YÖK’ten üniversitelerin bahar yarıyılına ilişkin 16 soruya cevap

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversitelerde 2022-2023 bahar yarıyılı eğitim ve öğretimine ilişkin sıkça sorulan 16 soruyu yanıtladı. Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, 2022-2023 bahar döneminde, yükseköğretim kurumlarında 20 Şubat’tan itibaren uzaktan eğitime başlanabileceği, şartların elverişli hale gelmesi durumunda nisan ayı başı itibarıyla hibrit öğretim seçeneğinin de değerlendirilebileceğine karar verilmişti. Bu kararlar sonrasında YÖK, öğrenciler tarafından sıkça soruların 16 soruyu yanıtladı. YÖK’ün internet sitesinde yer alan bahar yarıyılı eğitim ve öğretimine ilişkin sorular ve cevapları şöyle: 1- Bahar yarıyılı ne zaman başlayacak? 2022-2023 bahar yarıyılının, 20 Şubat 2023 tarihinden itibaren ne zaman başlayacağına yükseköğretim kurumlarının yetkili kurulları karar verecek. Öğrencilerin, kayıtlı oldukları yükseköğretim kurumlarının duyurularını takip etmesi gerekiyor. 2- 2022-2023 bahar yarıyılında eğitim ve öğretim nasıl yürütülecektir? Eğitim ve öğretim uzaktan öğretim (online) yöntemi ile yürütülecek. 3- Uzaktan öğretim tüm bahar yarıyılında mı uygulanacak? Uzaktan öğretim kararı, 2023 yılı nisan ayı başında yeniden gözden geçirilecek. Şartlar elverişli hale gelirse Yükseköğretim Kurulu kararlarıyla harmanlanmış (hibrit) öğretim usulleri de değerlendirmeye alınabilecek. 4- Derslerin teorik ve uygulamalı kısımları yüz yüze yapılabilir mi? Yükseköğretim sisteminde, laboratuvar, atölye, saha ve benzeri bazı dersler teori ve uygulama diye kendi içinde iki kısımdan oluşuyor. Teori ve uygulamanın toplamı dersin toplam kredisini oluşturuyor. Bu şekildeki derslerin teorik kısmı uzaktan öğretim yöntemi ile yapılacak. Derslere ait uygulama kısmı ise bu yılın nisan ayından sonraya bırakılacak. Uzaktan öğretimin nisan ayından sonra da devam etmesi halinde bu şekildeki uygulamalar, yükseköğretim kurumunun yetkili kurullarının alacağı karar ile yaz döneminde yapılabileceği gibi bir sonraki eğitim ve öğretim dönemine de ertelenebilecek veya uygulamalı proje çalışmalarıyla tamamlanabilecek. 5- Uygulamalı eğitimler hangi programları kapsamaktadır ve bunlar nasıl verilecektir? Uygulamalı eğitimler, tıp fakültesinin 4, 5 ve 6. sınıf öğrencilerini, diş hekimliği fakültesinin 4 ve 5. sınıf öğrencilerini, veterinerlik fakültesinin 5. sınıf öğrencilerini, (7+1) programı uygulayan teknoloji ve mühendislik fakültelerinin (+1) dönemdeki öğrencileri, hemşirelik, ebelik, denizcilik ve diğer tüm yükseköğretim programlarında İşletmede Mesleki Eğitim Uygulaması yapan öğrencileri, (6+2) veya (7+1) programı uygulayan spor bilimlerinin (+1) veya (+2) dönemdeki öğrencileri, (3+1) veya (2+1) programı uygulayan meslek yüksekokullarının (+1) dönemdeki öğrencileri, meslek yüksekokullarının İşletmede Mesleki Eğitim Uygulaması yapan öğrencileri ve öğretmenlik uygulaması dersinin öğrencilerini kapsayacak. Bu öğrenciler uygulamalı eğitimlerini yüz yüze mahallinde yapabilecek. Öğrenciler bu konuda ayrıntılı bilgiyi kayıtlı oldukları üniversiteden edinebilecek. 6- Mezun durumuna gelmiş ve stajı eksik kalmış öğrenciler stajlarını nasıl tamamlayacak? Mezun duruma gelmiş ve stajı eksik kalmış ön lisans ve lisans programı öğrencileri, kayıtlı oldukları programın müfredatında yer alan zorunlu stajlarını ilgili iş yerlerinde yüz yüze yerine getirecek. 7- Deprem bölgesindeki bir kısım üniversiteler neden diğer üniversiteler ile eşleştirildi? Depremden etkilenen illerdeki bazı üniversiteler, diğer illerdeki üniversitelerle eşleştirildi. İlgili üniversitelerin rektörleri ile de görüşülerek yapılan bu eşleştirme, söz konusu üniversitelerin kendi aralarında akademik ve idari görevlendirme ile bilişim alanında işbirliği yapabilmeleri için gerçekleştirildi. 8- Deprem bölgesindeki bazı üniversiteler neden eşleştirilmedi? Deprem bölgesindeki üniversitelerin mevcut durumu yerinde değerlendirilerek ve üniversitelerin rektörleri ile de görüşülmek suretiyle öğrencilerin eğitim ve öğretim imkanlarını güçlendirmek amacıyla eşleştirme yapıldı. Eğitim ve öğretim hizmetini yürütmesine engel bir durumu olmayan üniversitelerle ilgili herhangi bir eşleştirme yapılmadı. 9- Özel öğrencilik ne fayda sağlar? Özel öğrencilik statüsü bir öğrencinin kayıtlı olduğu üniversiteden farklı bir üniversitedeki eş değer diploma programından ders alabilmesine ve başarılı olduğu derslerin kredisini saydırabilmesine imkan veriyor. 10- Yükseköğretim Kurulunun 17 Şubat 2023 tarihli kararlarına göre hangi öğrenciler özel öğrencilik statüsünden faydalanabilir? “Depremden etkilenen illerdeki üniversitelerde kayıtlı öğrenci olmak veya birinci derece yakınları deprem bölgesindeki illerde ikamet edip deprem bölgesi dışındaki illerde bulunan üniversitelerde kayıtlı olmak” ve “Yükseköğretimde Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliği kapsamındaki programlarda kayıtlı öğrenci olmak” iki şartını birlikte sağlayan öğrenciler özel öğrencilik statüsünden yararlanabilecek. 11- Özel öğrencilik statüsü için nereye ve ne zaman başvuruda bulunulmalıdır? Özel öğrencilik statüsünden faydalanmak isteyen öğrenciler, özel öğrencisi olmak istedikleri üniversiteye başvuracak. Özel öğrencilik başvurusunun, başvuruda bulunulacak üniversitenin bahar yarıyılı eğitim ve öğretime başlama tarihinden itibaren 3 hafta içinde yapılması gerekecek. Bu nedenle özel öğrenci statüsüne başvuracak öğrencilerin, ilgili üniversitenin bahar yarıyılı açılış tarihini yakından takip etmeleri önem taşıyor. 12- Özel öğrencilik statüsü için nasıl başvuru yapılır? Özel öğrencilik statüsünden faydalanmak isteyen öğrenci hazırlayacağı başvuru dilekçesi ile özel öğrenci olmak istediği üniversitenin öğrenci işleri daire başkanlığına başvuracak. Dilekçesine YÖK e-transkript üzerinden aldığı öğrencilik belgesini de ekleyecek. Başvuru yapılan üniversite 10. soruda açıklanan şartları sağlayan öğrenciyi ilgili programa ve sınıfa kaydedecek. Dönem sonunda öğrencinin esas kayıtlı olduğu kendi üniversitesi, başkaca bir işleme gerek olmaksızın öğrencinin başarı durumunu YÖK e-transkript üzerinden kabul edecek. 13- Öğrenciler başvuruları kabul edildikten sonra ne yapmalıdır? Özel öğrencilik için öğrenim ücreti ödenecek mi? Özel öğrenci statüsü kazanan öğrenci, kendi üniversitesinin öğrenci işleri daire başkanlığına özel öğrencilik statüsü kazandığını yazılı olarak bildirecek, özel öğrencilik için ayrıca bir ücret ödenmeyecek. 14- 2022-2023 bahar yarıyılında kayıt dondurma hakkından kimler faydalanabilir? Talep eden her üniversite öğrencisi, bahar yarıyılında kayıt dondurabilecek. Kayıtlı olduğu üniversitenin bahar yarıyılının başlangıç tarihinden itibaren 3 hafta içinde dileyen öğrenci kayıt dondurma başvurusunda bulunabilecek. Öğrencinin kayıt dondurduğu dönem azami öğrenim süresinden sayılmayacak. Mazeretleri nedeniyle kayıt dondurma tarihlerinde başvuru yapamayanların, mazeretlerini belgelendirerek başvurmaları halinde talepleri üniversitelerince yeniden değerlendirilecek. 15- Deprem nedeniyle sınavlara katılamamış öğrencilerin durumu ne olacak? 6 Şubat ve sonrasında 2022-2023 güz yarıyılı ön lisans, lisans ve lisansüstü programlarına ait sınavlar için yükseköğretim kurumları yeni bir tarih belirleyerek telafi sınavları yapacak. 16- Depremden etkilenen iller hangileridir? Depremden etkilenen iller, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa ile Sivas’ın Gürün ilçesi. (AA)
THY, ücretsiz tahliye uçuşlarının süresini uzattı

THY’nin sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, “Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya ve Şanlıurfa çıkışlı tahliye uçuşlarımız 1 Mart 2023 tarihine kadar ücretsiz olarak devam edecektir. Rezervasyon işlemlerinizi güncel mobil uygulamamamız ve web sitemiz üzerinden ücretsiz olarak tamamlayabilirsiniz” denildi. Rezervasyon yapan yolculara öncelik verileceği belirtilen açıklamada, “Tahliye sürecini kolaylaştırmak için havaalanına rezervasyon yaparak gelinmesi gerekmektedir. Rezervasyonu olan yolculara öncelik verilecek olup boş yer kalması durumunda rezervasyonsuz yolcularımız da kabul edilecektir. İşlemlerinizde bir hata ile karşılaşmamak için mobil uygulamamızın 12.02.2023 tarihinden sonra güncellenmiş olduğundan emin olmanızı rica ederiz” ifadeleri kullanıldı. https://twitter.com/TK_HelpDesk/status/1627046741852794882?ref_src=twsrc%5Etfw%7Ctwcamp%5Etweetembed%7Ctwterm%5E1627046741852794882%7Ctwgr%5Eed70c5e838ed64de6c75471110c8f16420734722%7Ctwcon%5Es1_c10&ref_url=https%3A%2F%2Fwww.birgun.net%2Fhaber%2Fthy-ucretsiz-tahliye-ucuslarinin-suresini-uzatti-421992 BİRGÜN
Millet İttifakı deprem gündemiyle toplandı: Sorumlular not edilmiştir

Deprem gündemliyle toplanan Millet İttifakı, yazılı açıklama yaptı. ‘İnşaat sektöründe yolsuzluklara kapı aralayan ölçüsüz rant hırsı milletimize ölümcül bir fatura ödetmiştir’ denilen açıklamada depreme dair komisyon kurulacağı belirtildi Altılı Masa’da yer alan partilerin genel başkanları, Mereş merkezli iki büyük deprem gündemiyle Saadet Partisi Genel Merkezi’nde toplandı. Toplantının ardından ortak açıklama yapıldı. Rant hırsı ölümcül fatura ödetti Afetlere dair gerekli hazırlıkların yapılmadığı vurgulanan açıklamada, “Yeterli tedbirlerin alınmadığı apaçık ortadadır. Eskiden Başbakanlık’a bağlı olan AFAD’ın kurumsal kapasitesinin zayıflatılması, liyakatten yoksun insanlara üst düzey kadrolarda sorumluluk verilmesi, depreme dayanıksız binalara hiçbir rapor istenmeden imar affı çıkarılması ve inşaat sektöründe yolsuzluklara kapı aralayan ölçüsüz rant hırsı milletimize ölümcül bir fatura ödetmiştir. Ülkemizin her kurumunda yaşanan özerklik, liyakat ve şeffaflık kaybı afet yönetimini ve depreme müdahale sürecini de doğrudan etkilemiştir. Hiçbir bürokratın inisiyatif alamadığı, her konuda talimatın bir kişiden beklendiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yüzünden acılar ve zayiat katlanarak artmıştır. Ölçüsüz rant hırsı milletimize ölümcül bir fatura ödetmiştir” ifadelerine yer verildi. ‘Sorumlular not edilmiştir’ Sivil toplum kurumları ve belediyelerin sürece dahil edilmesinde geç kalındığı belirtilen açıklamada, kutuplaştırıcı söylemlerden vazgeçilmediği vurgulanarak, “Tek bir merkezden alınan kararlar çalışmaları yavaşlatmıştır. Kolluk kuvvetlerinin, madencilerin ve iş makinelerinin sahaya geç gönderilmesi, sosyal medya platformlarında bant yavaşlatma, borsanın kapatılmaması gibi akıl dışı uygulamalar telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmuş, krizi daha da derinleştirmiştir. İktidar barınma, seyyar tuvalet ve hijyen konusunda yeterli adımları halen atmamış, bölgede salgın hastalık riskine karşı gerekli tedbirleri de almamıştır. Deprem sonrası yaşanan iç göçle ilgili herhangi bir planlama ve yönlendirme yapılmamıştır. Tüm hata, kusur, ihmal ve kasıtlar apaçık ortadadır. Hukuki, idari ve siyasi sorumlular da arşivlenerek dosyalarda ve hafızalarımızda not edilmiştir” diye belirtildi. ‘Komisyon kuracağız’ Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Millet İttifakı olarak, omuzlarımızdaki ağır sorumlulukların farkındayız. Şimdi önümüzde zorlu bir sınav bizleri beklemektedir. Yaşanan bu felaketten dersler çıkararak, şehirlerimizi ve geleceğimizi ortak akılla inşa etmek mecburiyetindeyiz. Tüm bu alanların uzmanlarıyla süreci an be an takip edeceğiz. Depremin etkilerinin ortadan kaldırılmasına dair kısa, orta ve uzun vadede yapılacak işler ve buna dair ortak çalışmalar için bir komisyon kuracağız. Uyarıyoruz! Afet bölgelerinde yabancılara ev, arsa ve arazi satışı yasaklanmalıdır. Bölgenin yeniden imarı esnasında Hatay başta olmak üzere demografik ve sosyal yapının korunması büyük önem arz etmektedir. Özellikle bu konunun takipçisiyiz.” Uzaktan eğitim kararına tepki Üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi kararına değinilen açıklamada, şu çağrı yapıldı: “Bu karardan derhal geri dönülmesi gerekmektedir. Gençlerimizi nitelikli eğitim hakkından mahrum edecek hiçbir çözüm gerçek bir çözüm değildir. Depremzede vatandaşlarımızın barınma ihtiyacı için turizm sektörünün kapasitesinin ve büyükşehirlerdeki boş konutların kullanılması ve bu yönde derhal çalışmaların başlaması gerekmektedir.” Açıklamada, bir sonraki toplantının 2 Mart’ta Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleşeceği ifade edildi. YENİ YAŞAM
Semsûr’da(Adıyaman) iki Alman gönüllü: Kürt nüfusun olduğu yerlerde çok fazla adaletsizlik var

https://yeniyasamgazetesi4.com/semsurda-iki-alman-gonullu-kurt-nufusun-oldugu-yerlerde-cok-fazla-adaletsizlik-var/ Depremin yerle bir ettiği kentlerden olan Semsûr’da (Adıyaman) dayanışmacıların el birliği ile yaralar sarılmaya çalışılıyor. Depremin üzerinden 14 gün geçmesine rağmen kentte hala enkazlar yerde iken, ölü sayısı binleri aşmış durumda. Depremin ilk üç günü herhangi bir çalışmanın başlatılmadığı kentte ilk günden beri sahada olanlar ise sadece gönüllüler. Kurdistan’ın neredeyse her kentinden gelen gönüllülerin yanı sıra Türkiye ve uluslararası alanda da sahada çok sayıda dayanışmacı var. Onlardan ikisi de Erasmus öğrencileri Flora ve Sebastian. Ateş başında tanışıyoruz Semsur’da Yenimahalle Cemevi bahçesinde ısınmaya çalışırken tanıştığım iki gönüllü, günlerdir sahada olan insanlardan. Depoda kıyafet ayıklayan ve kolilere yerleştiren iki gönüllü, güler yüzleri ve Kürtçe kurdukları tek tük cümleleri ile ilgi çekmeyi başarıyor. Ateş başında denk geldiğin gençlerden Sebastian Almanya Dortmundlu. İstanbul’da erasmus öğrencisi. Önce Amed oradan Mardin ve oradan ise KESK’in ekibi ile Semsûr’a gelmişler. Ben kentten ayrıldığımda da henüz ordaydılar. Kent yerle bir Semsûr’da arkadaşları olduğu ve kente dair korkunç haberler aldıkları için buraya gelmeye karar verdiklerini söylüyor Sebastian, şehri nasıl buldun diyorum, tek kelime ile özetliyor; “Yerle bir…” Sonrasını kendi anlatıyor, “Yıkıcı bir şey. Depremin insanlara yaptıklarının çok acımasızca olduğunu düşünüyorum. Burada yardıma ihtiyaç var ve bence hükümet yeterince bir şey yapmıyor ve bence bu yüzden gönüllülere ve buradaki insanlara yardım eden gönüllü kuruluşlara ihtiyacımız var” diyor Sebastian. Yas da var dayanışma da Uzun süredir kentte olduğu için duygularını soruyorum, “Karışık duygular içindeyim” diyor ve ekliyor; “Üzgünüm, hayatını kaybeden tüm insanlar için yas tutuyorum. Arkadaşım ve ev arkadaşım büyükannesini kaybetti, başka bir arkadaşım çevresindeki yaklaşık on kişiyi kaybetti. Bir taraftan yas tutuyoruz, diğer taraftan burada hoş karşılandığımızı hissediyoruz. Hemen çay ve çorba gibi ikramlarla karşılandık ve hala böyle bir durumda insanlar pes etmiyor. Biz daha iyi bir zaman için mücadele eden insanlarız.” Kürtçe spas ve spasxweş’i öğrenmiş bir de benim sık sık Adıyaman dememi düzleterek, Semsûr diyor onu öğrenmiş Sebastian. Her yer ölüm ve soğuk… Bir diğer gönüllü ise Flora, o da Alman. Şehre gelişlerini anlatıyor, “Şehre vardığımızda yıkılmış evleri gördük, hala ayakta olsalar bile yıkılmışlardı ve insanlar artık içinde yaşayamıyordu. Bu soğuk havada insanların çadırlarda ya da sokaklarda uyumak zorunda kaldığını görmek gerçekten çok zor” diyor. O da duygularını “karışık” olarak tarifliyor ve ekliyor, “Elbette burada olmak ve neler olduğunu ve şimdi nasıl yaşamak zorunda olduklarını görmek üzücü ama Sebastian’ın da dediği gibi insanların bizi çok iyi karşıladığını görmek de güzel. Ama onlar daha fazlasını yapıyor. İşin çoğunu onlar yapıyor, biz sadece biraz yardım etmeye çalışıyoruz” diyor. Devlet yok burada Şehirde herhangi bir resmi çalışmaya şahit olup olmadığını soruyorum, Flora ise, “Hükümet şimdiye kadar yapılan tüm işlerin sadece çok küçük bir kısmını yaptı. Çalışmaların neredeyse tamamı burada yaşayan ya da yardıma gelen insanlar tarafından yapıldı. Ve bu gerçekten çok zor… Hükümetin burada hiçbir yerde olmaması ve tüm yardımı burada yaşayan insanların ve onların yoldaşlarının yapmak zorunda kalması gerçekten üzücü” diye cevaplıyor İnsanlar eşit olmalı “Evlerini tekrar terk etmek zorunda kalan insanların, özellikle de Suriyeli mültecilerin hikâyelerini de duyduk. Bunun ne kadar adaletsiz olduğunu görüyorsunuz çünkü bu ülkedeki herkes aynı haklara sahip olmalı ve eşit insani ihtiyaçlar karşılanmalı. Özellikle Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu şehirlerde ve Arap nüfusun çoğunlukta olduğu şehirlerde çok fazla adaletsizlik görüyorsunuz” diyor Flora. Para savaşa harcanıyor Sebastian araya girerek sözü savaş politikalarına getiriyor ve “99’daki depremden sonra bir vergi ihdas edildiğini de duydum. O zamandan beri insanlar bu gibi durumlar, depremler için bu vergileri ödemek zorundaymış. Ve şimdi hükümet bu parayı burada kullanmıyor ve Suriye’deki savaşta askerlik hizmeti gibi başka şeyler için kullanıyor. Bence bu da buradaki insanların çok üzüldüğü bir şey” diyor haliyle. YENİ YAŞAM/ADIYAMAN
Dersimli yurttaşlar: Depremden sonra müdahale çok geç yapıldı, insanlar ölüme terk edildi

Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından binlerce kişi yaşamını yitirirken yüz binlercesi de evsiz kaldı. Yurttaşların soğuk havada, dışarıda zor şartlarda bekleyişleri sürüyor. Çoğu yurttaş deprem nedeniyle sokakta ateş yakıp bekliyor. Hala yardım gitmeyen birçok yer var. Depremden sonra yaşananlara ilişkin Dersimli yurttaşlara mikrofon uzattık. “DEPREMDE MÜDAHALE ÇOK GEÇ YAPILDI” Müdahale olsaydı bu noktada olmayacaklarını belirten bir yurttaş, “Kentsel dönüşüm yasasıyla ve imar affıyla nasıl bir yıkım yaptığımızı yaşadık. Yaşlı ve ruhsatsız binalarımıza ruhsat vererek insanların ölümüne sebebiyet verdik. Enkaz altında kaldıktan sonra yeni güçlü bir bina yapmanın anlamı da, insan öldükten sonra yeni bir binanın kıymeti de yok. O yüzden hızlı bir şekilde düzenli bir çalışmayla insanların hayatlarını kurtarabiliriz. İhmal insanı öldürüyor, unutmayacağız eğer unutursak tekrar enkaz altında kalacağız” diye belirtti. Depremde gerekli önlem alınmadığını ifade eden Kazım Karatekin, “Basında izlediğimiz kadarıyla 3. günden sonra enkazlara müdahale edildi. Deprem bölgesine giden gönüllüler olmasaydı bu hükümet depremin altında ezilmişti ve bitmişti. İnsanlar bile bile orada öldü” dedi. Depremde müdahalenin çok geç yapıldığını ama arama kurtarma çalışmalarının da çok erken bitirildiğini dile getiren Meral Orhan, “Halen enkaz altında canlı çıkarılanlar var ve halen enkaz başında yakınlarını bekleyenler var. Herkes bir yakınını kaybetti ama devlet çok geç kaldı. Bizde deprem yaşarsak devlet bize yardım edebilecek mi diye endişeleniyoruz” diye ifade etti. “İNSANLAR BİLE BİLE ÖLÜME TERK EDİLDİ” İlk iki gün deprem bölgelerine müdahale olmadığını söyleyen Rıza Bozdağ, “İlk günden itibaren müdahale edilseydi çok kişi kurtarılırdı. 3. ve 4. gün müdahale edilmesiyle iş işten geçmişti yazık oldu o millete bu da hükümetin beceriksizliği” diye konuştu. Türkiye’nin deprem bölgesinde olduğunu hatırlatan Ümit Gözlü, “Devletin depreme yönelik önlem alması lazımdı. Suç devleti yönetenlerindir başka kimsenin değildir. İnsanlar bile bile ölüme terk edildi” dedi. Halen enkaz altında olana insanlar olduğunu vurgulayan Hazal Bakan, “Maalesef elimizden bir şey gelmiyor. Bende kendi bulunduğum yerden yardım etmeye çalıştım. Ama maalesef deprem bölgesinde koordinasyonsuzluk sorunuyla karşılaştıklarını haberi aldım, gönderilen yardımların yerine ulaşmadığı ya da çeşitli bahanelerle el konulduğu haberleri aldım. Bir taraf yardım beklerken bir tarafta da yardımlar koordinasyonsuzluktan çöplere atıldığına şahit olduk. Yaşadıklarımız sinir bozucu ve yıkıcı yapabileceklerimizi yapmaya çalışıyoruz ve hesap soracağımız günleri bekliyoruz” ifadelerine yer verdi. PİRHA/DERSİM