulayarak, şunları belirtti: “ÇEDES projesini konuşmadan önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin laik bir devlet olup olmadığını konuşmak gerekiyor. Türkiye, hiçbir zaman gerçek anlamda bir laik devlet olmadı. Her zaman Sünni Müslümanlığın temel olduğu, Türk kimliğinin resmi ideolojinin temeli olarak kabul edildiği ve insanların da bu tek kimlik içerisine hapsedilmek için ideoloji oluşturulan bir coğrafya burası. Zaman içinde bu projenin daha da artan politikalarla büyüdüğünü gördük. ÇEDES projesi ile sadece Sünni Müslümanlığı temel alan devlet yapısının son politik aşaması olduğunu görüyoruz. Çünkü bu proje çocuklarla hiç ilgisi olmayan Diyanet İşleri Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığını bir araya getiriyor. Aslında bu proje sadece devletin kendi istediği çocuk tipini yaratma projesidir. Türk ve Sünni Müslüman…” “ÇEDES’E YETERLİ BİR KARŞI ÇIKIŞ OLMADI” Avukat Eren Keskin, Türkiye’de birçok farklı inanç kesiminin yaşadığını belirterek, projenin diğer toplumları yok saydığını da söyledi. Keskin şöyle devam etti: “Oysa ki coğrafyamız çok zengin kimliklere sahip. Örneğin bu projeyle Alevi çocuklar yok sayılmıştır. Az da kalsalar hala Hristiyan ve Yahudi ailelerin çocukları da var. Ateist ailelerin çocukları da var. Çocuklarına hiçbir dini eğitim aldırmak istemeyen ki bence de doğru olan budur; bir çocuk ancak 18 yaşından sonra bu konuda kararını kendi vermelidir. Ama bütün bunları yok sayan bir proje ÇEDES. O nedenle aslında herkesin, demokratik laisizme inanan, yani bir takım çevrelerin ‘laiklik laiklik’ diye direktifleri değil, gerçek anlamda laisizme inanan, yani din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olduğu, inancın sadece kişi ile inandığı güç arasında kalan bir durum olduğunu kabul eden insanlar buna karşı çıkarlar. Maalesef bizim coğrafyamızda yeterli bir karşı çıkış olmadı bu projeye. Çünkü Türkiye’de iktidar ve muhalefet aynı anlayıştan besleniyor. Resmi ideoloji aslında iktidarı ve muhalefeti çok biçimlemiş. Yani Türklük ve Sünni Müslümanlık temelinde bütün politikalar yapılıyor. Zaten ‘muhalefetiz’ diyen diğer partilerin de etkin bir başka politikaları yok. O nedenle de ÇEDES projesi tartışılmadan devreye girdi.” “İNSANIN VARLIĞINA AYKIRI BİR PROJE” Okullara imam atanmasının tehlikeli ve insan haklarına aykırı olduğunun altını çizen Eren Keskin, “Mesela ben bu proje çerçevesinde gelen bir başvuruyu gördüm. Çocukları yeterli not alamayıp başarı gösteremeyen tüm aileler çocuklarını imam hatiplere gönderiyor. Oysaki aileler çocukların burada okumasını istemiyor. Kaldı ki bir çocuk bir sene başarı gösteremez ama bir sonraki sene başarı gösterebilir. Yani burada son derece etkin, dindar ve kindar nesil yetiştirme projesinin temeli oluşturuluyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ile çocuk eğitiminin ne ilgisi var? Bu akıl almaz bir şey. Böyle bir dayatma olamaz. Bunun son derece tehlikeli, insan haklarına aykırı, insanın varlığına aykırı bir proje olduğunu düşünüyorum” diye de ekledi. PİRHA – Eren GÜVEN/ANKARA
Tahtacılar Derneği Genel Başkanı Akgün: Okullara imam atanmasını kabul etmiyoruz

Tahtacılar Derneği Genel Başkanı Sami Akgün, ÇEDES protokolü kapsamında okullara imam atanmasını Alevilere yönelik bir asimilasyon hamlesi olarak yorumladı. Madımak Katliamı davasının zaman aşımına uğratılması ile ilgili de konuşan Akgün, “İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar affedilmemeli. Aleviler davanın peşini bırakmamalı” dedi. Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) projesine ve Sivas Madımak Katliam davasında verilen zaman aşımı kararına karşı tepkiler sürüyor. Tekçi ve dayatmacı zihniyetle uygulamaya konulan bu projeye özellikle Alevi kurumlardan itiraz sesleri yükseliyor. Tahtacılar Derneği Genel Başkanı Sami Akgün, şu sıralar Alevilerin gündeminde en önemli konular arasında yer alan okullara imam atanmasını ve Madımak Katliamı davasının zaman aşımına uğratılmasını PİRHA’ya değerlendirdi. “ÇEDES UYGULAMASINDAN DERHAL VAZGEÇİLMELİ” Laik ve seküler anlayışa sahip ülkelerde okullarda dini uygulamaların doğru olmadığını dile getiren Sami Akgün, okullara imam atanmasını içeren projeden derhal vazgeçilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu konuda Alevilere de görev düştüğünü belirten Akgün, “Alevileri asimile etme politikaları devam ediyor. Ancak bunun karşısında Aleviler bir şekilde yoluna devam ediyor. Burada elbette ki Alevi örgütlerine, kurumlarına büyük görev düşüyor. Özellikle çocuklarımızı, gençlerimizi kazanarak bu asimilasyonun önüne geçebiliriz” dedi. “MADIMAK KATLİAMI DAVASININ PEŞİNİ BIRAKMAMALI” Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak öldürülen 33 insanın katillerinden 3 firari failin yargılandığı dava zaman aşımına uğratıldı. Davanın peşinin bırakılmaması gerektiğine vurgu yapan Akgün, “Türkiye tarihinde çok önemli bir katliamdı Alevilere yönelik nefret politikalarını en net ortaya koyan katliam olmasından dolayı bir dönüm noktasıydı. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar affedilmemeli ve zaman aşımına uğramamalı. Bu konuda mücadelenin devam etmesi gerekiyor. Özellikle Aleviler bu konuyu gündemde tutmalı ve davanın peşini bırakmamalı” şeklinde konuştu. PİRHA- Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN
“AKSA! Sözünü Tut”: Fedaş İşçileri Grevlerine devam ediyor

9 Ağustos’tan beri eylemde olan ve 32’si işten çıkarılan FEDAŞ işçilerinin eylemi, yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle kentte ve özellikle köylerde yaşamı olumsuz etkiliyor. https://radyomunzur.com/?p=1513 Grev başından beri işten çıkarılmalar ve anlaşma önerilerine yanaşmayan AKSA, 26 Eylül’de(dün) gerçekleşen 4 saati geçen Kent Konseyi ve işçilerin bulunduğu uzun görüşmenin ardından işçilerin taleplerini karşılamadı. İşten çıkarılan arkadaşlarının geri alınmasını talep eden işçiler 27 Eylül Çarşamba(bugün) saat17:30’da Dersim Sanat Sokağı’nda kabul edilmeyen taleplerine dair bir basın açıklaması gerçekleştirecekler.